Posted in Ay Döngüleri

27 Haziran 2014, Yengeç Burcu’nda YENİAY; KUTSAL EMANETLERİMİZ…


by James Christensen
by James Christensen

27 Haziran 2014 Cuma günü yeni bir Ramazan sürecine girilecek. Aynı tarihte – İstanbul’a göre – saat 11:10’da, Yengeç Burcu’nun 5’inci derecesinde YENİAY dediğimiz AY-Güneş kavuşumunu yaşayacağız.

AN’ın haritasına göre YENİAY 10’uncu evde ve 6’ıncı evdeki Neptün ile üçgen açı içinde. Yükselen 11 derece Başak… Bu derece Antik Çin’de ”Kutsanmış Olan” anlamına gelen ZOSMA sabit Yıldızı ile kavuşuyor.

Yükselen Yöneticisi Merkür, Retro konumda 10’uncu evde ve İkizlerde. AY Düğümleri ile ılımlı açılar içinde. AN’ın Yöneticisi ise Yengeç’teki Jüpiter… Ve Jüpiter AY Düğümlerine T-kare yapıyor.

Mars-Uranüs karşıtlığının tam açılı olması… AX ile kavuşan Lilith’in ve Vertex’in Mars-Uranüs ikilisi ile bir mistik dörtgen oluşturması… Buna mukabil Satürn-Chiron üçgeninin Mars-Uranüs zıtlığına paralel durması… Ve Juno-Venüs kavuşumunun MC’ye yakın olması…YENİAY haritasına derinlik ve dinamizm katan diğer bileşenler ;)

Buraya kadar olan kısım aşağıdaki yoruma zemin oluşturan göstergelerdi.

Gelelim MEAL kısmına;

ANAÇ bir Yeniay bu… Bir çok gelişmeye ve yepyeni bir dönemin başlangıcına gebe. Öyle bir AY var ki önümüzde, ”akışın” tıkandığı noktaları açıkça göreceğiz.

Hem talepkar – hem çekimser, hem iddialı – hem ürkek, hem cüretkar – hem temkinli hissetmek gibi ”ne idüğü belirsiz” salınımlar içinde olabiliriz. Zira DÖNENCE enerjisi hakim Yeniay’a… Yaz Dönümü’nün getirdiği ”görünürde sakin ama alttan alta etkili” bir dalganın tam göbeğindeyiz… Toprağımızın barındırdığı zenginlikler bir bir çıkıyor yerin üstüne!

Önümüzde de gayet hareketli bir süreç var;

Bizi beslemesine alıştığımız ”kişisel ve sosyal” GÖBEKBAĞLARI’nın içinde işlevini yitirmiş olanlar, bu süreçte kendilerini belli edecekler. Hatta bunların bazılarının yolumuza hizmet etmek yerine engel oluşturduğunu görecek ve onları devreden çıkartmak isteyeceğiz.

Eğer akışa engel olan bizim DURUŞUMUZ ise, bağları değil bizzat tavrımızı değiştirmek gerekecek;

”BEN” altında biriktirdiğimiz tarifler masaya yatacağı için şu soruları kendimize sormamız mümkün;

Gerçekte Ben Kimim?

Beni Değerli Kılan Nedir?

Kendimi Gerçekleştirmek İçin Yaptıklarım Ne Kadar BENİ Temsil Ediyor?

Kime, Neye, Neden AİT hissediyoruz?

Sorumluluklarıma Ne Kadar Sahip Çıkıyorum?

Güç, İktidar, Yetkinlik Anlayışım ile Vicdan, Şefkat, Hizmet Anlayışım Ne Kadar Birbirlerini Destekliyor?

Neden BURADAYIM?

Bunların her biri, varoluşumuza dair güçlü sorgulamalar… Ve bunlara vereceğimiz cevaplar, hayat yolumuzdan hoşnut olmadığımız konularda bize YA YOLUMUZU, YA BAKIŞIMIZI, YA DA DURUŞUMUZU elden geçirmemiz gerektiğini önümüze serecek!

Bu devrede işimiz, ailemiz, ebeveynlerimiz, çocuklarımız… bir şekilde aidiyet ilişkisi kurduğumuz ve karşılıklı sorumluluk içinde olduğumuz insanlar, kurumlar ve insan grupları, kendimize yönelik sorgulamalarımıza VESİLE olabilirler…

Kendimizi olduğu kadar sahiplendiklerimizi de olası tehditlerden ya da bize tehdit gibi görünen dış etkenlerden korumak… Yolumuzu tıkayan, ilerlememizi durduran unsurlardan kurtulmak… Enerjimizi ve emeğimizi ANLAMLI bir yere adamak arzusu tavan yapabilir.

Ben bunlara ait değilim!

Bu ben değilim!

Ne mecburiyetim var bunlarla uğraşmaya?

Çekilin önümden bana mani o kalmayın kardeşiiimmm!

türü isyanlarımız da olması pek mümkün :))))

Zira biz kabahati hep yola ya da başkalarına buluruz… Halbuki kendimizi hangi fonun üzerine koyarsak koyalım, bir süre sonra yeniyi eskiye çevirdiğimizi görmek istemeyiz!

Bu ”laf çakmanın” altında; ”Bağlarınız ve bağlılıklarınızla uğraşmayı bırakın siz asıl kendinizi değiştirin! Ziraaa her şeyin kabahati sizdeee… Nedamet getirin eyyy alçaklaaarrr….” türü bir saldırı ve suçlama yok :))))

Daha ziyade ”Yaşadıklarımızı dönüştürme sorumluluğunu üzerimize almak, ya da üzerimize aldığımız sorumlulukların içeriğini ve yerine getirme şeklimizi ele almak” gibi bir UYARI var.

Hayatın kendini tekrar eden döngüleri vardır. Döngü dediğimiz; kendimizi tekrar etmemek – değişmek ya da bir tık ileri gitmek – konusunda bize yeni şanslar veren bir akıştır. Hayatı rutin hale getiren döngüler değil, bizim tavrımızdır!

Hayatın bizi alt-üst eden şaşırtıcı sürprizleri, geri çekilerek ya da karşı koyarak engel olamadığımız şokları da vardır… Bunları da KORKUNÇ ya da İNANILMAZ hale getiren bizim algımızdır.

Hayatımız bazen SUYA YAZILMIŞ YAZI gibi gelebilir bize… Yapar eder, kimseden umduğumuz karşılığı bulamayabiliriz. Ama her yaptığımızın sistemde bir karşılığı vardır. Ve aldıklarımız kadar alamadıklarımız da okumamız gereken bir CEVAPTIR! Bu cevapta kendi gerçeğimize dair görmek istemediğimiz, okumak istemediğimiz mesajlar vardır.

Bazen bir sürü kazanç, bir sürü madalya, bir sürü övgü, bir sürü tanım ve konum verir bize hayat… Ama bunların hiç biri TATMİN vermez! Ya da bu ödülleri ”asıl kıymetli olanların eksilmesi pahasına” elde tutmak gibi bir bedel çıkartır önümüze. Hayatın cömertliğinin arkasında da daima bizi kendimize döndüren bir SORU vardır…

”Hayatın maksadı bizi hırpalamak mı?” diyenlere naçizane cevabım şudur; HAYATIN AMACI BİZE VAROLUŞ AMACIMIZI BULDURMAKTIR.

Hayat bizi olmak istediğimiz gibi değil OLDUĞUMUZ GİBİ sever… Ve insan KENDİSİ SANDIĞI ya da olması gerektiğini düşündüğü şeylerden daha FAZLA ve daha öte bir şeydir!

Olaylar, kendimize dair AÇIĞA ÇIKARTMAYI BECEREMEDİĞİMİZ nitelikleri tetiklemek için tasarlanır… Bu nedenle, yakın plandan bakınca İYİ ya da KÖTÜ gibi yargıladığımız birçok olay, aslında bize KİM OLDUĞUMUZU HATIRLATAN birer uyarandır.

Genetik hafızalarımızda nice neslin hazinesini taşır ve bu hazineyi ”kendimiz sandığımız şeyi” zenginleştirmek için kullanırız.

Bazen de genetik hafızamızın bize BELLETTİĞİ ezberleri, geri sarıp temizlememiz gerekir… Bu da MİRASÇI olmanın bedelidir ;)

Her insan evladının, aslına ve nesline borcu, KUTSAL EMANETLERİ’ni fark etmek, saf tutmak ve aktarmaktır. Bunu yaparken, emanetin üzerini kapatan kemikleşmiş önyargıları, alışkanlıkları, anlamsız ve geriletici kalıpları da tıraşlamak icap eder.

İşte insanın zoruna giden de zaten bu YONTULMA süreci, bu SAFLAŞMA gayretidir.

Bizi besleyen asıl göbekbağı, doyuran meme, aydınlatan ışık, cesaret ve umut veren destek, MERKEZ’le aramızdaki doğrudan hattır… O bizim özümüzdeki BİLGELİK, tohumumuzdaki NUR ve genetik hafızamızı ayıklamamızı, temizlememizi ya da uygun yerde uygun şekilde kullanmamızı sağlayan DAİMİ KERTERİZ’dir.

Sığınılacak kucak da, yüz çevirilecek ışık da, yoluna düştüğümüz ev de… İÇİMİZDE’dir. – ”İçimizde” sözcüğünün ruhsal yolculuklardaki yeri hakkında literatüre yaptığı katkılardan dolayı Cem Yılmaz’a selam olsun :)))

İçimize bakışımızdaki samimiyet ve cesaret, önümüzdeki kapıları açan bir anahtar olsun…

Kendimize duyduğumuz saygı, başkalarına duyduğumuz sorumluluk ve şefkate vesile olsun…

Yaptığımız işlerin, verdiğimiz emeklerin, sunduğumuz hizmetlerin asıl hedefi, hoşnut etmek istediğimiz asıl ebeveyn RAB olsun…

Kutsal Emanetimizin IŞIĞI gönlümüzde parlayıp, etrafımızı da aydınlatan bir MUM olsun…

Üstüste gelen Yengeç’teki Yeniay’ın, YAZ Dönencesi’nin ve Ramazan’ın arındırıcı enerjisi hepimize hayırlı, uğurlu olsun!

Vee madem ki aidiyetlerimizden bahsettik … bu yazının sonunu Lenny Kravitz’den I BELONG TO YOU şenlendirsin :)

 

 

 

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

5 thoughts on “27 Haziran 2014, Yengeç Burcu’nda YENİAY; KUTSAL EMANETLERİMİZ…

  1. Sevgili Juno, aklına sağlık, cok güzel özetlemis, çok güzel yazmışsın. Neden burda olduğumu bilmiyorum, madem burdayız, takilalim duygusundan da hazetmiyorum ve hayatın vermediklerinin de cevap oldugunu bilmek dudağımi büküyor, hatta aglayIveriyorum. Bu yeni ay kutsal emanetimizi farkkettirecek diyorsun, kendimizle ilgili unutttuklarImIzdan iyilerimiz ışıkla, yontulmasI gerekenlerimiz de çözümleriyle gelsin inşallah. AlgılarımIzI daha bi açık tutmak en iyisi galiba bu dönemde di mi Juno? sevgiler

  2. Sevgili Junocum, senin yazılarını okuduğumdan beri kendimi daha iyi tanımaya başladım sanki,yükseleni kova olan biri olarak kendimi bu dünyada uzaylı gibi görüyordum, herkes duyarsız ,bir tek ben duyarlı ve kimse bana herkese davrandığım gibi davranmıyor gibi gelirdi ama artık ben bazı iyilikte abarttığım davranışlarıma bir ölçü koymayı ve başkalarının da bana duyarlı olmaları fırsatını vermeyi düşünüyorum,bu farkındalığı bana sağladığın için çok çokteşekkür ederim ,sayende kendimi daha iyi hissediyorum,iyi ki varsın ,Her şey gönlünce olsun,Hayırlı Ramazanlar dilerim :)

  3. ne garip… uzun zamandır zeynepin yerini okumadım deyip önce oraya, oradan da buraya sürüklendim. oysa yağmur yağıyor ve ben aklımın sorularını teker teker bırakıyordum ki senin yazın bana yeni sorular sordurdu? kimim ben. ne yapıyorum. burada mutlu muyum? gereğini yapıyor muyum? cesaret??? hareket??? kafam karışık gidiyorum. kesik olanın bende, aradığımın içimde, aklımın oyununa gelmeden bu ruh halinden uzaklaşıyorum.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s