Posted in Astroloji Hakkında Genel, Kısa Dönemli Etkiler

6 Mayıs’ta Ay Lilith Kavuşumu … Kibir Tüm Günahların Anasıdır ;)


by Joseph Faust
by Joseph Faust

Ay bugün ana kucağı Yengeç’te tatlı tatlı salınıyor… Ama yarın gurur enflasyonu yaşadığı Aslan’a girecek ve Lilith ile kavuşacak. Bu aşamada Koç’taki Venüs’e üçgen, Boğa’daki Juno’ya da kare yapacak… Ve akabinde Terazi’deki Mars’la ılımlı bir açıya girecek.

Hani hep dersiniz ya; ”Şunu önceden söyleseydin!” diye :) Bu yazı hem okuyanlara, hem de kendime erken uyarıdır!

Buyurun buradan yakın;

Lilith – artık hepinizin bildiği gibi –  vesvesedir… Aslan’daki Ay ile kavuştuğunda öz-güven problemlerimizi tetikleyen durumlarla sınanmamız pek muhtemeldir.

Ay’ın Koç’taki arzulu ve reddedilmeye gelemeyen Venüs ile üçgen yapması ise, Lilith’e daha geniiiiiş bir manipülasyon alanı sağlar mı… SAĞLAR :)

Bedenli bir varlık olmamızın bize yükü, takıntılı bir ”hayatta kalma” korkusu taşımamızdır. Hayatta kalabilecek kadar güçlü ve donanımlı olmak isteriz. Konu Venüs olunca güç ve donanımın adı; değerli ve istediğini elde edebilecek kadar etkileyici olmaktır.

Mahrumiyet hissi Koç Venüs – Ay Aslan ikilisinin en bi tahammül edemeyeceği şeydir. İstediğini alabilmek ve alamamak, hayatta kalabilmek ve kalamamak ile eşdeğer hale gelir. Hele de Ay Juno – yani nefs – ile kare ise, istediklerine erişememe ihtimalinin gölgesi dahi, derindeki kaygıları su yüzüne çıkartmaya yeter!

Lilith bu kaygıları özenle kanırtacak, karşılanmayan taleplerimizin her biri özgüvenimize saplanmış birer zehirli ok etkisi yapacaktır. Ah  bu arada hemen belirtmem gerekir ki; BELKİ DE KİMSENİN BİZİ BİR ŞEYDEN MAHRUM ETTİĞİ YOKTUR! Yani – kendimizi bu duruma kaptırdığımız takdirde duyacağımız – acının sebebi, bizim böyle bir ihtimale dahi tahammülümüzün olmayışıdır.

Aslan’ın gururu Ay’ın Terazi’deki Retro Mars ile yapacağı 60’lık açı nedeniyle, önyargı temelli bir ”geri çekilme”ye neden olabilir.  Geçmişte yaşanmış bozgunların, boşa çıkmış beklentilerin anıları, önce sessiz kalıp senaryolar yazmamıza neden olabilir :)

Ama Ay ilerleyen zaman içinde Uranüs’e doğru yaklaştıkça içten dışa doğru da yönelen duygusal patlamalar kaçınılmaz olacaktır.

Yine de beklenmedik sonuçlara hazır olun! Hani hiç bir şeyin göründüğü gibi olmaması… tahmin edemediğimiz bir alt örgünün, olayların akışını bize kaygı veren bir hale sokmuş olması pek mümkündür.

Lilith Apla’nın dili sivri ama niyeti iyidir ;) Bütün görevi bize ”dolduruşa gelmeye hazır” zaaflarımızı fark ettirmek ve en büyük düşmanımız olan kibirimize duyduğumuz takıntılı bağlılığı sorgulattırmaktır.

Hani konu hayatta kalmak ise eğer… kibir, bir tür enerji asalağı, bir ömür zararlısı dahi sayılabilir! Ve maalesef ortaya çıkma biçimleri pek çeşitli, basiretimize galip gelmesini sağlayan ayak oyunları ise pek zengindir.

Gözle görünen kibrin altında bastırılmış değersizlik korkusu, gözle görünen değersizlik korkusunun altında ise çarpıtılmış ve abartılı bir önemsenme ihtiyacı yani yine kibir yatar.

Ama gizli ya da açık kibrin en belirgin zararı, bizi ”gözlemci ve analitik” olmaktan alıkoymasıdır.

”Aaa bu nasıl alıkoymaksa, beynim durmak bilmiyor! Yazdığım senaryonun haddi hesabı yok.” diyebilirsiniz :)))) O senaryoların hemen hiç biri ”hakikati” yansıtmaz! Her biri gerçeğin, kibir ve vesvese gölgesinde gözlenmiş ve yarım yamalak algılanmış hallerinden kırıntılar taşır. Ama HAKİKAT denilen bütünden çok uzağa düşer.

Kibir bizi bazen acı vereni görmekten kaçınmaya iter… Bazen de bir durumu göremediğimiz için acı çekmemek – yani topkek olmamak – adına, bize gördüğümüz her öküzün altında buzağı aratır.

Ve bizi istediklerimizi OLDURTMAK adına – saplantılı bir suçlayıcılık ve saldırganlıktan, sürekli kaçak oynamaya, kaybetme korkusu ile donup kalmaktan, anlamsız bir sabır ve sineye çekişe kadar uzanan geniş bir yelpazeye yayılmış – bir dizi tutum geliştirmeye sevk eder.

Reddedilerek rezil olmamak adına hakkımız olanı talep edememek de kibirdendir… Yakaya yapışmak ve had bildirmek de…

Bağımlı bir çaresizlik görüntüsü altında, eninde sonunda birilerini istediklerimizi vermeye mecbur etmek de kibirdendir… Tahtravalliden ilk inen, ilk vaz geçen, ilk ortada bırakan olmak da…

Başkasının hakkını yemek de kibirdendir… Bağımlılık yaratmak ve dolaylı bir üstünlük sağlamak adına hak edilmemiş ödülleri sağa sola saçmak da…

”NE YAPALIM O ZAMAN? İhtimali görmezden gelmeyi de, ihtimaller içinde kahrolmayı da ”tukaka” ettin… Bize ne kaldı?” diyorsanız… işte cevap;

HUZURUNUZU ve ÖZGÜVENİNİZİ BAŞKALARINA BAĞLI HALE GETİRMEYİN!

İnsan değerli olmaya, mutlu ve anlamlı bir hayat sürmeye dair ”kendince” kurallar biçmiştir. Ve hayatının senaryosunu sürekli olarak bu ”biçili” görünüme uydurmak için hem kendisini, hem de etrafındakileri çekeler ha çekeler…

Ama evrenin senaryosu, her zaman bizimkinden daha ilginçtir :)

Biz sınırlı tahayyülümüz ile bu senaryoyu öngöremeyiz… Hele de o vehimli, vesveseli ve kibirli hallerimize büründük mü aklımız fikrimiz hepten karışır! Tepkilerimiz hepten saçma ve boş bir hale bürünür.

Gördüğümüz şeye anlam veremiyorsak, ille de bir senaryo üretmek yerine HAKİKATİ dilemekten başka yapacak bir hareket yoktur.

Ama insana hakikat yetmez… İnsan MÜDAHALE etmenin peşindedir :)

Yine de olacaklar olur…  Ya da bazen bizim müdahalelerimiz yüzünden olacak iş olmayıverir… Bu dahi HAYIR’dır!

Zira biz kafaya taktığımız bir yere varmakla ilgilenirken, hayat bize yürümeyi öğretmekle ilgilenir… Biz kendimizi hayattan korumaya çalışırken, hayat bize ”kendimiz” sandığımız karmaşık duygu yumağından korunmayı öğretmeye çalışır.

Yani aslında hikayemiz, özgüven eksikliğimiz yüzünden bir türlü göremediğimiz bir şefkatle sarmalanmıştır :)

Kendi korkularınız ile sınırlanmış ve gölgelenmiş gerçeğinize ya da gerçek olsun diye direttiğiniz pempe hayallerinize sarılmayın bu aralar… Zira ancak o zaman GERÇEK SİZİ ÖZGÜR KILABİLİR.

Olana direnmeyin… Bilmiyorsanız sormaktan korkmayın… Duyduklarınızdan acele sonuçlar çıkartmayın… Bulduğunuz kanıtlar içinden kendi işinize gelenleri seçip senaryonuzu doğrulamayın…

Bırakın gerçek kendiliğinden ortaya çıksın!

Sonuç sizin değerinizi ya da hayatta kalma becerinizi değil, önemsediğiniz şeylerin gerçek değerini ve yolunuzdaki yerini ortaya koyacak ve GERÇEK SİZİ ÖZGÜR KILACAKTIR.

Bu yazının üstüne şöyle bitter çikolata kıvamlı, zehirli çekici bir şeyler çalayım size :)))

Obsession yani ”Takıntı” ;

Son yılların en iyi keşiflerinden Diego El Cigala söylüyor. Bebo Valdes piyanoda, Javier Colines basta eşlik ediyor… Flamenco gitarda ise ”şahsi takıntım” Nino Josele var :)

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

27 thoughts on “6 Mayıs’ta Ay Lilith Kavuşumu … Kibir Tüm Günahların Anasıdır ;)

      1. :) eveet iyi ki de var, kedisiz yaşarım ama müziksiz asla, çok teşekkürler :)

  1. sen sen büyüksün junom.yüreğine beynine kalemine sağlık ne güzel anlatmışsın yine….aslan burcuyum ve o kadar çok senaryo yazımdım ki sanki gerçekmiş gibi sonunda hep çuvalladım.ama bu sefer seni dinleyeceğim yazın tam zamanında geldi çoookkk teşekkürler. IYIKI VARSIN…..

  2. cok sevgili juno kardesim ve degerli juno takipcileri dua istiyorum herkesden benim icin dua edenlere Rabbim ettikleri duanin karsiligini fazlasiyla vermesini diliyorum amin
    cogu insan zor günler yasiyor Allahu Teala zorlari kolaylastirsin amin ..hic bir derdim yok diyen varmi bilmem ama derdin yoksa baskalarinin derdiyle dertlen onlarin acilarina ortak ol ki seninde sikintin oldugunda yardim bulasin …

    yazilarin gene nefsimize söyle bir dokundurdu emegine saglik…

  3. Sevgili Juno şu sıra ne yapsak ne etsek hepsinin suçlusu kibirimiz galiba:) Huzuru ve özgüvenimizi başkalarına bağlı hale getirmeyip, hiçbir şeyi hiçbir tarafa zorla çekiştirmeyelim tamam da ben de bir Aslan olarak şu sıralar tam da bunun üzerinde kendimi geliştirmeye çalışırken, geri çekilip herşeyi oluruna bırakmayı deniyorken sen geri çekilmek de kibirdir demişsin, orada takıldım kaldım, geri çekilip herşeyi akışına bırakmak da mı kibir? ne yapsam ne etsem anlayamadım :)) Bir de 6 Mayıs’taki bu kavuşumun etkileri ne kadar sürecek acaba?

  4. seni merak ediyorum Juno. mesela yazılarını nerede yazdığını, resimleri hangi kafayla seçtiğini, başlıkları ve nerdeyse her cümlesi ayrı küpe olan, net, biçimli ifadelerin nasIl içine dolduğunu, kendini nasıl frenledigini, yazdıkların böyleyken içinden geçenlerin nasıl hissettirdiğini. gene hatırlattın bana, müdahale etmek yok, herşey olduğu gibi güzel aslında anlamasak da, kabûl etmesek de. aklıma getirdiğin yüreğime su serpti, sağ olasIn. hakikati diliyorum, bir de gorecek kalp ve akıl gözümü. kafamI sakına sakIna şu ucgenlerden, karelerden kaçasim vardi, şimdi halâ var da daha az. sevgiler

  5. Elinize saglik, yine cok guzel bir yazi yazmissiniz. Okurken astrolojik psikoloji tarzi bir kitap yazsaniz ne guzel olur diye dusundum :) Sevgiler

  6. sen şimdi bana wolverine yüzünden mi dağ pisisi dersin, yoksam yukselenim aslan olduğundan mı Juno? walla billa içinin gördüğüne, hissettiğine ‘yok yok’ diyip, ihtimal vermeyip kalkanlarInI kaldırmayan saçma bi akrebim ben :) reality bites, öyle bi film vardIydI, o geldi aklıma, neden acaba ;)
    kork, gözünü kapa, nereye kadar, ne olcaksa olsun üçgen, kare takar kafamIza dolanIrIz. sevgiler cümletennnnn

  7. Çok güzelsin..hep çok güzel kalasın..
    “Korku insanı korkutarak, endişe endişelendirerek yönetir” cumleni yazı içinde ilk okuduğumda aklıma gönlüme mıhlamıştım..Şimdi de “kafaya taktığımız yere varmakla ilgilenirken, Hayat bize yürümeyi öğrenmekte”…….
    Teşekkürler junimmm

  8. Sevgili Juno ; yine hayatla ilgili düşüp takılmamızı engelleyen bir sürü zaafımızı ortaya döktün ve bu kdr güçlü kaleminle döktün :) Eline sağlık öncelikle :) . Yazdıklarını okurken ben de şuna takıldım ve izninle paylaşmak isterim “Yani aslında hikayemiz, özgüven eksikliğimiz yüzünden bir türlü göremediğimiz bir şefkatle sarmalanmıştır :)” diyince ben de aslında insanın aidiyet duygusunun, bağlı olduğu alışkanlıklarıyla kesiştiği noktanın bunda etkili olduğunu düşünüyorum. Yani şu soru geldi aklıma; insanın ait olma hissiyatıyla özgüven eksikliği birebir ilişkili midir acaba? Kolaylıklar dilerim :)

    1. Aidiyeti dünyevi şeylere bağlama çabası özgüven eksikliği arasında bir ilişki vardır.
      Ama zaten özgüven değil öze-güven vardır ;)

  9. Boşver abi dalgana bak veya su akar yolunu bulur veya savaşma seviş veya sen ne kadar sallarsan salla dona düşer son damla demek istiyorsun sanırım Junocan:) Çok haklısın. Tevekkül etmeli kişi.

  10. Bir Gün önce okusaydım, ne değişirdi? Gelen O’ndandır. Hesap sormak yerine saygıyla istifa dilekçemi yazıp, iyi dileklerimi ilettim bu sabah. İnanarak yaptım bunu. Korku yok, yarın kaygısı yok. Dedim ya gelen O’ndandır. Sevgiyle kalın…

  11. Gunaydin juno:-) gunaydinlar cumleten:-)
    Sevgili juno,su paragrafa bayildim;

    SONUC SIZIN DEGERINIZI YA DA HAYATTA KALMA BECERINIZI DEGIL,

    ONEMSEDIGINIZ SEYLERIN GERCEK DEGERINI VE YOLUNUZDAKI YERINI ORTAYA

    KOYACAK VE GERCEK SIZI OZGUR BIRAKACAKTIR.

    SAHANESIN! TEBRIKLER,ALKISLAR SANA:-)

  12. Bu yazıyı yazdığın gün okudum, edebi güzelliği dışında hiçbir şey ifade etmedi bana. Dün bi karar verdim ve infazı gerçekleştirdim, ağzımın içini acı bi tat kapladı. Sonra ya Juno geçenlerde bişiler yazmıştı diyip açıp okudum. Her satırı dokundu bana. Ama pişman değilim yaptığımdan ilginç bi biçimde. İstediklerimin az olmadığını biliyorum ama azı da bana hayata karşı işlenmiş bi suç gibi geliyor. Ne bileyim, hakkımda hayırlısı artık…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s