Posted in Kısa Dönemli Etkiler

Güneş Juno Kavuşumu Retro Mars’a Karşı; Konumuz ”KENDİ KALENE GOL ATMAK”


Portrait by Mary Jane Ansel
Portrait by Mary Jane Ansel

Koç’taki ilerleyişini sürdüren Uranüs etkisi altındaki Güneş, bir-iki gündür Juno – bir beden ve nefs sahibi olma halimiz – ile  kavuşumda. Yani ihmal edilmeyi hiiiç sevmeyen ”benlik” hissimizin fena halde farkındayız!

Ama bu duble paça ”varlık bilinci” Terazi’de aykırı giren ve Koç’un yöneticisi olan Mars’a ya da basitçe ”hayatta kalma güdümüze” karşı… Üstelik Güneş – yani benliğimiz – yıkan Pluto’dan ve onaran Jüpiter’den çift yönlü kare almakta…

Kısacası, 15-25 Nisan arasında göğün anateması olacak ”Jüpiter-Pluto-Uranüs-Mars Karesi”nin mesajını almaya başlıyoruz inceden ;

MEALİ;

Varlığımız, savunmamız gereken bir kale gibi görünür gözümüze… Güçlü olduğumuza, hayatla baş edebildiğimize, kontrolü elimizde tutabildiğimize inanmak isteriz.

Hayat bir iktidar mücadelesi, bir er meydanıdır sanki… Ve meydanın ağası olamıyorsak dahi, kendimizi kollamaya ”muktedir” olmak, dokunulmaz ve incitilmez bir konumda kalabilmek ister, bunu garantiye alamadığımız sürece hayatın ”güvenli” olmadığını düşünür… Yani aslında hep bir ”teyakkuz” halinde, her daim çalabilecek bir alarm ziline ayarlı yaşarız.

Bizi hayatta tuttuğu için pek kıymetli olan ama bir o kadar da talepkar davranan bedenimiz, bu gözle bakınca ”açık bir hedef” gibi de görülebilir!

Kimimiz onu ”caydırıcı veya boyun eğdirici” bir silah haline getirmeye, ürkütücü, haşmetli, erişilmez, alt edilmez olmaya çalışırız. Sürekli bir meydan okuma modunda dolaşır, gücümüzü sınarcasına her belaya bulaşır, karşıdan gelen otobüsün bile üstüne yürüyüp ”yiyorsa ez uleyn!” dercesine etrafımızdaki herkesin cesaretinin, oto-kontrolünün, sabrının, anlayışının, vicdanının, ezikliğinin, şefkatinin sınırlarını zorlarız… Bu yüzden de ne huzur verir, ne huzur buluruz!

Kimimiz onu ”hasımlarımıza” karşı koruma sağlayan bir kalkan gibi görür, ön yüzümüzü içimizdeki ”bizce” eksik, uygunsuz, onaylanması mümkünsüz olan yanları gizleyen bir perde gibi kullanırız. Olduğumuz gibi kabul görmekten umudumuzu kestiğimizden, derine gömülü utancımızı ve çekingenliğimizi maskeleyen ”bambaşka” bir imajla sahneye çıkarız… Bu yüzden de ne yapsak tam olmaz, ne kazansak yetmez, ne yesek doyurmaz, ne övgü alsak ”gerçekçi” gelmez!

Kimimiz ise onu ileri sürülecek bir yem, ikna edici bir ödül, avantaj sağlayan bir cazibe unsuru, yani ”gönüllü bir kurban” olarak kullanırız. Etkileyici olanları etkileyerek hayatta kalır, birilerini kendimize bağımlı hale getirir, verdiklerimizle ”vazgeçilmez” olmaya çalışır yani güçsüzlüğümüzü güce çeviririz. Yine de kendimize ait değildir hayatımız. Bir orta malı, kapanın elinde kalan bir ganimettir… Bu yüzden de ne güven veririz, ne güven duyarız!

Kısacası her insan kendince ”bir savaş” vermektedir hayat içerisinde.  Her insan yandaş belledikleri arasında bile bir şekilde yalnız ve aslında ”hep kendinden yanadır.

YİNE DE HAYAT HERKESİ VURUR!

Herkes incinebilir… Herkes hataya düşer… Herkes boş bulunur… Ya da bile bile basıverir bir muz kabuğuna :)))

Yani eninde sonunda herkes bir gün bir savaşı kaybeder. Ve başına gelebilecek en kötü şeyin bu olduğunu zanneder…

Oysa ASIL KÖTÜ HABER hepimizin bu savaş halinin içinde kendimizi kaybetmiş olduğumuzdur!

Hayat geçer… Ve bir gün insan ”hayatta kalmak için” yaptıkları ile, kendi kendisini bir çıkmaza mahkum etmiş olduğunu, korkularına, tutkularına, vazgeçilmezlerine yüklediği değer yüzünden bir çok değerini yitirmenin eşiğinde olduğunu fark eder!

Biz Ahmet’in bize, Süreyya’nın aşkımıza, Patronun özgürlüğümüze, Vurdukaçtı Takımı’nın zaferimize, Zormanya Başkanı’nın ülkemize, Hayatın da var olmamıza karşı olduğunu zanneder, hepsiyle de topyekun savaş ederiz :)

Saldırgan, uyanık, ödünsüz, fırsatçı, temkinli, pervasız, ürkek, suçlayıcı, kaypak, dayanıksız, zorlayıcı, kolaycı, verici, alıcı… Hepimiz bir hale bürünürüz ”güvende kalmak” adına… Sonra bir an gelir varlığımız ile aramızdaki engelin, var olmak için seçtiğimiz strateji olduğunu gösterir bize hayat.

VE ŞİMDİ TAM DA BUNU FARK ETMEMİZ GEREKEN YERDEYİZ!

Ne olucak peki diyenlere ”Acele Etmeyin!” diyorum… Şimdi fark etme zamanı… Önümüzdeki Dolunay ve Ay Tutulması ve bir süre gökte kalacak olan Büyük Kare, hangi konularda ve ne şekilde ”Kendi Kalemize Gol Attığımızı” gösterecek bize.

Önce bunu sindirecek, sonra da yavaştan hangi takımda ve kimin stratejisine göre oynadığımızı bir daha düşüneceğiz ;)

Kimbilir kaç yazıya koydum ben bu şarkıyı… Kimbilir kaç kez dinledim… Kimbilir kaç kez kendimden umudu kesecek oldum ama hayat hep gösterdi ki; ”Ben Onu Bıraksam da Beni Bırakmayan Bir Sahibim Var!”

BENİM HALA UMUDUM VAR – Mazhar Alanson

Benim Hala Umudum Var – Mazhar Alanson

https://www.youtube.com/watch?v=NL2iVBYzc8g

 

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

22 thoughts on “Güneş Juno Kavuşumu Retro Mars’a Karşı; Konumuz ”KENDİ KALENE GOL ATMAK”

  1. Selamlar junomm..
    Bu dolunay ve önümüzdeki 15 günlük süreç aslında bir süre perde ardında kalan ve kendi şüphelerimizin akle yakın bir halde cevaplandığı süreç olarak mı yaşadıkça anlayacağız..yani tabirin caizse golleri sayarken aklımıza dank mi edecek :))

  2. işe gelirken “neden tüm insanlar benim sevincime mutluluguma karsı neden kendi karanlıklarına beni de çekmeye çalışıyorlar neden mutlulugum birilerine batıyor hiçbirine güvenmiyorum bundan sonra daha dikkatli davranıcam, yakın ya da uzak kimseye gerçek duygu halimi göstermicem” derken bu yazıyla karşılaştım :) Güvende kalmak adına varlığımla arama engel koymicam kim ne düşünürse ne yaparsa yapsın ben yüreğime olumsuzluk almadıkça kimse bana zarar veremez :) Teşekkür ederim juno, seni seviyorum:)

  3. Sevgili Juno şu evrenin bize ders verme sevdası hiç bitmeyecek galiba.. Sürekli bir öğretmen edasıyla kalk sözlüye, olmadı otur 0, tekrar çalış gel der gibi…Oysa ki ben de tam artık 100 alma sevdalarımdan vazgeçmiş, ne 0 olsun ne 100, ortada bir yerde dengede kalayım 50 yeter modundayken, şimdi de büyük kare geldi çattı:) Çok ders aldım, 0’ları da gördüm 100’leri de artık huzuru buldum, kendime döndüm, her şeyi akışa bıraktım derken, içten içe her gökyüzü olayında yine mi bir ders alıcam korkusuyla sözlüye kalkmak istemeyen çocuk gibi tedirgin olmuyor da değilim…Eee korkma kabullen her gelen şey bizi geliştirmek için diyeceksin ama biraz da dersler, inişler, çıkışlar, ana fikir çıkarmalar olmadan stabil kalsak iyi olmaz mı, hayat okuluna biraz ara verip sömestr tatiline çıkmak istiyorum :))

  4. Çok tatlısın Eudaimonia :) ara ara katılmıyor da değilim :) ve sen Juno, yine ilacımı almış da rahatlamış gibi hissediyorum..bir sürü şeye bir orasından bir burasından bakıyorum..içimdekini kaybetmemek ve evet arkadaşın da söylediği gibi yüreğime kötü duygular sokmamaya çalışmak..insan olmak zor velhasıl..tam arınıyorum dediğin an karşına çıkarıveriyor evren, buyur al yüzleş der gibi..ve yine kafalar darmadağın, evler yıkılmış, yürekler isyanda..sevgiye tutunmaya sarılmaya çalışıyorum, hatalarımızı affetmeye çalışarak..affetmek zannettiğimden zormuş..ne kendim için ne can’ım dediğim için bile olamıyor öyle çarçabuk..nasıl emek harcıyorum bir bilsen bu durunla mücadele için..olmasını istediğin ve olan, olması gereken ve yapabildiğin..mesafeler..yüreğim doğru frekansla bağlanabilmek istiyor sevdiğimin yüreğine, dolayısılya sevginin, aşkın, yaratanın..ama noise derler ya hani..o nefesimden yakın yer bazen buğular ardında kalıyor..yolculuğumdaki yerin güzel..öyle güzel yazıyorsun ki ve öyle güzelsin..varlığına şükürler olsun..

    1. ”HATALI OLABİLME FİKRİNE” direniyoruz da ondan!
      Mükemmel olma mitimiz var…
      Halbuki hatalı olabileceğin yeri görmekten korkmamak asıl yürek isteyen
      Evren bize hatalı olduğumuz için kızmıyor yada alay etmiyor ki…
      FARK ET… KORUN… KORU yani ZARAR VERME diye mesaj veriyor
      Ama biz hatalı olabilme ihtimalinden korunmaya çalışıyoruz
      Ve neye dirensek ona çatıyoruz işte :)

      Sizler de çok güzelsiniz… Herkes kendini kabul ettiğince güzel, anlamlı ve can-içi :)
      Sevgilerimle

  5. ben bu histen nefret ediyorum juno
    bir kaç gündür ne yerdeyim ne gökte
    altı his denen şeye fazla mı ınandım cok mu onemsıyorum kendımı ne!
    neyi hıssetsem -genelde kötü olur- basıma gelir.
    işin kötüsü de senın yazdıkların bende hiç şaşmaz.
    ben bu hissi biliyorum.
    kaç kez yasadım ve oldu !

    burçlara göre etkisini,
    sifa niyetine birseyler de yaz lütfen.

    seni seviyorum….

    15-25 arası beni yeryüzünden alsalar olur mu?

    1. Canımcım zaten dolunay ve etkisi yazıcam da…
      Bunun nesi kötü ;)
      Aman görmiyim deyip deyip kendi bacağımıza sıktığımız neresi olduğunu bilmek fena mı?
      Hadi hadi biraz cesaret!

  6. Sevgili Juno’cum ben şu hatalarınla barışabilme işini bir türlü tam çözemiyorum galiba.. Eskiden mükemmelliyet delisiydim, her şeyin en doğrusunu en güzelini yaparım asla hata yapmam modunda 40 senemi geçirmişken sonra çaaattttt suratına öyle bir sille yiyorsun ki asla yapmam dediklerini de yapmışsın, olmaz dediğin ne var ne yoksa hepsi de olmuş, yargıladığın her şeyi de yaşamışsın, şok şok şok! Ehh yaradan kaçtığın korktuğun her şeyi zamanı geliyor sana yaşatıyor senin gözüne gözüne sokuyor tabi..Kalıyor musun ortada tüm korkularınla! Sonra bir idrak, bir kabullenme, bir arınma, huzuru buluyorsun, ne olursa olsun telaş yok sakinliyorsun.. Artık hatalı olabilme halini kabullenmiş oluyorsun, bak bu hatalardan da ne güzel dersler çıkardım diyorsun, değiştim, dönüştüm, geliştim diyorsun..Diyorsun da evren bize hatalı olduğumuz için kızmıyor ama ya çevrendekiler?? Senin hatalarınla üzülmüş kişiler de keşke tüm olaylara bu perspektiften bakıp her şeyi farklı gözle değerlendirerek devam edebilse.. Ehh öyle olmuyor onlar kızıyor, her şey alt üst oluyor. Sen de sonra gel de hatalardan korkma… Sen kendini günahlarınla sevaplarınla kabul ediyorsun, içindeki iyi niyeti sevgiyi biliyorsun da, çevren seni hatalarınla kabul edebiliyor mu acaba?

    1. Demek ki ”başkalarının onayı için yaşamak” da kendi kalene gol atmanın bir türü :)
      Kimse kimseyi kabul etmek zorunda değil
      Ama biz kendimizi olduğumuz gibi görmek ve kendimizi büyütmek zorundayız!
      Zaman tüm taşları yerine koyar…
      Herkesin işi kendine…

  7. İşte bu!! seni seviyorum, süpersin:) Benim olayım tam anlamıyla “başkalarının onayı için yaşamak”. Artık kendi kaleme gol atmayı bırakıp, tek başıma bile olsa istop oynamaya başlıycam:)))) Kimse benim oyunumu onaylamak zorunda değil haklısın. İçimdeki sevgi ve iyi niyetle başkalarının onayını beklemeden önce kendi kendimi sevmeyi öğrenmeliyim. Çok teşekkürler:)

  8. Bir soru sorabilir miyim? 15 Nisan doğumluyum ve güneşim 24 derece koç burcunda. Doğum günümde hem dolunay olacak hem de güneşimin tam karşısında ay tutulması… Bu durumda vurgulanan ana temayı söyleyebilir misiniz kısa bir cümle ile?
    Bu arada mükemmel bir yazıydı bütün diğer yazdıklarınız gibi, kaleminiz ve siz dert görmeyin…

  9. Mükemmel bir yazı olmuş. Bu dönem yaşadıklarımı tarif etmişsin Juno, ellerine sağlık. Kendi kaleme attığım gollerin tam da bu dönemde farkına vardım ve kendimi değiştirmeye niyetlendim. Umarım başarabilirim.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s