Posted in Kısa Dönemli Etkiler

Ay, Mars, Venüs ve Lilith Arasında Büyük Kare … Ama Biz Bu Maça HAZIRIZ!


Self Protrait by Joni Mitchel
Self Portrait by Joni Mitchel

Ay bugün Koç Burcu’ndaki yolculuğunu tamamlarken, Güney Ay Düğümü ile kavuşacak ve Kuzey Ay Düğümü ile kavuşan Terazi’deki Mars ile karşı karşıya gelecek… Bu karşıtlık, Oğlak’ın son derecelerinde ilerleyen Venüs ve Yengeç’i terk etmeye hazırlanan Lilith’in de katılımıyla, bir Büyük Kare’ye dönüşecek…

Bu Büyük Kare, nefsimizin çapraz  ateş arasında kalması gibidir! AMA BU KEZ BİZ RAKİBİMİZİ TANIYORUZ veee MAÇA HAZIRIZ :)

Büyük Karelerde her bileşen, diğerlerine meydan okur! Tehditleri savuşturmak için her bileşenin kendi içinde ayarı bulması ve güçler dengesinin kurulması zaruridir…

Biz bu zaruri dengenin bileşenlerini aslında tanıyoruz… Zira uzunca bir süredir aynı koşullar altında mücadele vermekteyiz.

Aynı arabaya koşulmuş dört atın GÖLGE yanlarını bir daha gözden geçirelim;

YENGEÇ’teki LİLİTH ya da Derin Kaygı – Kaygı bizim kara deliğimiz… Ona düşünce çıkamıyoruz! Vehim, korku ve panik yüzünden hesapsız hareketlere kalkışıyor, aşırıya kaçan savunma-saldırı manevralarına girişiyoruz. Ya da içine düştüğümüz çaresizlik duygusuyla aşırı ödün veriyoruz. Ve her iki durumda da, zarar görüyoruz. O zaman; endişenin varlığını gideremiyorsak taşkınlık yapma dürtümüzü kontrol etmeli, sabrı ve vicdanı elden bırakmamalı, tamamını izleyemediğimiz bir akışa zanlarımızla ve korkularımızla müdahale etmeye çalışmak yerine, Merkez’e güvenmeyi öğrenmeliyiz!

OĞLAK’taki VENÜS ya da Katı Standartlar – Kontrollü olmak gerekli bir vasıf… Ama asla esnememek, hem bizi hem etrafımızı zora sokuyor! Zira o zaman zaaflarımız ya da hatalarımızla yüzleşmek ve kendimizi usul dokunuşlarla düzeltmek yerine, kendi içimizdeki mayınları YOK sayıyoruz… Haklı çıkmak adına anlamayı reddediyor, hatayı hep başkasında arıyor, gelişmeyi durduruyor… Daha da beteri, yok yere insanları bize cephe almaya itiyor ya da – bize yapılmasından hiç hoşlanmadığımız halde – herkesi bize ödün vermeye mecbur ediyoruz. O zaman, önce kendimizi sonra başkalarını eleştirmeyi öğrenmeli, af dilemekten, geri çekilmekten, hak vermekten bu kadar ürkmemeliyiz!

KOÇ’taki AY ya da Gözükaralık – Hiddet ve hırs bizim en büyük zaaflarımız! Bir şeyi arzu ettiğimiz zaman gözümüz dönüyor… Bunun uygun olup olmadığını filan bir yana bırakıp, sadece elde etmenin hazzına odaklanıyoruz. Hep bir adım önde olmak, hep galip gelmek, hep güçlü ve kazançta olmak istiyoruz… Bazen de bu kadar haz ve güç odalı olmak bizi karanlığa çekiyor. Hak yiyebiliyor, kalp kırabiliyor, ah alabiliyoruz. Kendimizi korumak, hakkımız olanı almak ya da üstümüze gelen birine karşı çıkmak için dahi olsa, bazen kalbimizi bozup kantarın topuzunu kaçırmak mümkün… Bu bizi haklıyken haksız duruma düşürebiliyor ya da zamansız bir atakla enerji kaybettiriyor. O zaman, neyi ezdiğimize bakmadan gözümüze gönlümüze düşen herşey için saldırıya geçmemeliyiz! Ve mantıksız direnç karşısında bilinçli bir sabır, ayarsız güç karşısında da sakin bir dirayet göstermeliyiz!

TERAZİ’deki MARS ya da Çabasızlık – Gayret göstermek, göze almak, duruş belirlemek, sorumluluk almak yerine gölgelere sığınmak, kendimizi geri çekmek, gözardı etmek veya duyarsızlık, hepimizin zaman zaman başvurduğu bir ”kaçamak.” Yalnızlık korkusu, deneyip başaramama kaygısı, verdiğimiz bir emeğin boşa gittiğini kabul etmeme isteği, gerçeğe direnç gösterirsek hayatı istediğimiz yere getirebileceğimiz hayali ile, inisiyatif ve karar almayı reddediyoruz. Direksiyonu devamlı olarak birilerine verdiğimizde ya da bu şekilde devam edersek başımıza gelebileceklerin değerlendirmesini yapmadığımızda ise, bir gün önümüzde gidecek bir yol kalmıyor. Ve saplandığımız yerden bizi buraya getiren insanlar çıkartamıyor. O zaman, korkularımız yüzünden gerçeği görmezden gelmek yerine, zamanında tepki göstermeyi, önlem almayı, hayatımızın sorumluluğunu almayı kabul etmeliyiz!

Bu dört atın her biri diğerinin varlığından dolayı kendini kontrol altına almak zorunda… Ve biz aslında bu atların koşulduğu bir arabayı kullanmayı, oyunu bu şartları dikkate almak gereken bir sahada oynamayı daha önce de denedik!

Gelişim döngüsünde, bir çemberi daha kapatan… Balığı tek edip, Koç’un 0 derecesine geçen Juno – YANİ NEFS BİLİNCİMİZ – Lilith’den üçgen, Venüs’ten de 60 derece ılımlı açılar alıyor…

Yani aslında nefsimiz zaaflarını tanıyor ve neleri kontrol altına alması gerektiğini ARTIK BİLİYOR! Şimdi sıra, bugün iyi bir oyun çıkartmakta :)

Oynarken neleri akılda tutmalı;

– İyi oyuncu kazanmak için değil, iyi oynamak için oynar!

– Düşse de kalkar ve oyunu bitirir!

– Durumla değil, kendiyle mücadele eder! Atlarına sahip olur…

– Ne yapacağını bilmediği hallerde çaresizliğe ya da hırsa kapılmak yerine MERKEZ’e danışır!

Yapamadıklarımız için, kaybettiklerimiz için kendimizi suçlamak yerine DENEMEK lazım…. Korkmayalım kendi zaaflarımızla yüzleşmekten Dostlar! Saklamayalım, kaçmayalım, eksikli olmaktan utanmayalım. Ve unutmayalım: ”NEFSİNİ BİLEN, RABBİNİ BİLİR!”

UNUTMAMAK’tır zaten bütün mesele :) Kendimizi ve bizi neyin ayakta tutttuğunu hiç unutmamak…

Always On My Mind – Willie Nelson

 

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

8 thoughts on “Ay, Mars, Venüs ve Lilith Arasında Büyük Kare … Ama Biz Bu Maça HAZIRIZ!

  1. junoooooooooooo seni bekliyordum yine tam zamanında geldin çok yorgunum bu maçtan galip çıkabilirmiyim bilemiyorum ama evet hazırım…

  2. ah Juno, kareden mi bilmem, içimdeki seslerin herbiri bir yana çekiyor ve tam o anda yetişti yazın. şimdi kara kara düşünüyorum. kafamdaki şeyle ilgili aslında bir son istemiyorum, içimde kalan, yaşamak istediklerim var. Gelgelelim bu bir son ise de gerçek, düzgün, olana saygı gösteren bir son ve veda istiyorum. hangisi nefsim? sabretmem, geri çekilmeye devam etmem mi gerekiyor yoksa göze almalı mıyım? yoksa ikisi de nefsim de asıl emeğimin boşa gittiğini mı kabul edemiyorum? ah Juno ah, çok karıştım, kare oldum

    1. Bilmiyorsan dur ve dua et dağ kedisi :)
      Hiç bir şey yapma ve sadece hayırlı olanı dile… Ama sonra sonucu değiştirmeye kalkma

  3. gözlerimi doldurdun Juno.dağ kedisini hatırlaman da var içinde, değiştirmeye kalkma dediğinde korkumu anladığını hissettirmen de, yalnızca O’ndan geleceğini hatırlatman da, hepsinden var içinde. eyvallah

  4. juno:
    sık sık yazdıklarının, birikiminin ve aktarımının önünde saygıyla eğildiğim..
    kararı değiştirmeye kalkmak nedir sence..yani belirsiz bi durum ben adım atmadıkça yıllarca aynı sürümcemede kalabilir halde ise, karar vermek zorunda olan ben isem..ve ne yapacağımı bilmiorsam..
    dua edior ve bırakıorsam sonunda genede karar vermek zorunda kalıorsam kararı değiştirmiş yada sonucu etkilemiş olur muyum..bi türlü çözemiorum..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s