Posted in Uzun Dönemli Etkiler

Jüpiter Pluto Karşıtlığı … Almak, Vermek ve Dengeyi Bulmak Hakkında HERŞEY!


Take Me  ''AL BENİ'' Vintage Plak Kapağı
Take Me ”AL BENİ” Vintage Plak Kapağı

Jüpiter – Pluto karşıtlığı 31 Ocak’ta tam açılı olarak gerçekleşecek. Ancak bu oluşumu merkezine alan ve etkileri bu günlerden başlayarak Şubat’ın ilk günlerine dek sürecek – yani yaklaşık 2 haftalık süreci kapsayacak – bir görünüm daha var;

Jüpiter Yengeç’te retro giderken, Oğlak’ta gerileyen Venüs de, Pluto ile yakınlaşma halinde… Balık’taki Chiron – Juno ikilisinin de Jüpiter’e üçgen, Pluto’ya ise 60 derecelik açısı var.

MEALİ;

Jüpiter ve Venüs, ”benefic” yani olumlu etki yaptığı, bolluk getirdiği düşünülen gezegenlerdir. Bu ikiliden Jüpiter’in ”Büyük Benefic” sayılmasının nedeni, sonsuz bir kaynak ve sınırsız bir vericilik sahibi olmasıdır. Tabiri caizse, dokunduğunu ihya eden, alicenaplığı ile gönüllen fetheden ve bu sayede gücünü çoğaltan bir hükümdardır. Yengeç’te olduğunda merhametinin, koruyuculuğunun, şefkatinin de sınırsız olması beklenir… Hani bir ev düşünün ki, şöminesi hep güldür güldür yanıyor, ocakta hep en sevdiğiniz yemek kaynıyor, odaları ana kucağı kokuyor, çeşmelerinden ise süt ve bal akıyor :)))

”Küçük Benefic” olarak bilinen Venüs ise, vericilikten ziyade üretkenliği, arzu ettiklerine erişebilme yeteneğini ve ihtiyaç duyduklarından mahrum kalmama becerisini çağrıştırır. Jüpiter’deki sonsuz ve karşılıksız tatmin, Venüs’te istediğini almak için, istenileni verme kapasitesine dönüşmüştür. Oğlak’ta olunca hesapçılık, eli sıkılık gibi ”karşılıklı” dengeleri kendinden yana bozma eğilimini ya da arzu edilene ulaşmak için bazı sıkıcı engellere katlanmak ve uzun uzadıya uğraşmak mecburiyetini çağrıştırır ;)

Jüpiter ”kaynak bolluğu ve cömertliğin” simgesi ise, bu aralar onu karşısına almakta olan Pluto da ”varlığın yok edilmesi, kaynakların tüketilmesi ya da dönüştürülmesi, ve bazen de bir şeylerin yoktan var edilmesinin” simgesidir. Her iki gezegen de ”hükmeden” rolünü üstlenirler. Ancak Jüpiter vaat ederek ve sahip çıkarak – yani etrafındakilerinin gönül rızasını sağlayarak – hükmünü geçirirken, Pluto baskı uygulayarak ve sahip olduklarına el koyarak hükmü altındakileri çaresiz ve etkisiz bırakır.

Oğlak’taki Venüs’ün Pluto ile birlikteliği; ”Yoksunluk, yetersizlik ya da kaybetme korkusunun hırsa ve hesapsız kontrol arzusuna dönüşmesini” … ”İhtiyaçlara ulaşmak için gösterilen çabalarda ve alıcı davranışlarda aşırıya kaçılmasını” … ”Kaynakların haksız ya da verimsiz kullanılmasını” düşündürmektedir…

İşin içine retro haller ve karşıt görünümler de girince, şöyle gelişmeler yaşamamız mümkündür bu devre boyunca;

– Geçmişte ”hadsiz hesapsız” verdiğimiz halde, karşılığını alamadığımız haller bize kendimizi ”kullanılmış” ya da ”değersiz” hissettirebilir. Ve hesap sormak, bedel almak için üste gidici bir tavır benimseme eğilimi gösterebiliriz…

– Ya da ”vermeyi kesersek bu güne dek yaptığımız yatırımların karşılığını almaktan hepten mahrum kalmaktan korkmak” gibi bir kaygıyla, aynı sonuçsuz ve yıpratıcı vericiliğe devam etmeyi seçebiliriz…

– Bize sunulmuş imkanları fazlasıyla sömürmüş olduğumuzu ve bu nedenle artık hesap sorulmaya ya da bedel istenmeye başladığını görüp, hırçınlaşmak, inkar etmek, yüzsüzlüğe vurmak, bahaneler bulmak, muhtaçlığa sığınmak gibi kaçamaklara  kalkışabiliriz ya da böyle yapan insanlarla karşı karşıya kalabiliriz…

– Elimizdeki kaynakları verimsiz ve yararsız şekilde kullanmış olduğumuzu fark edip paniğe kapılabilir ve bir daha aynı şansı yakalayamamak ya da aynı performansı gösterememek endişesi ile, oyundan geri çekilmeye, kendimizi tedavülden kaldırmaya niyetlenebiliriz…

PEKİ NE YAPMALIYIZ?

Her karşıtlık, terazinin kefelerinin bir yöne doğru fazla ağır bastığına işaret eder ve bizi DENGEYİ BULMAK yönünde uyarır! Bu görünümde ise hem karşıtlığa dair uyarılar, hem de dengeyi bulmayı kolaylaştıran yardımcı unsurlar – Chiron Juno ikilisinin karşıt uçlara yaptığı ılımlı açılar – vardır.

Juno ruhumuza eş olanlar ve nefsimize hoş gelenlerdir ya da basitçe nefs kapsamında tarif ettiğimiz herşeydir :) Chiron ile birlikteliği, ”Mahrumiyet bilincinin” onarılmasını… kayıp ya da hiçlenme içeren deneyimler nedeniyle gelişen ”açgözlülük, bulduğunun ve sunduğunun değerini bilmeme, onay almak için sınırsız verme” gibi alışkanlıkların ŞİFA bulmasını çağrıştırır.

Herkes kayıp, haksızlık, ezilme, mahrum bırakılma, önemsizleştirilme, ötekileştirilme gibi deneyimler yaşamıştır… Bu deneyimler bizi alış-veriş hallerinde dengesiz ve özensiz olmaya sürüklemiş ve yukarıda tariflediğim  deneyimlere açık hale getirmiş olabilir.

Zaman alışkanlıklarımız sürdürme zamanı değil, deneyimlerimizin sonuçlarından ders alıp, denemeye cesaret edemediğimiz çözümlerin örtüsünü açma zamanıdır :)

Ancak burada da TİKKAT edilmesi gereken bir ifrat hali vardır!

Çözüm karşımızdakini AKSİ yönde zorlayarak yani vermeyenin yakasına, durmayanın eteğine, duymayanın kulağına yapışarak bulunmaz… Kendi içimizdeki dürtüyü durdurarak, ağlayıp bağıran sesi susturarak bulunur.

Dönüşüm – öncelikle – kendi içimizde gerçekleşmesi gereken bir süreçtir!

– İstemeyi bilmeyene, verileni adabıyla almayana, aldığını kullanamayana ya da kıymetini bilmeyene VERMEYİN!

– Sorana yapmayı öğretin ama YERİNE YAPMAYIN!

– Saygı duyun, şefkat gösterin, destek verin, güven verin … AMA ACIMAYIN! Ve asla bir insanın kendi sorumluluğunu taşıma gücünü elinden almayın!

– Hoşgörün, affedin, vazgeçin, yol verin… Ama kimsenin ÖNÜNE ÇIKMAYIN ve kendinizi kimsenin AYAĞININ ALTINA ATMAYIN!

– Destek isteyin, bilgi isteyin, fırsat isteyin … Ama verilenin HAKKINI ve mümkünse ilk fırsatta kendinizce bir karşılığını VERİN! Bu sizi eşit kılmasa da DENK kılacaktır…

– Geçmişteki hatalarınızın bedelini ödeyin! Ödemeniz mümkün olmayanlar için – kabul edilmeyeceğini bilseniz de – pişmanlığınızı İTİRAF edin ve ÖZÜR dileyin. Hatanız kimseye değil kendinize zarar verdiyse, o zaman özünüzle hesaplaşın ve bahaneler üretmekten vazgeçin. Bu sizi özgürleştirecektir…

– İnsana değer katanın ALABİLDİKLERİ ve KONTROL EDEBİLDİKLERİ değil ÜRETEBİLDİKLERİ ve SUNABİLDİKLERİ olduğunu öğrenin! Bu sizi her türlü karşılıklı bağımlılık ilişkisinden ve kaybetme korkusundan koruyacaktır…

– EN ÖNEMLİSİ; Mülkün Yaratana Ait Olduğunu UNUTMAYIN! Bütün kaynaklar, onu HAK ile kullanabilene verilir… Elinizde olmayanın ya da sizden alınanın değil, RABBİN RIZASI’nın peşinde koşun! Bu size sınırsız bir güven hissi verecek ve hayatınıza daimi bir bolluk ve bereket getirecektir…

A Sense of Grey – MODDI … Nefis bir melodi, etkileyici bir vokal… Ama sözleri itibariyle sevginin en plutonik versiyonlarından birini tanımlayan ”duman rengi” bir parça :)))

”Sevgi” adı altında meşrulaştırılan ilişkiler vardır… Ama baktığında göğsünü daraltır, ufkunu karartır, yolunu kapatır insanın… Oysa sevgide farklılaşma korkusu, hakimiyet kaygısı, engelleme çabası, değiştirme inadı ya da işine geldiği gibi kullanma ihtirası yoktur!

Sevginin çok naif ve latif bir dengesi vardır… Almak için vermek değil, VEREBİLDİĞİN İÇİN VERMEK, fakat vererek karşındakinin büyümesine ya da kendi yolunda yürümesine engel olacağın zaman DURMAYI BİLMEK’tir sırrı… TIPKI bizi YARATAN’ın yaptığı gibi!

”Rabbini bilmeyen Sevmeyi bilmez!” John 4:8

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

24 thoughts on “Jüpiter Pluto Karşıtlığı … Almak, Vermek ve Dengeyi Bulmak Hakkında HERŞEY!

  1. göklerin bize öğretmek istediği birşey var! kendimiz olmayı öğretmek..
    kendimizi tanımayı kendimizi tanırken özümüzdeki derunumuzdaki Rabbani hakimiyeti ve hakikaiti bilmek..
    kendimi bilmek işte bu yüzden Rabbi bilmek..
    ötede değil..ötende hiç değil..Allah..her daim yarattığına kafi kaim ve kadir..
    Allah Şükür Kaim Kafi Kadir..AŞKKK..
    Teşekkürler junom..ellerine emeğine yüreğine sağlık..tam da tanımladığn üzere, sömürülmüş kandırılmış hissizlik duygusu ile kaim bir durumun fevkalade fevkine ve farkına varılmışlık ve bu noktada vermeyi kesersek..ikilemleri ruhu kanatmakta iken..herneyse..şimdi yapmam gereken şu yazdığın tavsiyeleri kulağıma küpe yapmak..
    teşekkürler junom..

  2. Yazın sevgili Juno,derin bir nefes gibi geldi.Bilgine ,yüreğine sağlık.Hayatlarımız başkalarının döküntülerini attığı ”arka bahçe”ler olmamalı.Bana göre…..

  3. Sevgili herşeyi bilen kadın;yine tam üzerine bastığınız mevzularla uğraşırkene :) duruma el koydunuz,yahu ne bitmez dersleri varmış bu satürnün,ben kendimi beğenmekten ölmekle meşgulken,ne çok hata yapıyormuşum,sevdiklerimi överken göklere çıkarıp,sürekli vererek,acayip biçimde çevremdekilerin dengesiyle oynuyor,sonrada ya bu kendini bi halt sanmaya başladı diyip,haddini bildirip gönderiyormuşum,son 4 ayımı denge ve ölçü bulmaya çalışarak geçiriyorum,akrep olmanın en zor tarafı bu sanırım,hiç bi duygunun ölçüsünü bulamamak ve dengeyi tutturamamak,artık çok sıkıldım kendimden yafu :) hani bildiğiniz bişey varsa durmayın söyleyin :)) çok teşekkürler ve çookk sevgiler…

  4. – EN ÖNEMLİSİ; Mülkün Yaratana Ait Olduğunu UNUTMAYIN!
    Daha dün gece aklımdan bunu geçirmiştim.Sen harikasın! Bu yazdıklarının hepsini not alıp, uygulayacağımdan emin olabilirsin.Zihnine,yüreğine,eline sağlık.JUNO, seni seviyorum .

  5. ”Elinizde olmayanın ya da sizden alınanın değil, RABBİN RIZASI’nın peşinde koşun! Bu size sınırsız bir güven hissi verecek ve hayatınıza daimi bir bolluk ve bereket getirecektir…”
    Bu cümleyi açıklarsanız çok memnun olucam. Teşekkürler ve sevgiler…..

    1. Hayatta maddi manevi birçok kazanç ve kayıp yaşanır… Bu dünyanın doğasında var olan birşey.
      Yaratanı hoşnut kılacak şekilde yaşamayı dert edenlerin, kayıpları dert etmesi gerekmez…
      Bolluk gibi görünen dönemler de darlık gibi görünen dönemler de bizi sadece ”kendimizi kaybetmemek” yönünde eğitirler.
      Kendimizi ve Yaratanla bağımızı kaybetmezsek, diğer kayıp ve kazançlar sadece içinde yüzdüğümüz bir su gibi bizi ileri taşırlar
      Bu hayatı gündelik bir hesap defteri değil bir öğreti olarak gören bir bakış açısı…
      Umarım daha açıklayıcı olmuştur
      Sevgi ve Saygı ile :)

  6. Çok karmaşık zamanlar bunlar! Belki de karmaşa hep vardı: ama sıyrıldığımı zannedip olaylara tepeden (güya) bakarken nasılsa kontrol edebilirim yanılgısıyla müdahalede geciktiğimden beri kafam karmançorman. Verdiğimi, verdiğim için kıymetimin bilineceğini sanırken aldatılmış bir kadın olarak şu anda madden-manen çaresizce suyun üstünde kalmaya çalışıyorum. Belki de kaptaki su değil süttür:) Çırpındıkça yoğunlaşacak ve kurtuluş yolum açılacaktır. Kafam bu kadar karışıkken hala içinde yüzdüğüm şeyin ne olduğuna dilimi değdirip bakamadığımdan, maalesef şaşkın sayıklıyorum. Burcu kova yükseleni ikizler ve ayburcu akrepte biri için bu normal mi bilmiyorum?!
    Mülk Allah’ın ve ben onun ipine sarılmaktan başka bir şey yapmıyorum.

    1. Sevgili Narinhanım :)
      Kolay geçmediği belli…
      Yine de hayrınıza olacaktır.
      KORKMAYIN ve yüzemediğinizde, sırtüstü uzanın hayata
      Zira su daima sizi taşır ;)
      Sevgilerimle

  7. (Zamanın birinde yazmış şair, derdimi… Zor ama olacak! Teşekkür ederim desteğiniz için.)

    Taş Parçaları

    ey hayat dedikleri büyük kusur.
    ey kimselere değişmediğim
    ayrılığın neden bunca ağır?

    hani adalet?
    bir kasımdan öteki kasıma
    bir yanım kör bir yanım sağır

    dünya ne ki sevgilim?
    benim sana yaptığım kubbe yanında.

    düşsün, olsun, bırak,
    içinde yıldızlar patlıyor.
    kolaydır inanmak kadar inanmamak da.

    ister sal kendini dünyaya, ister kal yanımda
    her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni
    yoluna baş koymak diyoruz
    biz barbarlar buna.

    Sözde kalır sevgilim
    Sözde kalır bütün sözler
    Aşk çünkü, aşk çünkü kendine
    Bir yol, bir ideoloji ister.

    Bilirim, çöl rüzgarında çalıdır bazı yaşlar.
    Sen sevgilim ilerde, biraz daha ilerde
    Bir tarihe başlayacaksın, orası işte
    Benim tarihimle başlar.

    Ve say, geriye doğru,
    tek tek
    Sende kalsın şimdi al bu taşlar.

    ben başka bir şey olmak istemem
    istemedim başka şey.

    sabırla sevgilim sabırla
    acılarımız eşitlensin bu şehirde
    diye diye.

    bu şehirde etten geçip kalbe erişene dek sabırla. tek, sabırla.

    kaç kişi var bu şehirde ruhunu sana kubbe, etmiş?

    büyük keder içerirmiş, gördüm, anladım
    etten geçip aşka varanın sevgisi.
    bunun yanında sevgilim unun yanında etin ihaneti,
    kısaca
    hiçbir şeydir.

    şimdi bir masaldan bir peri
    sessizce dinlesin beni,

    alsın yorgun başımı
    alsın cümlemi usulca kalbine koysun.

    benim cümle taşıyacak halim yok.

    en acısını sevgilim
    en acısını tadayım istedin:

    en acısı buydu.

    omurgamı aldın benim.
    omurgamı aldın.
    omurgamı aldın.
    omurgamı.

    niye?

    gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum
    yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.
    bilemem,
    belki bu yüzden
    ben sana yanlış bir yerden edilmiş
    bir büyük yemin gibiydim.

    beni hep aynı yerimden yaralayan o eve
    yine de döneyim döneyim istedim.

    ah benim sesimle
    söylesem de, inanmazlar
    benzemiyor çünkü bir dile.

    döndüğüm, döndüğüm ama döndüğüm
    döndüğüm bu sema sensin. döndüğüm.

    sen benim kara ömrüme vuran
    suyumu harelendiren sevincimdin.

    onu sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.

    titreme daha fazla kalbim.

    bağışla kendini artık onu da ,
    bırak gitsin.

    o senin en ezel gününden kaderin
    sen onu nasılsa bin kere daha seveceksin.

    bir masal bir taş ağırlığında olabilir mi?
    olurmuş meğer.

    birlikte bir masala inanmak istedim
    ben seninle, sadece bu.
    sen beni tek
    tek
    bıraktın.

    benim artık taş taşıyacak,
    taş kaldıracak, taş atacak
    halim mi var!

    ..
    birhan keskin

  8. Koç’da güneş mars kavuşumu , yükselen Yay ve Balık stelyum bir haritaya sahip olan birisi olarak yazıda sözü edilen dengeyi bulabilmenin değil bu dönem yaşam sınavım olduğunu düşünüyorum. Benim için başucumda tutacağım ,hatırlamak için de daha çok uzun bir süre dönüp dönüp okuyacağım bir yazı , ellerinize sağlık.

  9. “Yaratanı hoşnut kılacak şekilde yaşamayı dert edenlerin, kayıpları dert etmesi gerekmez…”
    Ya Yaratanın donattıklarıdır buna ihtiyaçları olmaz ya da çöpe attıklarıdır zaten başka çareleri yoktur. Bence… Ben dert ederim. Sevdiklerimi kaybetmek, onların beni yargılamaları beni üzer.

    1. Edacım senin ”dert etmeyi” ve ”üzülmeyi” HAK kabul ettiğini biliyoruz :)
      Yazılan birşey hoşuna gitmedi mi, ya da açıkça tepeni attırdı mı, bana çıkışmayı HAK saydığını da örneklerle gördük :)))
      Ama seni Yaratan’ın sana reva gördüğü bu değil… O seni sevgisinden özene yarattı…
      Ve kayıplar, kızgınlıklar, hırçınlıklar yerine, gönül hoşluğu, cesaret ve imanla yürümeni istedi
      SEN BİLİN ;)

  10. Size çıkışmıyorum, okuduklarımı hayatın gerçekleriyle karşılaştırıp sorguluyorum sadece. Blog yazıyorsunuz, yorumlar herkese açık ne yapayım:)
    HAK değil, DOĞALdır diyorum.
    Beğenilerimi de çokça ve samimiyetle paylaşmıştım :))) O zaman sorun yoktu :)
    Hoşunuza gitmiyorsa ya da tepenizi attırıyorsa engellersiniz olur biter.
    Anlayışsızlığınız da, Yaratanınız da sizin olsun.

  11. Kendimize değil de kendimizdekine inanmayı öğrenebilmek çok güzel. İnşallah nasiptir. Kaleminize sağlık. Bir de yaratılışın dengesininden bahsetmeyi süt liman bir dünya kabûlü zannetmekten korunmak lâzım. Zannımca dengeyi, yerini ve haddini bilmek, sorumluluğunu da bildirdiği için ve en önemlisi bedbin olma hürriyetini de gasp ettiği için tek yol, artık bilerek sorumlu olduğun yolda yürümek olarak kalıyor. Yani hayatı “bilerek” yaşamak. Dolayısıyla aynı dengeyi farklı dillerde anlatan, mistisizm, astroloji, kuantum vb. için yapılan kolaya kaçma, hayatı dışında bir duruma indirgem vb. gibi yorumların bir kısmını basite indirgeme bir yerden sonrasını da iftira gibi görüyoyum. Çok konuştum. Velhasılı kelam dilinize, en çok da yüreğinize sağlık

  12. İletişim eksikliği nedeni ile zanların insanı yaprak sarması gibi zeytinyağlı dolma kıvamına getirmesinde gökyüzündeki dizilimin ve güneşin bulutlar ardına gizlenmesinin katkısı varmıdır junom..Vardır muhakkak Ama asıl engelleyenin bizim ötemizde bizden ötede bizden gayri olmayan ismi Allah olanın ta kendisi ve kendiyle kendinin Aşk yaşamak icin ortam hazırlamasıdır. Biz bile Sevgilimizle bulusacagımızda Tv yi vs aracları kapatıp mum ışıgı yakarız degil mi?

    Adaletli olmayan ve vefasi eksik olanlar da kendilerindeki Allahin nurunu yansitmakla gorevli ve is basinda aslında..herkes adil olsaydi o vakit Allahin bilmedigimiz kendisine sakladigi isimler zuhur olmazdi..o vakit herkes kendisine kolaylastirilmis olani yapmakla gorevli..kimse kimsenin gorevini ve sorumlulugunu ustlenemez! Allahin sistemi düzeni budur..sunnetullah budur..

    mesela şimdi düşünelim sen bu gece ay sorumlulugunu alip gece gokyuzune bir sefere çıkmak ve onun görevini ifa etmek istesesen yapabilir misin? Hayır yapamazsin..senin fıtratın buna musaade etmez..demek ki senin fitratin adil olmamaya da musade etmez..ve eksik vefa göstermeye de..lakin biz bize bu hususlar kolaylastirilmis oldugu icin Allaha sukrederiz..bir baskasinda eksik vefa gordugumuzde onu suclamayiz..niye..cunku ortada suc yok..

    Bu idrakleri kazanmama vesile olan herkes için teşekkürler..bilhassa da junom Teşekkürler sana..sevgilerimle..

    1. Benim anladığım, aklımın erdiği şu; ”Başkasının yaptığını yorumlamaya gerek yok!”
      Yani suç ya da değil, bunun hesabı insanın kendiyle arasında…
      Fıtrat üzerinde çalışılıp keşfedilen ve geliştirilen bir şey yani kızabiliyor olman habire kızmanı ya da öpebiliyor olman herkesi öpmeni gerektirmiyor :)))
      Burada senin takıldığın yer yine BENLİK davası ;)
      ”Bana bunun yapılabilmiş olması, benim eksiğimi gösterir mi göstermez mi…”
      Vallahi güzel Mukucum ”HERKES İNCİTİLEBİLİR!”
      Önemli olan incinsek de, sevilsek de kendimizi bozmamak…
      Bence bunun dışında birşeyin pek önemi yok! Gerisi herkesin kendisini ilgilendirir :)
      Sevgilerimle

      1. Sevgilerimle:))
        Şu çok hoşuma gitti..”Öpebiliyor olmak herkesi öpmeyi” gerektirmez:))))
        Kendimizi bozmamak da kalbimizi bozmamak karartmamakla çok alakalı değil mi junom..keza hep şunu düşünmüşümdür..kalbi zanlar ile ya da o bu şekilde bozma halinde uken insan kalbine 0.5 uçlu bir kalem ile bir nokta koyuyor bir müddet sonra kalb sanki dışı battaniye ile örtülü hihi hale geliyor..o vakit kalb de bozulmuş özünden ayrılmış oluyor gibi oluyor..sinra gibi yaşamaya başlıyoruz lakin biz bunu yaşarken sadece gölgedeyiz anladigim kadariyla zira öz gölgede olsa da ışık daima onunla..gölgesini görebildiğine göre ışık daima onunla kişi ışığı arkasina alsa da..bunu da senden öğrendimdi junim…

  13. Merhaba,
    İnanılmaz güzel yazmışsınız, her yazınız gibi.
    Elinize, yüreğinize sağlık. Çok ama çok teşekkürler! Bizimle bunları bütün içtenliğinize paylaştığınız için.
    Astrolojiyle ciddi anlamda yeni ilgilenmeye başladığım için bütün yazılarınızı okumak ve not almak istiyorum. Her defasında ruhumuza dokunuyorsunuz. İnşallah vermek istediğiniz bütün dersleri alabiliriz.
    En güzeli, astrolojiyi ne yapmalıyız kısmıyla anlatmanız bence. Yeniden çok teşekkürler. Bütün cömertliğiniz için.
    Hoşça kalın.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s