Posted in Ay Döngüleri

16 OCAK 2014 DOLUNAY Yengeç Burcu’nda … Hayatımızın Sorumluluğunu Alma Zamanı!


100-hand-painted-oil-paintings-reproduction-on-canvas-Georgia-O-Keeffe-Red-Poppy-Free-shipping-nice

16 Ocak 2014 Perşembe günü, İstanbul saatiyle 06:52 itibariyle Ay Yengeç Burcu’nun, Güneş de Oğlak Burcu’nun 26 derecesinde iken ( daha keskin olursak 25 derece 58 dakika), DOLUNAY tam halini alacak.

DOLUNAY haritasında Güneş, dış dünyaya gösterdiğimiz yüzü, benlik örtümüzü temsil eden 1’inci eve girmiş. Ay ise hayat ve iş ortaklıklarımızı, kontratlarımızı, danıştığımız kişileri ve rakipleri temsil eden 7’inci evde ve Lilith ile kavuşum halinde. Anın yöneticisi Satürn, iktidarı, kontrol yeteneğini, statüyü ve sorumluluklarımızı temsil eden 10’uncu evden Güneş’e 60, Ay’a ise 120 derece açı yapıyor. Anın yükseleni 15 derece Oğlak. VEGA sabit yıldızı yükselen noktasına denk geliyor. Pluto 12’inci evden, Retro Venüs ise 1’inci evden yükselen noktası ile kavuşuyorlar. Retro Jüpiter ile kavuşum halinde olan SİRİUS sabit yıldızı ise, Alçalan Noktası da dediğimiz, 7’inci ev başlangıcında… Her iki kefesi de hayli AĞIR görünen bu terazinin kulpunu ise – her iki tarafa da T-kare yapan – inancı, imanı ve yargıyı temsil eden 9’uncu evdeki Mars tutuyor!

Etkilerini yaşamaya başladığımız bu DOLUNAY haritasının herkesin anlayacağı dilden tasvirine gelince;

Kayıplarımıza ve geçmiş kayıpların anılarıyla tetiklenen ”kaybetme korkumuza” fazlasıyla odaklı olduğumuz bir DOLUNAY bu…

Sahip olduğumuz maddi varlıkları, statüyü, gücü, etkiyi, manevi değerleri, değer verdiğimiz ve bize kendimizi değerli hissettiren ilişkileri, fırsatları, hayat ve iş ortaklıklarını kaybetmemize neden olan ya da ”önemsediğimiz” değerleri hayatımıza çekmemize ve orada tutmamıza engel olan ŞEYLER üzerine kafa yoruyoruz hep birlikte.

ASLINDA ORTADA BİR SORUN DA OLMAYABİLİR… Ama biz bildik tanıdık sorunlardan ziyade, bilmediğimiz yerden soru ve sorun çıkabilme ihtimalinden dolayı, kaygılıyız :) Elimizdekini kaybetmek, istediğimizi alamamak, alamayacağımızı istemek, aldığımızı beğenmemek hatta istemediğimiz bir ”hediyenin” üstümüze kalması, verdiğimizin beğenilmemesi türünden HALLER ve İHTİMALLER hep sorun :)))

Maddi ve manevi güvenlik, aidiyet duygusu, sevilme ve korunma ihtiyacı, sadakat beklentisi, özel saydığımız mahrem tuttuğumuz alanların korunması, aile ilişkilerimizin sağlamlığı, rahat ve tanıdık alanlarda kalma hatta ataleti sürdürme arzusu, ”bizden” bildiklerimizin bizim kalması gibi ”HASSAS” konularda, alabildiğine tedirginiz. Hem kendimizi, hem de muhatabımız olan insanları kaygıyla izlemeye, suçlamaya ve yerden yere çalmaya, ayağımıza bağ olanları gözümüzde büyütmeye, tehditleri abartmaya da ziyadesiyle yatkınız.

Kantarın topuzu, terazinin ayarı, adaletin kılıcı bir yerlerde bozulmuş… HAKLAR, SINIRLAR ya da ÖNCELİKLER ISKALANMIŞ… Ayrıcalıklar yaşanmış ama sorumluluklar ihmal edilmiş… Bedeline hazır olunmayan ya da anlamsız ve fazlasıyla zorlu hedefler seçilmiş… Güç ve kontrol elde olduğu sürece ”hep bana Rabbena” denilmiş ama hesap sorulmaya başlanınca etekler tutuşmuş… Etkiyi, düzeni, birliği, dirliği kaybetmemek adına fazla alttan alınmış fazla taviz verilmiş ve bıçak kemiğe dayandığı için sabır kaybolmuş… YA DA benimsediğimiz hedeflerin bizim için önemi ile başkaları gözündeki değeri arasındaki sınır yitirilmiş… GİBİ BİR DURUMLAR VAR HAYATIMIZDA.

Birilerini etkilemeyi, birilerinin sunduğu güvenlik ya da ayrıcalık alanında kalmayı fazlasıyla umursamış, bu yüzden de – hem kendimizde hem karşımızdakilerde – gerçekçi olmayan beklentiler oluşturmuş, görünenin ardındakini anlayıp dinlemeden etkilenmiş, birilerinin bizim için ne düşündüğünü fazlasıyla dert etmiş ama onların bizim için gerçekte ne ifade etmesi gerektiğini hiç irdelememiş, alıştığımız konum ve tanımları içleri boşalsa da sahiplenmeye çalışmış, etkinlik-yetkinlik-önemlilik-saygınlık gibi konulardaki klişelerimiz yüzünden anlamsız ve bizi kayba sürükleyen fedakarlıklar yapmış olmamız da çok mümkün… Ve şimdilerde, mesnetsiz ön-kabuller ve yanılsamalar ile yaptığımız bu maddi ve manevi kontratların ”yol, su, imkan, çevre, iletişim, enerji” cinsinden vergileri, tahammül sınırlarımızı zorlamakta ;)

Bu yüzden de amaçsız, tatsız, huzursuz, mızmız, dızdız, huysuz hissetmemiz, adapsız, ölçüsüz, densiz, yersiz düşünce ve davranışlara meyletmemiz işten değil!

OFFF NAAPICAZZZ?

Elbette ÖNCE DENGEYİ BULUCAZ…

Milletçe HESAPLAŞMA’yı severiz. ”Hesaplaşma” tarafların duygusal, kaygısal, tercihsel, alınganlıksal, beklentisel, ya da basitçe BEN-MERKEZLİ öncüllerle, OLAY ÇIKARTMA’ya girişmelerini tarifleyen bir tabirdir! Savunma ve saldırı bazlı bir yaklaşım olup, olabildiğince haklı – yani bize göre hak olan neyse öyle – çıkmak arzusuyla iç içe yaşanır…

Denge getirmekten ziyade, bir tarafın baskın çıkmasıyla sağlanan yeni bir dengesizliğin oluşumuna yol açar! Zira insaftan, basiretten, vicdandan, hazımdan ve HAK’kın adaletine duyduğumuz teslimiyetten nasibini almamış bir yaklaşımdır. En önemlisi de KARŞIMIZDAKİNİN BİZİM YANSIMAMIZDAN İBARET OLDUĞU’nu unuttuğumuzu gösterir.

Kendimizle hesaplaşma dediğimiz haller bile, böyle kıyasıya yaşanan ve öz-yıkıma götüren, kendi kendimizi sonradan altından kalkamayacağımız tercihlere mecbur eden, gerçekleri kabul etme ve uygulanabilir çözümler üretmeye dayanmayan, başkalarının gözünde geleceğimiz halleri ya da sosyal ön kabuller ile önem sıramızda tepeye tırmanmış konumları, ”kendi gerçeğimizin ve sınırlarımızın” üzerine koyan, hayaller ve hüsranlar dizilerimizi sürdürmemizi garantiye alan, verimsiz süreçlerdir…

”HESAP ÇIKARTMA” tabiri ise, ”somut verilere dayalı bir  tanı koymayı ve bir durum tesbiti yapmayı” çağrıştırır. Niyeyse öbürünü sever ama bunu pek sevmeyiz :)))

Zira ezberimizi bozan, alışkanlıklarımıza meydan okuyan, bize hep yaptığımız gibi yapmamayı vaaz eden sonuçlar üretir! Hafazanallah, sonra ”varsaydıklarımızın” üzerinde düşünmek, tasarlamak, cesaret etmek ve çaba göstermek, üstelik bunları o güne dek ”mecbuuur” kabul ettiğimiz yöntemlerin dışına çıkarak yapmak filan gerekir :))

Sorgusuz boyun eğerek ya da sınırsız boyun eğdirerek, bir hedef saptayıp Allah ne verdiyse dibini bulana kadar yüklenerek ya da en ufak sorunda geri çekilerek, alem buysa kıral benim hesabı yaşayarak ya da inimize çekilerek DENGE BULUNMAZ!

Denge anlarda yakalanan latif ve naif bir haldir… UYANIK ve ÖZENLİ olmayı gerektirir.

Katı, değişmez, sorgulanmaz, sonsuz, sınırsız, yargılanmaz, mutlak … filan fıstık şeylere, PADİŞAH KOMPLEKSİMİZ  ve HATALI GELİŞMİŞ KULLUK ALIŞKANLIĞIMIZ yüzünden pek rağbet ederiz…

Elbette ZORDUR ”böbürlenme sultanım senden büyük Allah var!” sözünün içerdiği uyarı uyarınca ”adaplı ve tevazu sahibi” olmak… Ve bir sultan bulup sırtımızı yaslamak yerine ”Yaratılışımıza Layık” olmak için bir ömür gayret göstermek!  DENGE’de kalmak için uyanık ve özenli olmak zordur…

Kafamıza göre, keyfimize göre, ya da korkularımıza ve kaygılarımıza göre kendimizi salmak ”teslimiyet” değil, adı üstünde salmaktır :))) Sonra da kaygılar korkular ya da sorunlar haksızlıklar tavan yapınca yani DENGE ve ADALET hepten kaybolunca, biri bizden ya da biz birilerinden ve elbette kendimizden hesap sorarız!

DENGE, anların hesabını çıkartmak ve çıkan hesaba uygun olan adımı atmaktır…  KİMSEYİ DEĞİL RUHUMUZU MEMNUN ETMEK İÇİN tutturmaya çalıştığımız bir ağız tadı halidir…

Senaryoyu MERKEZ yazar! Ve – benim deyimimle merkez – ya da Rab kendi için bizden bir şey istemez, ama kendimizin farkında olmamız için istediklerimize ve yaptıklarımıza dikkat etmemizi, HAYATIMIZIN SORUMLULUĞUNU ALMAMIZI VE AN BE AN DENGEYİ TUTTURMAMIZI İSTER… Senaryo bize hep ama hep bunu hatırlatır!

ÇOK UZATTIM :)

Sonuç itibariyle bu DOLUNAY, hayatımızın sorumluğunu almak, dengeyi bulmak, kendimize ve başkalarına İNSAFLI ve ADİL davranmak, ”kafamızı taktığımızı ya da alıştığımızı değil UYGUN olanı” bulup yapmak hakkında dersler ve deneyimler içerecek…

”BIKTIM DERSLERDENNN! YETERRR MUTSUZUMMM! AY ÖLCEM ARTIKINNN! RAHAT İSTİYORUMMM” diyenlere de ”naçizane” önerim; korkularına, kazançlarına, kayıplarına, hesaplarına YANİ KENDİLERİNE değil, YOLA odaklanmaları…

”Her işin namusu vardır… Yeter ki insanın namusu olsun!” demeyi, hayatının sorumluluğunu almayı ve RAĞMEN yapmayı hatırlatan bir diziydi Behzat Ç. Bir bölümüne de ”adamım” Memet de katılıp Neşet Ertaş’tan bir türkü söylemişti…

Dünya yalandır ve dünya haline kaptırmak, bitmez bir kaygıya kapılmaktır. Zira bugün olan yarın yoktur! Hayatın bize güzel ve çirkin, kolay ve zor, acı ve tatlı gelen hallerinden geçeriz… Ve hepsinden bize kalan – bu yüzden de gerçek olan – tek şey vardır; HAL NE OLURSA OLSUN BİZİ BİZ YAPANDAN VAZGEÇMEMEK!

Mehmet Erdem feat. Neşet Ertaş – YALAN DÜNYA

http://www.youtube.com/watch?v=ugWYkYiZ6Vk

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

30 thoughts on “16 OCAK 2014 DOLUNAY Yengeç Burcu’nda … Hayatımızın Sorumluluğunu Alma Zamanı!

  1. –Kendinize ve başkalarına İNSAFLI ve ADİL davranmak — işte sevgili Juno ,ben başkalarına gösterdiğim insaf ve adil olmayı ne yazık ki kendime gösteremiyorum –benim hatamı ,ben bana nasıl yaptım ??? (çoğu da pek komik hatalar ) — diye kendime -adaletsiz ve insafsız – davranmaktan kurtulamıyorum !!! Hatalarımı kabul ediyorum da BEN bu hataları nasıl yapmışım ! mı kabul edemiyorum :/ AMA sevgili Juno , bu yazınızdan kendimce çıkarımım şudur ki — kendisine adil ve insaflı olamayan başkalarına ne derece adil ve insaflı olabilir ki a be kızım :* ,şimdi kendine odaklanmayı bırakıp yola bak ! :)) — VE kendiciğime şu özlü sözümü söyleyeyim gitmeden :* ( yaşamadan öğrenilmez ama öğrendiklerini uygulamazsan da yaşanmış sayılmaz ) Kaleminize sağlık ,sevgilerimle :)))

  2. bizi biz yapan’dan vazgeçmemek..
    neticede vazgeçsek de vazgeçmesek de ilahiuyarı çok açık..Allah’a döndürüleceksiniz..
    inna lillahi ve inna ileyhi raciun..
    rücu etmek..
    rüku etmek..
    aslına özüne dönmek..
    ve şu günlerde göklerin belki de şu çok açık mesajıyla mevlanın duasını hatırlamak..
    “Allahım, gözüme kulağıma, saçıma derime tenime, sağıma soluma önüme arkama başımın üstüne ayaklarımınaltına, etrafıma, beynime, düşünceme, idrakime kalbime şuuruma bilincime bi,r nur ver ve beni lütfunla kereminle nur eyle” amin..

    teşekkürler junom..yine tefekküre iten, öteleyen kolay olarak alışageldğimiz hesap sormayı değil, hesap çıkartıp sorun olanak imkan müdahale fırsatlar ve tehditleri doğru belirleyebilmek.. üzerine bizleri tefekküre davet ettiğin için teekkürkler..
    hesap çıkardıktan sonra o hesabı kime ödeteceğiz diye ön yargılı hayatlarıımıza meyletmeyelim ama yi mi junom :)) nticede hesap çıkarmaktan da anladğımız hesap sorma meyline itebilir bu alışmış bilinçlerimizi…ne diyelim Allah hepimize indidndeki hakikati anlayıp o idrak etmeyi nasip ettiği gerçekler doğrultusunda yaşamımıza yön vermeyi nasip eylesin inşaallah..
    sevgilerimle..ne değil m

    1. Nasıl olmalıydı :)))
      Es geç gelişimi keyfine bak hem zaten aşk geliyor filan mı olmalıydı :)))
      Kafam öylesine bassa yapıcam…
      Naapiyim bakıyor ve bunu görüyorum bu da benim defom!

  3. Son 3 ayda hiç var olduğunu bilmediğim korkuları yasıyorum. Eşimin sahip olduğu korkular sarmaya çalıştıkca beni, akışta kalmak zorlaşıyor. Zaten 2013 yılının son demleri ruhsal, zihinsel ve bedensel sarstı. Yepyeni 2014’un ilk dolunayında,yükseleni terazi, kendisi başak olan ben,yola odaklanmak için ve korkularımı dönüştürmek için ne yapmalıyım?

    1. Sevgili Saime Hanım,
      Dönüşüm çok kişisel birşey…
      Burç ve yükselen burç ile çözümlenesi bir konu değil
      Yine de benim herkese her durumda önerdiğim SİSTEME GÜVENMEYİ ÖĞRENMEK’tir.
      Kolaylıklar dilerim

  4. sevgili juno
    dolunay en son bir ayrılık getirmişti 10gün sonrasında ise gideni geri getirmişti. umuyorum yine geri getirme işlemini yapar benim için ve junocum hesaplaşma yaşaması gereken bir kişi var hayatımda umarım yaşar ;-) kalemine gönlüne sağlık

  5. Sizi çok seviyorum yazdıklarınızı özümsüyorum dönüşümüme ve arınmama vesilesiniz.bir ben varmış benden icerü:)

    1. Rica ederim :)
      Sizin göresiniz bilesiniz varmış…
      Baktığınız yerde de ihtiyacınız olan sözü okumaya başlamışsınız
      Yolunuz iziniz açık olsun!

  6. Sevgili juno, hayata bakışını, astrolojiyi yorumlayıp bize indirgeyişini, en sondaki müziklerini ve bunları neden seçtiğini anlatisini ve bunu anlamamizi sağlamanı, hah nedeni bu demekki çözümü de bu dememizi saglayisini….. Hespsini ve tabiiki de seni çok seviyorum.. 😊😍😘😊

  7. Ben şunu anlamıyorum ben başağım kendimi buluyorum anlattıklaınızda baka burçlarda öyle nasıl oluyor , anlamsız fedakarlıkların başında biz geliyoruz ah o dönüşüm bize uğrasada, biraz az üzülsek

  8. sevgili juno bir sorum olacak hayatimiza girecek kisinin burcunu haritamizda basit bir sekilde nasil anlariz ..diyelimki ikinci ücüncü es olacak onlarida nasil biliriz :) yani genel olarak sorayim dedim

    1. :)))) Vallahi yardımcı olmak isterdim ama böyle bir paragrafta anlatılabilse zaten herkes kendi haritasına bakıp herşeyi görürdü
      Çok bilmiş ve gizemli durduğunu biliyorum bu ifadenin
      Ama gerçekten böyle basit bir tarifi mümkün değil ya da ben o kadar yetenekli değilim
      Sevgilerimle

  9. Artık şaşırmıyorum yazdıklarınıza zira hep içinde bulunduğum durum.. Bu yazılanlardan ders alıyorum ya da almaya çalışıyorum ama hep üzücü şeyler hiç mi mutluluk yok diyorum. Hep bir kaygı var bu aralar :( Güzel günler bekliyorum, huzur, mutluluk, sevgi, sağlık ve bol enerjii istiyorum ben ne zaman ama bilemiyorum :/ Ellerinize sağlıkk Juno sizi çok seviyorum..

  10. Farkında mısın, günümüzün kendine ‘yazar’ diyen çoğu kişisinden daha iyi yazdığının?Tamam belki yorum yazma konusunda tembel bir başak olabilirim ama sırf senin analizlerin için neredeyse her gün bu sayfaya uğradığımı bilmeni isterim.Gerçekten hissettiklerimi,düşüncelerimi ve en güzeli nasıl davranmam gerektiğini bu blogta görüyorum.Yazmaya zaman ayırdığın için teşekkür ederim, iyi ki varsın!

  11. juuuunnnooooo sen bizimmmmm herşeyimizssinnnnnn
    yayaya şaşaşa juno juno cok yaşa
    iyi warsın junommm
    tesekkurler :):):):):

  12. :)))) peki ben ne demeliydim:)?
    yıldızların dediklerine bir şey demedim. açıları, birbirini etkileşimleri falan… o zaten sizin defonuz değil uzmanlık alanınız judo. öyle değil mi? ben sizin ekstra yorumlarınız için biraz fazla kişisel gelişim olmuş demiştim:)) ama sonra anladım burada çok güzel bir paylaşım var aslında aile gibi:))) ben anlamamışım;) bilemedim belki dolunaydan oldu. eh yengeçe yengeç olunca:)))
    bu sıcak ortam hiç son bulmasın yazınızı okuyunca bulutların ardından güneş gülümsedi sanki bana. ;))) bu nasıl sevgili oğlak:))
    sevgiler…

  13. ‘nedir benim bu yengeçlerle durumum’ diye bir saplantı tutmayın kafanızda sevgili sabit toprak oğlak:))) biz yengeçler biraz böyleyiz. sevdiğimiz şeyi eleştiririz. e dikkate alırız, almayalımmı:)))!?
    bir daha ki dolunayda görüşmek üzere…:))
    şaka bir yana kolay gelsin
    sevgiler…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s