Posted in Ay Döngüleri

7 Ağustos 2013, YENİAY ASLAN BURCU’nda … VOLTRAN’daki Yerimizi Bulma Zamanı


Pure Freedom by Matthew Quick
Pure Freedom by Matthew Quick

6 Ağustos’u 7 Ağustos’a bağlayan gece, saat 01:00’e doğru YENİAY, Aslan Burcu’nun 14.34 derecesinde gerçekleşiyor…  Anın haritasına göre Güneş-Ay kavuşumu – yani YENİAY – ailemizi, evimizi, köklerimizi, genetik hafızamızı, güvenlik ve aidiyet hissimizi ve hayatımızın belirli bir aşamasına dair kesin sonları temsil eden 4’üncü evde. Bu kavuşum, Uranüs’e üçgen, Ay Düğümlerine ise kare açılar alıyor. An’ın yöneticisi ve Yükselen Yöneticisi olan Merkür Yengeç’te ve Chiron ile 135 derecelik açı yapıyor. YENİAY’ın en etkin enerjilerinden biri tam açı halini alan Jüpiter – Pluto karşıtlığı. Ama bu karşıtlık, bir kanadında Chiron, diğer kanadında Selena – Kuzey Ay Düğümü ikilisi olan bir Uçurtma ve her iki Ay Düğümünün  dahil olduğu bir Mistik Dörtgen formu içinde ”hayra vesile” bir hale geliyor… MEALİ;

Bu YENİAY’ın mesajını anlamak için öncelikle ASLAN burcunun temsil ettiği nitelikleri hatırlamakta fayda var; ASLAN göklerin has evladıdır… Sevgiyle büyütülsün diye gönderilen çocuktur. Tahtın veliahtı, GEN’in taşıyıcısı, UMUT’un vücut bulmuş halidir. HEPİMİZ öyle değilmiyiz :) Sonuçta Aslan, BİREY OLMA algısının temsilcidir. Peki BİREYLİK nedir?

Her insan genlerinde bazı özellikler ”yüklü” olarak gelir dünya yüzüne… Genimizin taşıdığı bu hazine, her birimizi bazı konularda UMUT haline getirir. Yani aslında her insan belli konularda görevli ve farklı şekillerde yararlıdır. Bir birey olarak BENLİĞİMİZİ bulmak, bütüne yapmamız gereken katkıyı ortaya çıkartmak için gereklidir. Tasarım itibariyle, kimse tek başına MÜKEMMEL değildir ama yan yana olduğumuzda, ortaya çıkan sonuç VOLTRAN’dır :)

Gelgelelim, ”ÖTEKİLEŞTİRİCİ” toplumsal örgütlenme biçimlerinin ve bilinçaltımızı formatlayan sosyal normların etkisiyle, bizim derdimiz bütünün hayrına hizmet etmek değil, KİŞİ ya da benzerlerimizden oluşan bir topluluk halinde, diğerlerine üstün gelmektir! Yaratan’ın sistemi, tek başına eksik ama bütüne entegre olduğunda tam olması gerektiği gibi davranabilecek parçalar üretmiştir…  Fakat parçalar, KÜLLİ AKLA inat, CÜZ’İ TERCİH’ler doğrultusunda davranmakta, BENLİK davası ya da belirli grupların öncelikleri doğrultusunda, ÖTEKİ bellediklerine karşı savaş vermektedir…

İşte bu tam anlamıyla DÖRDÜNCÜ EV’e sıkışıp kalma halidir! Tıpkı YENİAY gibi…

Ama YENİAY’ı oluşturan Güneş – AY kavışumu, Güney ve Kuzey Düğümleri’ne yani geçmişten geleceğe uzanan yola kare açı yapmaktadır! Bizler hem kişisel gelişimimize, hem de insanlığın geleceğine ENGEL teşkil eden şekilde düşünmekte, hissetmekte ve davranmaktayız! Ne adına; GÜVENLİK… Ne adına; AİT OLDUĞUMUZ – dini, etnik, sosyal -TOPLULUK… Ne adına; KİMLİK BİLİNCİ… Gelgelelim, farklılığımızı ve özgünlüğümüzü savunmak adına, GENLERİMİZDEKİ kodlara, yani YARATILIŞ’tan gelen birlik ve dayanışma bilincine karşı davrandığımızda, hayatın sürekliliğini ve UMUT’u çöpe atmaktayız!

Anın ve Yükselenin yöneticisi Merkür’ün Kuzey Düğümü ve Selena’ya yaptığı 135’lik açı, ENERJİ’nin uygun olmayan şekilde kullanılmasına ve çıkışsız hedeflere yönlendirilmesine işaret etmektedir.  135’lik açı, kısmen farkında olduğumuz ama bir türlü alışkanlıklarımızdan sıyrılıp çözümünü üretemediğimiz hatalı davranış kodlarını gösterir. Merkür Yengeç’te, pek de Merkür’ün olması gerektiği gibi objektif değildir :)  Zira savunmacı, içe dönük, alıngan, tedirgin, alışkanlıklarına bağlı, değişimin getirdiği ‘tehditleri” abartıp dramatize etmeye ve gelişmenin önünü tıkayacak şekilde davranmaya yatkındır. Oysa Akrep’teki Kuzey Düğümü, küllerinden doğmayı vaaz eder ve Selena ile birlikteliği bunun ancak SAFLIK, temiz kalp ya da basitçe hakiki İMAN ile olacağının altını çizer.

Yengeçteki – vesveseli Drama Queen – Lilith, hala Jüpiter’in yakasında… Yani cümleten tutturuyor, ısrar ediyor, saçımızı verimsiz zeminde süpürge ediyor, beklentilerimizi de korkularımızı da abartıyoruz. Dolayısıyla Jüpiter Pluto karşıtlığının İYİ ADAM’ı – şaka gibi ama – hep öcü bellenen PLUTO :) Bu ikilinin Güney ve Kuzey Düğümleri ile Mistik Dörtgen yapması ise, geleceğimizi kazanmak istiyorsak, ALIŞKANLIK adı altında tutunduğumuz kalıplardan, bize sadece mutsuzluk veren bağlardan, güvenlik adı altında sığındığımız gelişmeyi engelleyici kovuklardan ÖZGÜR kalmamız gerektiğinin altını çiziyor.

Lilith’den Selena’ya yani, endişeden imana geçmek gerektiğini söylüyor gökler!

UÇURTMA ise, eski acıları, geçmeyen yaraları, bir türlü tamir dikiş tutmayan sorunları, dolmayan boşlukları, ancak dönüşümü kabul ederek ve bizi geçmişin hatalarına tekrar tekrar sürükleyecek tutumlarımızdan ÖZGÜR’leşerek geride bırakabileceğimizi söylüyor…

Güvenlik ya da kişilik alanlarımızı korumak adına belirlediğimiz savunmacı – saldırgan tavırlarla, geleceğimizi tehlike attığımız konuları masaya getirecek bu YENİAY! Ağır Abilerin mesajlarına bakılırsa, Birleşme-Ayrışma, Düşmanlık-Kardeşlik, Bencillik-Dayanışma, Umut-Yıkım ikilemleri var uzunca bir süre insanlığın önünde… Bu ikilemlere dair duruşumuz, hem kişisel tarihimizi yazmak, hem de insanlığın yoluna katkıda bulunmak adına önemli! Ekemeyeceği bahçeyi talan, kuramayacağı binayı viran, ve ömrünü koca bir yalan etmemeli artık insan…

Nefslerimizi terbiye etmek için oruç tuttuğumuz, yani kendimizi frenlemeyi ve hem bedenen hem zihnen ”TEMİZ” kalabilmeyi öğrenmek için çaba gösterdiğimiz bir Ramazan’ın son günüdür bu YENİAY… Önümüzde ise KURBAN var!

PLUTO, FACIES sabit yıldızı ile kavuşumda… FACIES, Kurban Verenlerin En Hayırlısı’dır… Bütün dinlerin, bütün peygamberlerin kökü İBRAHİM’e dayanır. Kurban pratiği Pagan toplumlarda da vardır. Ancak Tek Tanrılı dinlerin uygulamalarına girişi İbrahim’in Oğlu’nu – yani soyunu – kurban etmeyi göze almasıyla başlamıştır… İnsanların günahlarını temizlemek için hayatını kurban eden İSA ile zirveye çıkmıştır… Müslümanlıkta da, manevi atalarımızın bize umut dolu, temiz bir dünya bırakmak için verdikleri kurbanları anmak ve hırslarımızın bencilliğimizin kurbanı olmamayı hatırlamak için bir gelenek olarak sürmüştür. Ne var ki, BİR’liği hatırlatsın diye öğretilen yollar – yani DİN’ler – dahi insanları ayrıştırmak için kullanılmıştır!

Bizi BENLİK’imizdeki zenginleştirici ve sağaltıcı kodları açığa çıkartmaktan mahrum bırakan korkularımız olsun ki kurban ettiğimiz, UMUDU KURBAN ETMEYELİM!

Daha da önemlisi; BEN’ci olmaktan, ÖTEKİ’leştirmekten, savunmacı, bütünleşmeyi reddeden ve saldırgan tutumlardan vazgeçelim ki VOLTRAN’ı oluşturalım… Gün, AYRIŞTIRMAK’tan çıkarı olanlara kapılmanın değil, VOLTRAN’daki yerimizi almanın günüdür :)

Feda etmemesi gereken tek bir ZEMİN’i vardır insanın … o da VİCDAN’dır! Terk edilmeyecek tek alışkanlık vardır… o da UMUT’tur! Sığınılacak tek liman, tutunulacak tek ip vardır… o da İMAN’dır. O zaman gönüllerimiz, hem her daim GÜVENDE, hem de ÖZGÜR’dür…

Bu yazı ancak GLADIATOR’un nefis anateması ile biter … NOW WE ARE FREE!

http://www.youtube.com/watch?v=0-_ia-ib7KU

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

12 thoughts on “7 Ağustos 2013, YENİAY ASLAN BURCU’nda … VOLTRAN’daki Yerimizi Bulma Zamanı

  1. JUNO’cum,tüm yazıların ben de hayranlık uyandırıyor ama bu… bu çok başka müthiş bişey… çok etkilendim. Tam da ihtiyacımız olduğu bir zamanda… Çok kişinin okuması gerekiyor. Hemen paylaşıcam izninle… Zaman VOLTRAN oluşturma zamanıdır… Gönlüne, bilgine, duyarlılığına, mesajına sağlık… Çok sevgiler… Yaşamımda biryerlerde sen hep ol :)

  2. Ben de katiliyorum yorumlara , her yazin cok guzel hepsinin yeri ayri ama bu cok cok anlamli ve guzel. Hepimizin, herkesin yureginde Voltran olma “BIR” olma arzu ve farkindaliginin gelismesi dilegiyle. Ellerine, dusuncene, yuregine saglik. Iyi ki varsin. Sevgilerimle

  3. Harikasın juno’m emeğine, yüreğine sağlık..
    Değerli yazından aldığım mesaj artık tek hücreli canlı-amip-olmayalım tek tek hücrelerle birleserek cok hucreli muhteşem bir tablo olalım..
    Sevgilerimle..

      1. Teşekkürler..bil mukabil junocum..
        Gözümüze gönlümuze ve şuurumuza bayram olsun inşallah..

        Hayırlı bayramlar dilerim herkese..sevgilerimle..

        Allah iftari hurma ile ramazani bayram ile Tatlı kıldığı gibi ömrümüzün sonunu da cennet ile lutfeylesin..nasipse de cennetinde o guzel kulu ve nebisi Hz Muhammed sav’e hizmet edebilmeyi, onunla komşu olabilmeyi, onunla sohbet edebilmeyi nasip ikram buyursun inşaallah.. nitekim Katından gelecek her hayra muhtaçız..

  4. Bu nasıl bir yazıdır Bayan Juno??? Tam bir başyapıt.
    Demek “sırada Kurban var!”! Farkına varamayanlara Recep, Şaban hoppala Bayram gibi mi?
    Saygı ve sevgilerimle,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s