Posted in Kısa Dönemli Etkiler

22 Temmuz 2013, Kova Dolunayı … Aydınlanma Zamanı


From Here To Eternity
From Here To Eternity

22 Temmuz 2013 günü saat 21:15’de (İstanbul itibariyle) AY Kova’nın, Güneş ise Aslan’ın sıfır derecesindeyken DOLUNAY gerçekleşiyor. Merkür retrosunun bitişini takip eden, Güneş’in Aslan’a, Venüs’ün de Başak’a girmesiyle üstüste gelen bu DOLUNAY, yılın en etkili DOLUNAY’larından biri. Anın haritasında AY 12’inci, Güneş ise 6’ıncı evlerde. AN’ın Yükseleni Kova… Klasik Yöneticisi Satürn, AY ve Güneş ile geniş orblu bir T-kare yapıyor ama ŞİFALI SU ÜÇGENİ’nin de tepesinde. ŞİFA Üçgeni’nin ikinci bileşeni  Neptün Formalhaut sabit gezegeni ile, Jüpiter ise Mars ve Lilith ile kavuşuyor. AN’ın – Ay saatlerine göre – yöneticisi ise Merkür… Merkür en büyük sabit gezegenlerden Sirius ile kavuşumda… Chiron  ve Ay Düğümleri ile neredeyse tam açılı bir UÇURTMA formu oluşturuyor. Venüs de Başak’ın sıfır derecesinde ve Regulus ile kavuşumda ve DOLUNAY’a 150 derece açı yapıyor… MEALİ;

Önce Kova – Aslan aksından başlamak iyi olur açıklamaya… Güneş Aslan’da egonun en parıltılı halini temsil eder. Kendini ışıktan gelmiş ve ışığı saçmak üzere yaşayan bir varlık olarak kabul eden insandır. Sorunu ışığı yansıttığını – yani aslında AY olduğunu – unutup, kendini GÜNEŞ sanmaya başlaması ve dünyanın kendi etrafında dönmesini talep etmesidir. AY ise Kova’da duygularına mesafe alabilmeyi temsil eder. Sorunun içinde ya da olayın içinde kaybolmak yerine durumu analiz etmeye ve yaşananlara bir üst bilinçten bakmaya arzulu bir AY’dır.

Kendini dünyanın merkezi sanan bilinci 6’ıncı eve koyarsan ne olur? Eğer haddeden geçmiş bir kişi ise, tıpkı tahtının hakkını veren bir kral gibi hükmettiği her yerin gönüllü hizmetkarı olur. Onurla hizmet eder ve hizmetine duygu karıştırmamak için 12’inci evdeki sezgisel ve üst bilince çıkmaya hevesli AY tarafından dengelenir. Ama öz-değer sorunları, geçmiş yenilgilerin maddi manevi ağırlığı, uğranılan haksızlıkların acısı gibi dramalarla yıpranmış ve bunlara bir sınav ve öğreti değil bir ceza gibi bakan bir kişi ise, KURBAN psikolojisinin derin tuzağına düşer… Yani pek çoğumuz gibi – kendini ADAM yerine koydurtmak için bağırıp çağırsa, hava atsa ve hükümran hallere bürünse de, aslında çok derin bir eziklik ve yenilmişlik hissi taşıyan, kendine acıyan ve kaderin onu düşürdüğü durumların kendi seçimleriyle şekillendiğini görmeyi reddeden ve bu nedenle sürekli birilerini suçlayan, hırçın ve 12’inci evdeki AY yüzünden de hayli melankolik ve yalnızlaşmış bir halde yaşayan biri oluverir.

Bu DOLUNAY bizi önce derine attığımız kaygılar, kaybetme korkuları, yenilmişlik hisleri, hatta oyuna getirilme ve kandırılma yani enayi ve ezik durumuna düşürülme endişeleri, bastırdığımız ve dolaylı olarak dışa vurduğumuz arzular ile yüzleştirecek. DOLUNAY’ın kurduğu sahnede, bizdeki bu duyguları tetikleyen oyun arkadaşlarımız, rutin yaşantımızın içinde yer alan kişiler, iş arkadaşlarımız, ekibimizde çalışan hatta yönettiğimiz insanlar, bakmakla yükümlü olduğumuz, bize bir şekilde muhtaç olan kişiler, hatta bizi aldatmış ya da gerçek kişilikleri konusunda yanıltmış olan eski arkadaşlar ya da sevgililer olabilir.

İYİ HABER; düşeceğimiz duygusal tuzakların arkasında AYDINLANMA VAR! Zira KOVA aydınlanmanın burcudur.

Toplumsal ve siyasi düzlemde baskı, haksızlık, zulüm, gün ışığına çıkarılmamış gerçekler gibi temalar gündem teşkil edebilir. Kendilerini haksızlığa uğramış, izole edilmiş, etkisiz bırakılmış veya baskı altında hisseden sosyal aktörler, durumlarına tepki gösterebilirler.  Daha önce farklı bir şekilde kamuoyuna yansıtılmış olayların arka planını görme imkanı doğabilir. Geçmiş meseleler su yüzüne çıkıp yapılan hata ya da haksızlıklar tartışmaya açılabilir. Güç ile güçsüzlük, yetki ile sorumluluk, suç ve vicdan kavramları masaya yatırılıp, sosyal bilinçaltımıza yer etmiş olan arketipler, sorgulanabilir. Baskıcı otoriteye figürlerine kaba kuvvet kullanarak başkaldırmak yerine, otoritenin meşruiyetini sorgulattırıcı vizyonlar üretmek yolunda gelişmeler sağlanabilir.

Kişisel düzlemde ise, bize kendimizi kurban konumuna düşmüş ve gücümüzü kaybetmiş gibi hissettiren olay ya da insanların gerçek yüzünü görme zamanıdır. Ama bu görüşü sağlamak ancak İÇGÖRÜ ile mümkündür. Yani AYDINLANMAK için, durumlara ve duygulara mesafe almamız ve vesveselerimizin, kaygılarımızın, yakıcı duygularımızın sesini değil, bizi kendimizle ve hayatla yüzleşmeye sevk eden iç sesimizi dinlememiz gerekecektir. Neler olabilir;

  • Olaylar ya da insanlar bizi hile ve desise ile alt edebilir, boşa düşürebilir, etkisiz bırakabilirler.
  • Ya da bizi taşımakta zorlandığımız yükümlülüklerin altına sokabilir, iyi niyet sınırlarımızı zorlayan fedakarlıklar bekleyebilirler.
  • Kendimizi yalnız, depresif, kendi hayatının direksiyonunu kaybetmiş bir halde bulabiliriz.
  • Bitirilmemiş eski işlerin, kapanmamış hesapların, ertelenmiş yükümlülüklerin ağırlığı adım atmamızı zorlaştırabilir.

Bunun nesi AYDINLIK derseniz;

  • Bizim bu duruma düşmemizin hatta bazen görmezden gelerek ya da bile bile girmemizin arkasında, derine itilmiş korkular ya da doğrudan karşılanmasını talep edemediğimiz için manipule ettiğimiz beklentiler olabilir. Bu kurban olma deneyimlerini tetikleyen davranışlarımızın altında yatan kodları fark etmek ve dönüştürmek için harika bir fırsat elde edebiliriz.
  • Nefsimizi eğitmemiz, gururumuzu ve bencilliğimizi törpülememiz, hizmeti onur kabul ederek ve sadece kendimize yakışan bu olduğu için yapmamız için, bir süreliğine eğitimden geçebiliriz. Bu da bizi şımarık prens/prenses olmaktan kurtarıp, içimizdeki olgun, cömert  ve çalışkan kişi ile yani hayatın değil kalbinin kralı olan BİZ ile tanıştırabilir.
  • Gönülden vermeyi, şükranla almayı ama verirken de alırken de hak olan sınırı koymayı öğrenebiliriz.
  • Hayatımıza bir çeki düzen vermek ve kendi ritmimizi bulmak istiyorsak, bazı durum ve insanların hayatımızdaki işlevlerinin bittiğini ya da bizim bazı alışkanlıklarımız ile vedalaşmamız gerektiğini idrak edebiliriz.

Eh, bunlar AYDINLANMA değil de nedir?

Aslan’daki şımarık ve talepkar halinden sıyrılıp Başak’ta titiz ve sorgulayıcı hale gelen ve ASİLLER yıldızı Regulus ile kavuşan Venüs’ün AY’a yaptığı derin göndermeler, AN’ın yöneticisi – retro sersemi – Merkür’ün Chiron ve AY Düğümleri ile yaptığı uçurtma, SU Grubundaki ŞİFA ÜÇGENİ, bu aydınlanmayı ve çıkış yolunu görme ya da durumu dönüştürme becerimizi kuşkusuz fazlasıyla desteklemektedir.

Yani biraz depresif hatta endişe verici bir modla başlasa da, aslında ömürlük yüklerimize başka bir gözle bakıp, kalıcı çözümler geliştirmemizi sağlayacak bir DOLUNAY bekliyor bizi. Zaten etkileri tatlı tatlı zorlamaya da başladı kapımızı… HAYROLA, AYDINLIK OLA :)

Bu DOLUNAY için Neil Diamond’dan Lonely Looking Sky’ı seçtim… MARTI filminin soundtrack’inden bir parçadır… Kendimizi yalnz ve beceriksiz hissettiğimiz zamanlara dair az ve öz bir dokunuştur;

”Yalnız, yapayalnız görünen gökyüzü

Ve bu kadar yalnız olduğuna şaşırmak

Yalnız yapayalnız görünen gece

Yalnızlık ve hiçbir şeyi düzgün yapamamış olmak

Sonra uyku

Ve hala rüya görebiliyorken bir rüya görmek

Yeni bir güne uyanmak

Tüm ihtişamı ile doğan bir güne

Tüm ihtişamıyla bize basitçe ‘BAK ve GÖR’ diyen bir güne uyanmak”

Her doğan gün bize tüm ihtişamıyla hayatımıza yeni bir gözle bakmamızı söyler… Ve geçmişin hayaletlerinden özgürleşmiş bir zihin ve YOLA GÜVENEN bir kalple yürümeye devam etmek için bizi yüreklendirir… YOLUMUZ AÇIK OLA!

http://www.youtube.com/watch?v=Ls6n1TWeEQ4

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

24 thoughts on “22 Temmuz 2013, Kova Dolunayı … Aydınlanma Zamanı

  1. günaydınnnn!! yine harikasın junocum :) ,aklına,kalbine,aydınlığına sağlık :) bu yazı benim için çok değerli çünki o bahsetmiş olduğun kurban psikolojisi batağına beni düşüren bahsettiğin tüm olayları yaşadım ama çok çabalayarak bakış açımı değiştirerek olayı seninde olması gerektiğini söyledğin gibi farklı bir açıdan yaklaşmayı kısmet oldu yükselen aslan biri olarak zooor oldu tabee :), malum 12. evimde güney ay düğümü satürnle kavuşumda,karmam bi hayli ağırmış,yani herşeyi ben hazırlamışım sanırım :) şimdi geçmiş yüklerden kurtulduğumu hissediyorum,hipnoterapi desteği aldım ve çok faydasını gördüm,senin makalelerinde bende gerçeklerle yüzleşme etkisi yarattı çok teşekkür ederim….tek bir sorum var 22 temmuz tutulması benim kişisel haritamda o anda senin yazdığının tam tersi konumda 12.evde güneş 6.evde ay var uranüs 9. ve 10.nun kesiştiği noktada karşısındada ay 3.ile 4.kesiştiği noktada tam bir kare halindeler.bu ay ve güneşin tam ters evlerde oluşu makalenin anlamanı biyazcık karıştırmamı sağladı,kendi çabam dışında astroloji eğitimim yok çünki. beni yine yine yeniden aydınlatırsan,sana minnettar olurum.hepimizin ve herşeyin en yüksek hayrına olsun…sevgiler…

    1. Sevgili Jalesu :) bu sıcak yorum için gönülden bir teşekkür önce! Sorunuza gelince; bir-iki güne kadar burç ve yükselen burca göre yorumları yayınlayacağım. O yorumlr zaten evler dikkate lınarak yapıldığı için, kafacığınızı hiiiç karıştırmadan doğrudan sorunuza cevap olacaktır. Sevgilerimle :)

  2. Allah razı oslun değerli junocum..
    harika bir yorm..mühim olan müjdeli habere odaklanmak gibi özümüze odaklanmak..
    çok öenmli bir noktaya değinmişsin duygulara değil hislere sezinlere ve önden görüye odaklanmakççmüjde içimizde bizde..kimsede değil..Allahın nurunun en güzel isilerinin dört bir yanımıza değdiği tüm özümüzün bu esmalara dokunduğunu hem de esmalarla öründüğüü bilmek işte en güzeli..ve bu noktada kalbime hep nasr suresi dokunur..
    “.. Allah’ın yardımı, zaferi ve fetih geldiği zaman. İnsanların akın akın Allah’ın dinine girdiğini gördüğün zaman. Hemen, hamdederek Rabbini tesbih et, yüceliğini dile getir ve O’ndan bağışlanma dile. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır..”

    sevgilerimle..hayırlı cumalar dilerim..

  3. Sevgili Juno’m
    Gökler, “.. aydınlanmayı ve çıkış yolunu görme ya da durumu dönüştürme becerimizi kuşkusuz fazlasıyla desteklemekte..” ancak
    “..kalıcı çözümler geliştirmemizi sağlayacak…” donusumlerimizi bize yük olan korku endişe ve beklentilerimizon neler olduğunu tespit ederek yola çıkabiliriz tamam ama sormak istedigim birşey var bu noktada? ” kurban olma deneyimlerini tetikleyen davranışlarımızın altinda yatan kodları farkedince “..bu durum ve insanların hayatımızdaki işlevlerinin bittiğini ya da bizim bazı alışkanlıklarımız ile vedalaşmamızgerektiğini..” nasil idrak edecegiz? Ve bir de “..Gönülden vermeyi, şükranla almayı ama verirken de alırken de hak olan sınırı koymayı..” nasıl öğrenebiliriz?

    Yani aslinda içimdeki vesvese ve korkularbile sorunu tespit etsem de kalıcı çözüm nasil olmalı sanirim bu konud sorunum var tesoit ettiğim..

    Vereceğin cevaplar için Şimdiden teşekkürler sevgili Juno’m..

    1. Çok Sevgili Muko :) TESPİT burada anahtar sözcük… Adını koymak, zaten durduğun zemine başka gözle bakmaktır. Gerisi insanın kalbine doğar ve kalbinin yolunu samimiyetle takip edenin çözüm kapılark karşısına çıkar. Sanırım burada ısrarcı ve ürkek, değil inançlı ve teslimiyete açık olmak gerekiyor. Bunlar da ömürlük dersler :) Kimseye kimse tarafından öğretilesi şeyler değil, yaşanılarak öğrenilesi şeyler… Rabbim hepimize kolaylaştırsın Sevgili Ses :)

      1. Seni seviyorum sevgiki Juno’m..evet tam da bu cümleler ihtiyacım olan..
        zira Tarık suresinde Allah buyuruyor ki “..hiçbir canlı yoktur ki üzerinde bir koruyucu bir denetleyici olmasın..” demek ki burada bu denetleyicilerin Allahin izni ile kalbimize doğuracağı ilhamları samimiyet ve teslimiyet ile kabul etmek gerekiyor..tekrar Teşekkürler..
        Şükürler olsun sizi bana buluşturan Yüce Allaha..

      2. Mukocum :) hepimizin yapabileceği en iyi şey merkezden geleni saptırmadan uygulamak ve yansıtmak… Merkezimizi şaşırmadığımız bir yol diliyorum her birimiz için :) Buluşmalara gelince … İhtiyacımız olanlar daima karşımıza bir vesile ile çıkıyorlar. Vesileye değil, onu vesile eden EL’edir hayranlığımız. Sevgilerimle :)

  4. Sevgili JUNO, yine yeni yeniden okuyacağım iki güzel yazını zevkle okudum. Çok teşekkürler. Yukarıda, dolunay etkilerini burçlara göre de yorumlayacağını yazmışsın, merakla bekliyoruz :) bir de şu merkür retronun gerilettiği konular artık ne zaman hasat edilecek, gerile gerile kopucaz yakında… Çok sevgiler :)

  5. Tamam :) dört gözle bekliyorum… Bugüne sizinle başlamak bana acaip bir enerji verdi. Herşey çok güzel olacak. Sevgiler…

    1. Burç ve yükselen burca göre Dolunayın etkisini şimdi yayınlıyorum :) Haritada Kova yokmuş onu duyduk. O zaman, soruyu sorduğu anda cevabı duymak isteyen bir İkizler mi var? Önünü göremeyince motoru yakan bir Koç mu? Yoksa belirsizliğe dayanamayan bir Yengeç mi? Sevgilerimle :)))

  6. benim kovam yok diye haritam geldiğinde üzüldüğümü hatırlıyorum (bu arada başak ve oğlakta yok) ..insan kendinde bir yoksunluk hissediyor sanki onlara dair değerler yok gibi :) ve evet -evet-evet .. !!! :)) yoktan varımı bilen ilminin güzelliğini cömertce sergileyen sevgili Juno gülümsettin beni teşekkür ederim :) not: tespitler aynen! ama yanına eklenen burçlar o özelliklere mi, bana mı aitlikle söylendi orayı çok ayırdememekle birlikte çünkü banada denk düşüyor yükselen koç, ay yengeç burcum balık ama jüpiter-ikizler-3.ev ..her halükarda tam isabet Maşaallah, Sübhanallah ….

    1. Özlemcim :) elbette yazıklarımı senin genel tavrını izleyerek yazmıştım. Epeyce bir uymuş :)) Cancağızım, eksik yani boş kalan burçlara gelince… Yıldız haritamız bizim yaradılış tasarımımız gibi birşeydir. Öyle istenmiş öyle olmuşuz! DOlayısıyla bir eksiklik söz konusu değil. Her birimiz neye yarayacaksak tam ona göreyiz :) Bu arada Kova yoksa Uranüs var… Onun işleyişi Kova etkisini zaten haritaya taşır ;) Rabbin ilmine akıl sır ermez… Sevgilerimle

  7. söylediğim nereye gidiyor haberim yok şimdi farkettim! Açgözlülüğün lüzumu yok değil mi kovada olmasın zaten uranüs etkisiyle cedelleşiyorum kaç zamandır :) Bir yaz günü Nasreddin Hoca biraz serinlemek için ceviz ağacının gölgesine oturmuş. Biraz ilerdeki kocaman helvacı kabakları gözüne ilişince, kendi kendine:
    – “Şu Allah’ın işine bak, otun üstünde koskoca kabak yetişiyor, şu dalları yere göğe uzanmış, bir evleklik yer tutan ceviz ağacının meyveleri ufacık!..” diye düşünürken, tam o sırada başına bir ceviz düşmüş.
    – “Ah başım!” diyerek yerinden fırlamış Hoca, “Tövbe ya Rabbim, bir daha senin işine asla karış-mam! Ya ağaçta ceviz yerine kabak yetişseydi !…” demiş. fıkra çağrışım yaptı paylaşayım dedim . :)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s