Posted in Uzun Dönemli Etkiler

20 Mayıs URANÜS PLUTO Karesi ya da KARA KUĞU EFEKTİ…


Black Swan
Black Swan

Etkilerini 2011 Ağustos’tan beri hissetmeye başladığımız, Uranüs – Pluto karesini 24 Haziran ve 18 Eylül 2012’de yaşadık. 2016 yılına kadar 4 kez daha yaşayacağız. Önümüzdeki ilk tarih 20 Mayıs ama etkisi bir süredir başladı ve Dolunay devresini kapsayan bir şekilde, hayatlarımız üzerindeki yansımalarını yaşıyor oluruz. Birçok Astrolog tarafından hayli olumsuz yorumlanan bu açıya bir de biz bakalım…

Uranüs  ”Yaratıcı Enerji”nin yıldırımıdır. ”Tahmin Edilemeyen”dir. Koç’ta olması ”Öz”den gelen bir enerji ile ”temizleme” misyonu taşıdığına işaret eder.

Pluto ise ”Dönüşüm Faktörü”dür. Gündüzün içindeki geceyi, sorunun içindeki çözümü, başlangıcın içindeki sonu, ölümün içindeki yaşamı, yanlışın içindeki doğruyu, yıkımın içindeki hayrı, güzelin içindeki çirkini, korkunun içindeki cesareti, kısacası herşeyi zıddını kendi içinde barındırdığını bize anlatır. Oğlak’taki yerleşimi dünyevi değerlerin ve gücün aşırı derecede yüceltilmesine bağlı olarak yaşanacak  aşırılıkların ve katılaşmış formların kendi kendilerini dönüştüren bir hal alacaklarına işaret eder.

Kare açılar engellenemeyen dönüşümleri tetiklerler. Bazen, yıkım olmadan, dönüşüm ve yeni başlangıç olmaz!

Pluto’nun Oğlak’taki varlığının ”dünyevi değerlerin ve gücün aşırı derecede yüceltilmesine bağlı olarak yaşanacak  aşırılıkları ve katılaşmış formlar”ı odağa aldığını ifade etmiştim; Güç ve paranın giderek daha sınırlı bir azınlığın elinde yoğunlaşmaya başladığı, kaynakların giderek daha hızlı ve sorumsuzca tüketildiği, uluslar ve insanlar arası akışın çoğalmasının ”sosyal refah”ın artmasından ziyade ekonomik krizi tetikleyen üretim modelleri ve bilinçsiz tüketim alışkanlıklarının doğmasına neden olduğu ve bozulan yaşam koşulları karşısında sosyal, politik, etnik, dini ve kuşaklar arası, artan gerilimlerin giderek tırmandığı bir dünyada yaşıyoruz. Gelinen noktada dünyanın hayat damarlarının tıkandığı ortadadır!

Ve Uranüs-Pluto karesi tıkanmış olan bu enerji damarlarını açmaya yarayacak bir dizi olayı tetiklemektedir. Bu karenin, ilk oluşumunun dünyanın titreşimini değiştiren Büyük Venüs Geçişi’ne denk gelmiş olması, önemli bir dönüşüm sürecinin bir parçası olduğuna işaret etmektedir.

Uranüs Pluto karesi hakkında yapılan bir çok yorum, hem dünya ve toplumlar düzleminde, hem de kişisel düzlemde  felaketlere yol açacağı vurgusunu taşımaktadır. Ancak göklerin amacı acı vermek değil, öğretmektir. Acı, öğrenmek yerine direnmek, dönüşmek yerine savaşmak yüzünden gelen bir yan etkidir.

Ayrıca bir açıyı kendi içinde değerlendirmek, daima eksik ve yanıltıcı bir portre çizilmesine neden olur! Bir filin sadece hortumunu anlattığımızda, hiç fil görmemiş biri bir yılandan bahsettiğinizi de zannedebilir :) Gelin biz öyle yapmayalım, bu ”meşum” açının oynadığı rolü, göğün toplam durumundan hareketle değerlendirelim;

Herkesin pek ”tırstığı” bir diğer yerleşim de Akrep’te yol alan Satürn’dür. Ancak Akrep’teki Satürn ve Oğlak’taki Pluto arasında karşılıklı ağırlama dediğimiz etki yaşanmaktadır. Ayrıca Satürn ile önce Chiron, şimdilerde de Neptün arasında ŞİFAYA DÖNÜK ılımlı açılar yaşanmaktadır. Bu karşılıklı ağırlamanın temel mesajı şudur; Birçok insan için, GÜÇ ile SAHİP OLMAK eş anlamlıdır. Oysa GERÇEK GÜÇ, hayat yolumuz ile uyumlu olmayan her şeyden vazgeçebilecek kadar kendi içinde sağlam ve güvenli olmaktır!

SAVAŞ yok mu peki? Olmaz olur mu… Hemm de ne büyük bir savaş, hatta ne büyük bir CİHAT sürüyor içimizde! KENDİ KENDİMİZLE ne zamandır ihmal ettiğimiz bir SAVAŞ yürütmekteyiz. Bu savaşın en büyük ganimeti – ”KENDİNİ BULMAK!” Güç arayışlarının girdabında kaybolduğumuz durumlara ilişkin, uyarıcı ve dönüştürücü deneyimler yaşamaktayız… Geçmiş hatalarımızdan ders alarak,   esnek, dürüst ve insani değerlere bağlı kalmayı tercih ettiğimizde ise, hem kendimizle hem de yaşadığımız dünya ile BARIŞ içinde olmayı başarmaktayız.

Herkes kabahati Satürn’de, Pluto’da, Uranüs’te arayadursun… Bu aralar göğün asıl kumpas-kuranı Jüpiter :)

İkizlerdeki yerleşimi ve yaptığı açılar nedeniyle, YANILSAMALAR yaşatıyor bize… Çok söz söyleniyor, önyüzde birçok olay yaşanıyor… Ama arkasında neler yattığını kimse NET olarak bilmiyor! Mesnetsiz, maksadını aşan, sonuçsuz beklentiler oluşuyor… Zaten baş etmekte zorlandığımız nefsimizin yeleleri iyiden iyiye kabarıyor ve bizi boş mücadelelere sürükleniyoruz… Peki, KÖTÜ ADAM mı oldu yani, bize yıllardır iyiliğin kaynağı gibi gösterilen Jüpiter? Yooo :) Göklerde kötü ve iyi yoktur… Göklerin senaryosu, hep bizi bizimle yüzleştirmek üzerinedir. Ve bu senaryoda her gök cisimi üzerine düşen rolü sevgiyle oynar… Jüpiter de bu aralar bizi yanılsamalarımız, abartılarımız, mesnetsiz beklentilerimiz ile yüzleştiriyor.

Uranüs Pluto Karesine KARA KUĞU EFEKTİ de denilebilir…

Kara Kuğu da Ne Ola..?

Ünlü Risk Yönetim Uzmanı Nassim Nicholas Taleb, ”olasılıksız” görünen büyük krizlerin veya fırsatların doğası hakkındaki ünlü çalışmasında, engellenemez dönüşümleri tetikleyen bu ”hesaplanması ve yönetilmesi imkansız” olaylara Kara Kuğu adını verir. Normalde kuğular beyazdır. Birbirine benzeyen bir sürü kuğu yumurtasından herhangi birisinin siyah bir kuğu yavrusu çıkartabilmesi ihtimalini hesaplayamazsınız. Ama kara kuğular vardır… Ve bize ”siz tahayyül edemediğiniz için, bazı ‘olasılıksız’ şeylerin gerçekleşmeyeceğini zannetmeyin” der gibidirler.

Taleb’e göre Kara Kuğu’nun olmasını engelleyemeyiz. Ancak o gerçekleştikten sonra ona bağlı olarak yaşanacak olayların tahmin edebilir ve onlara ilişkin önlem alabiliriz.  Yaşanan birçok Kara Kuğu vak’asında olayın etkilerini derinleştiren asıl faktör, bir başka tahmin edilemeyen olan ”İNSAN FAKTÖRÜ”dür.

  • Felaketler ve kazalar sırasında can kaybını arttıran paniktir!
  • Deprem, tsunami gibi felakatler, bize büyük zararlar verir. Ama hasarın psikolojik, sosyal ve ekonomik boyutlarını ”abartılı” hale getiren, olayın ardından yaşanan yağmalar ve insanların bu durumun oluşturduğu zaaflardan yararlanma çabasıdır.
  • Hayatımızın düzenini altüst eden bir hastalığa yakalandığımız zaman, iyileşme hızımızı hatta ihtimalimizi, hastalıkla baş etme şeklimiz belirler.
  • Bizi şaşırtan sıradışı bir insanla kaşılaştığımızda, takındığımız tavır onun hayatımızdaki etkilerinin ne kadar kalıcı olacağını belirler.
  • Arka planı hakkında YETERLİ ve TARAFSIZ bilgiye sahip olmadığımız ANİ ve ÜZÜCÜ gelişmeler karşısında, görünüşe dayalı kararlar almak ve HESAPSIZ TEPKİLER vermek, GÜRUH PSİKOLOJİSİ ile davranmak, desteklemeyi hiç tercih etmeyeceğimiz amaçlara alet olmamıza neden olur.

Google, Facebook gibi ”sıradışı ve tahmin edilemez” ürünlerin bugün vardıkları yaygınlık boyutu ve kazandıkları ekonomik güç, birebir insan bileşeninin ”değer yaratma” özelliği ile ilişkilidir. Kısacası ”tutum” etkinin büyüklüğünü ve sonucu daima değiştirir.

Kara Kuğu Efektini Yönetmek

Adına ister Kara Kuğu diyelim, ister sürpriz, ister Uranüs-Pluto karesi, ”beklenmedik gelişmeler” bizde şaşkınlık, endişe, korku, panik ya da aşırı sevinç / haz / heyecan gibi hisler yaratır.

Hisler sanıldığı gibi kalbin değil, hormonların yarattığı şeylerdir ve çevre koşullarındaki tüm iniş çıkışlar, hormonlarımızı dolayısıyla da hislerimizi etkiler. Aslında ”Kalbimizin Sesi” dediğimiz içsel yönlendirmeyi duyabilmek için, hislerimizin ve zihin sesimizin ”kanalda cızırtı” yapmamalarını sağlamak gerekir. Fakat insanoğlu zihni durdurmak ve duyguyu perdelemek konusunda ”özürlüdür.” Birçok uzakdoğu dövüş sanatının, sadelik, dinginliği sağlamak ve zihne yer bırakmadan anda alınan içsel kararlarla davranmak üzerine kurulu olması boşuna değildir.

Öngörülemeyen dönüşüm darbeleri, Rabbin Eli ile açılan geçiş kapıları gibidir… Dönüşüme direnmek sadece canımızı acıtır. Hayatımızda bir değişiklik olmaya başladığında alınacak en ”uygun” tavır su ile beraber akmaya başlamaktır. Bunun için de başta kurtulmamız gereken şey KORKU’dur.

Korku bizi korkutarak ele geçirir ve üzerimizde hüküm sürer.

Örneğin devamlı olarak deprem olacağı korkusu ile yaşamak, bu olasılığı tetikler. Ya da bir insanla, bir toplulukla, bir ülkeyle,  savaş veya çatışma halinde olacağımızı düşünmek çatışmayı tetikler. Ayrıca, belirsizlik karşısında çığ gibi büyüyen KORKU faktörünün istenmeyen sıkıntılar ve önlem alınmadığı için yaşanan ek yıkımlarla sonuçlanması sadece TERCİH’lerimizi sonucunda kader haline dönüşen ihtimaller içinden bir ihtimaldir.

Herkesin, bitmek bilmeyen ekonomik krizden, giderek artan sayıdaki doğal afetlerden ve her köşeden patlak verecekmiş gibi başgösteren savaşlardan ürktüğünü bir dönemdeyiz.

Nitekim, 1930′larda aynı açı birkez daha yaşandığında dünya Büyük Durgunluk döneminden geçmiştir.  Büyük Durgunluk, o zaman varolan ekonomi teorilerinin öngöremediği bir ”sürpriz”di. Tetiklediği geirilimler ve arayışlar insanlığın bu devrede yaptıkları seçimler,  açgözlülük ve iktidar hırsı nedeniyle çıkmış olan savaşların en acımasızlarından biri olan 2. Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olmuştur. Hitler’in yaptığı kıyımlara karşı başlangıçta gösterilen duyarsızlık, önlenebilir bir savaşın düşünülenin çok ötesinde boyutlara ulaşmasına neden olmuş ve Japonya’ya atılan atom bombası gibi, beklenmeyen ve yıkıcı etkileri olan  bir olayla sona ermesini gerektirmiştir.

Aynı yıllarda İspanya’da başlayan sağ-sol çatışmasının gözlerden gizlenmeye çalışılan bir devrime dönüşmesi de tam bir Kara Kuğu’dur. Gelgelelim, o dönemde dünyayı yöneten güçlerin kendi aralarındaki gerilimler nedeniyle ispanya’daki savaşa karşı takındıkları tavır ve İspanya’da tarafları oluşturanların cephelerin kendi içilerindeki çekişmeler sonucunda ortaya çıka çıka Franco’nun faşist iktidarı çıkmış ve uzun bir süre İspanya’nın kaderini belirlemiştir.

Bir öğleden sonra askerlerimizin ya da sivillerin maruz kaldığı bir saldırı ya da düşen bir uçağımızın haberini almak bir nevi Kara Kuğu’dur. Buna karşı verilen toplumsal tepkinin KORKU ve HIRS çerçevesinde belirlenmesi ve aceleci bir seferberlik haline dönüşmesi ve bambaşka ve upuzun bir dizi savaşın içine çekilebilme ihtimalimiz tercihtir!Barış ve huzur için dua etmek ve bunun mümkün olduğuna inanmak, bir insanla, bir fikirle, bir olayla çatışma içine girdiğimizde korku veya savunma halinden, gözlem ve yapıcı eylem haline geçmek bu yüzden  çok önemlidir.

Star Wars dizisinin efsanevi kişiliği Üstat Yoda bu konuda şu veciz sözleri söylemiştir :)

– Kaybetme korkusu seni Karanlığın Yolu’na götürür!
– Güvenlik arayan, acıyı bulur!
– Büyük Savaşçı mı..? Savaşla büyük olunmaz!
– Geleceğe daima  hareketle ulaşılır!
– Jedi’ın kuvveti Güç’ten gelir!

Uranüs – Pluto karesine bağlı olarak hayatımıza girebilecek genel ve kişiye özel etkilere karşı savaşmayın. Sizi kilitleyen duygu ve korkuları tanımlayın ve bunların sizi bir yere götürmediğini, sırf alışkın olduğumuz için bu yaşam ve düşünce kalıplarına tutunmanın hem birey olarak bizleri hem de dünyayı kireçlenmiş damarlarla ve tıkanmış bir kalple yaşayan, iç organları doğru düzgün çalışmayan bir varlık haline getirdiğini kabul edin. Acıya, endişeye ya da beklentiye değil sadece o an içinde ”uygun” olanı yapmaya odaklanın.

”Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur” demiştir Mustafa Kemal… Aslında bu Türk olmak onurundan öte bir gerçektir. Hele de ”Erkek Adam Herkesi Döver” gibi basit bir çıkarıma asla mahkum kalmamalıdır! Her insan özünde Rabbin nüvesini taşır. Bu nüve, kendi sınırlı algı ve bilgimiz içinde elimizde olanlara sarılmak adına mücadele etmeyip, kaçınılmaz olana teslim olduğumuzda açığa çıkar ve bize bilmediğimiz kullanamadığımız becerilerimiz olduğunu farketme imkanı verir.

Çünki Korkuya teslim olanın gücü Korku’ya gider… Ama Yaratıcı Güç’e teslim olanın kuvveti Yaratıcı Güç’ten gelir!

MÜZİK RUHUN GIDASI :)

İnsanlığın büyük macerasında yeni bir devreye girdik… İnsanlığımızı hatırlatan, hepimizin aynı özden geldiğimizi, aynı arayışlar içinde olduğumuzu ve yanyana olmayı öğrenmeden kendimiz olmak ve hatta hayatta kalmak gibi bir şansımız olmadığını anlayacağımız bir zaman! Büyük İnsanlık Ailesi hakkında bir parça eşlik etsin bu yazıya… Children of Sanchez – Chuck Mangione’nin muhteşem trompetine izin verin kalbinizi avucuna alsın, dağıtsın ve yeniden yapılandırsın…

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

13 thoughts on “20 Mayıs URANÜS PLUTO Karesi ya da KARA KUĞU EFEKTİ…

  1. Angelina Jolie’nin korktuğu için göğüslerini aldırmış olmasını da buna bağlayabilir miyiz Juno :)

    1. Amin! Rabbim dünyayı koruyor ama biz kendimizi korumalıyız… Yani gidişi kötü yapan biziz! Öyle uzakta yaşayan kötü insanlar da aramayın… Hepimiz aynaya bakmalıyız. Öneml olan ne olacağı değil, bizim olaylara ne tepki vereceğimiz :)

  2. Pingback: Anonymous

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s