Posted in Astroloji Hakkında Genel, Burçlar

Burçlar Hakkında ”Sivri, Hınzır & Cüretkar” Yorumlar … Gölgemize Ayna Tutanlar Serisi – 3


Mona Lisa ''Manga Style'' by NISAI
Mona Lisa ”Manga Style” by NISAI

Bizim en sert ve sivri yanlarımızı ortaya çıkartan ve tam bir nefis tesviyesine dönüşen ilişkiler, gölge kişiliklerimize ayna tutanlarla, girdiğimiz yakınlıklardır! İşte sivri, hınzır ve cüretkar bir dille GÖLGEMİZE AYNA TUTANLAR …

Oldukça detaylı yorumlar olduğu için üç bölümlük bir seri halinde yazıcam. Her burç kendisinin dahil olduğu İKİ ADET yorum bulacaktır. ATLAMAYIN :) Ayrıca yükselen burcunuzu okumayı da unutmayın!

3. bölümde Yay-Boğa, Oğlak-İkizler, Kova-Yengeç, Balık-Aslan ikilileri yer alıyor

YAY – BOĞA: Bir Yay size ”aslında basit ve dingin bir hayatı özlediğini” anlatıyorsa, ”demek ki bu aralar Ferrari‘sini Satan Bilge türü bişiler okuyor” deyin ama Yay’ın herhangi bir şeyi basit ya da dingin bir şekilde yapacağını asla aklınızdan geçirmeyin! Yay, hayatın zenginliklerini keşfetmek ve hepsinin tadına doyasıya varmak ister… Onun iyi bir hayat sürmekten anladığı şey, hiçbir arzusundan mahrum kalmamaktır. Basitlik ve dinginlik hakkında fazla konuşmaya başladıysa, bilin ki bundan sonraki tatilini Nowhereistan’da geçirecek, dönünce de soluğu İskender Kebapçısında alıp, bir-buçuk etibol üstü künefe ile hayatı onurlandıracaktır :))) Öte yandan, Nowhereistan’da bir ömür yaşamayı sorun etmeyecek olan biri varsa, o Boğa’dır! Özellikle de, orada doğduysa… Ama onun Nowhereistan’lı olduğu için basit bir hayat sürmek isteyeceğini zannetmeyin. Boğa basitliği bile kendisi için zenginlik ve refah kaynağına dönüştürmeyi becerecek biridir. Turistler için, otantik görünümlü, temiz, güvenilir ve iyi yemekler sunan bir konukevi işletir. Şayet oraya giden Türk ziyaretçi sayısında bir patlama olduğunu fark ederse, menüsüne İskender de ekleyebilir :))) Boğa, mutluluğun ve hayatın anlamının peşinde diyar diyar gezinmeyi anlayamaz… O hayatında olmasını istediği her türlü zenginliği, bir yolunu bulup kendi ayağına getirir! Boğa’nın ne istediğini bilen, tutarlı, dengeli, ayağı yere basan hali Yay’a kendisini accık boş işler peşindeymiş gibi hissettirir :))) Ama Yay, bu sabit ve maddi hayata odaklı duruşun ”insanı köleleştiren konformizm belası”nın ruhu olduğunu hemen teşhis edecek ve bunu da Boğa’nın yüzüne vurmayı bir gurur meselesi haline getirecektir! Boğa ise, Yay’a hayretle bakacak, önüne çıkan her ”deneyime”  sazan gibi atlamasını çocukça bulacak ve onun keşif merakını, sıradan tüketim çılgınlığı içindeki bir çeşni olarak görecektir.  Boğa, ancak bir gün Nowhereistan’da bir doğal felaket olursa, kendi ”mantıklı ve güvenli” duruşunun ne kadar sağlam olduğunu sorgulamaya başlayacaktır. Ve dünyanın öbür ucundan kalkıp gelen kurtarma ekibinde de  Yay’ı  görürse onun gönlünde samimi bir arayış ve beklentisiz bir iyilik olduğunu anlayacaktır. Yay ile Boğa’nın birbirlerinin gölgesine ayna tutmalarını sağlayan özellik, her ikisinin de TATMİN peşinde olmaları ve az ya da vasıfsız görünen hiçbir şeyle yetinmeyi bilmemeleridir. Yay’ın Boğa’dan öğrenmesi gereken, insanın tarzını değiştirerek özünü, evini değiştirerek hayat yolunu değiştirmesinin mümkün olmadığıdır. Boğa’nın Yay’dan öğrenmesi gereken ise, bazı tatminlerin maddi bir karşılığının olmadığı ve bugün mutlu olmak için yarın ne olacağını bilmek ya da yarın ne olacağımızı bilmediğimiz için bugünden mutsuz olmak gerekmediği…

OĞLAK – İKİZLER: Oğlak hayatın talepleri karşısında daima yeterli olmak ister. Düşünülmemiş sorun, getirilmemiş çözüm, cevaplanmamış soru, bitirilmemiş ya da en azından planlanmamış iş ile yatağa gitmek, onu huzursuz etmeye yeter. Ama bir İkizler’in etrafta olması demek, her an yeni bir soru, şikayet, talep, ya da öneri duyma ihtimaline hazır olmak demektir. Oğlak ajandasında biriken listenin temizlendiğini düşündüğü anda, İkizler’in aklına yeni bir fikir gelecek,  az önce bin zahmetle yapılmış olan bir şeyin artık gerekli olmadığını  söyleyecek, hatta bir an önce başka bir çare bulunmazsa somurtmaya başlayacak ve arada geçen sürede devamlı olarak söylenecektir :)))  Bu Oğlak için bitmeyen bir meydan okuma anlamına gelir ve ne yapsa durumu kontrol altına alamadığını gören Oğlak, bir İkizler ile aynı ortamda yaşadığı takdirde,  eninde sonunda astım, taşikardi, ya da sinir krizi geçirir :))) Aslında İkizlerin Oğlakla bir derdi yoktur… İkizler için biten anda oluşmuş olan denge, yeni bir anın başlaması ve yeni bir enerjinin oluşması ile birlikte bozulur. Uzayan memnuniyet ise, ”kesin bir şeyi kaçırıyorum” türü bir sorgulamayı ve garip bir sıkıntı hissini beraberinde getirir. Memnun olmamak ve her an tetikte olmak, İkizler olmaktır :))) Ortamdaki her değişimi hisseden hassas bir barometre gibidir ve hissettiklerini dışa vurmak ihtiyacındadır.  Oğlak’ın İkizlerle sorunu, bunu değiştirmeye yani İkizleri tatmin etmeye, durdurmaya ve susturmaya çalışmaktır. İkizler içinse bir Oğlak’la bir arada olmak ilk başlarda kendisine alışılmadık derece YETERLİ bir muhatap bulmaktır! Sarhoşluk benzeri bir isteme krizine tutulur… Ama Oğlak’ın amacı bu bitmek bilmeyen akışı sürdürmek değil, İkizleri susturmak ve her şeyi yoluna koyduğunu hissedip huzur bulmaktır :))) Bu tıpkı dışarı akmak isteyen havanın üstüne pencere kapatmak, su akan bir oluğun çıkışına musluk takmak gibi bir şeydir… Şikayet nedir bilmeyen, beyaz bir mermer sunak kadar kutsal ve dingin görünen, ama  kendisiyle giderek gerginliği artan bir ses tonuyla konuşan ve ”bu kadar talepkar olmaması” gerektiğini ya da ”sorun edilecek bir şey olmadığını” göstermek ister gibi davranan Oğlak’la bir arada olmak, bir süre sonra İkizler’e kendisini ”kötü” hissettirmeye başlar! Oğlak ve İkizler’in birbirlerinin gölgesine ayna tutmalarını sağlayan özellik, hayatın akışına yön verme tutkularıdır!  Oğlak, İkizlerle ilişkisinde, merkezini kaybetmemeyi öğrenmek zorundadır. Kendine dur demeyi bilmeyen, başkasına da sınır koymayı bilemez :) İkizler ise Oğlak’la ilişkisinde, insanın sorduğu sorunun dahi sorumluluğunu alması gerektiğini öğrenmelidir. Zira alınan cevap her zaman duymaya hazır olduğumuz cevap olmayabilir…

KOVA-YENGEÇ: Kova ”kader mahkumu” olmak fikrinden nefret eder! Başına geleni değil, kendi seçimlerini yaşamayı son derece önemser… Bu nedenle de, kendince iyi bir gözlemci ve tahmin yürütücü olmaya gayret eder. Ayrıca tahmin edilemez hareketler yapmayı da, güvenlik sisteminin bir parçası olarak görür! Yani kısacası şaşırtıcı ama şaşırtılamayan bir insan olduğundan pek emindir… Ta ki Yengeç’le tanışana kadar :)))) Yengeç Kova’ya bakar… Çok ilginç, hatta sansasyonel ve fazlasıyla küstah bulur. Sarsılır ve aynen kepenklerini kapatır :))) Görmezden gelinmeye alışmamış olan Kova, bunu büyük bir meydan okuma olarak alır ve tam saha prese başlar! Kova’nın kitabında rahatlatarak yakınlaşmak diye bir şey yoktur. O lafa boğmayı, açığını bulmayı, şok etmeyi bilir ama ”zorla güzellik olmaz, sevmeli sevdirmeli” ne demektir bilmez :))) Aynı odada saatlerce oturup da, bütün sorularına tek kelimelik cevaplar veren ve hiç soru sormayan biri ile nasıl iletişim kurulacağını da aklı kesmez… Sinir bozucu içe kapanıklığını korkaklık ve söyleyecek sözü olmamak  olarak yorumlamaya karar verdiğinde ise, Yengeç’in bir başkasıyla konuşurken  yaptığı müthiş bir espri kulağına çalınır ve komple çileden çıkar.  Yengeç o gün pembe giydiyse pembe gibi kezban bir rengi giyenler, Yengeç’in kulakları kepçeyse  kulağıyla çorba karıştırabilenler, Yengeç Manisalı’ysa İzmir‘i büyük şehir, İstanbul‘u uzay zannedenler hakkında, espriler yaparak kendince son sözü söyler… Yengeç kıpkırmızı bir yüz ve az sonra ağlayacağı belli olan gözlerle Kova’ya bakar ve odadan kaçar! Kova ile Yengeç’in birbirlerinin gölgesine ayna tutmalarını sağlayan özellikleri,  farklı gelen her şeyi tehdit olarak görmeleri ve güçlü görünmek adına kendileri hakkında yanıltıcı sinyaller vermeleridir. Kova, Yengeç’le ilişkisinde duygulara mesafe almanın mümkün olmadığı durumlarda, insanlara mesafe almanın ve ilişkiye zaman vermenin en iyi çözüm olacağını öğrenmeli, ayrıca patlayıp patlamayacağını anlamak için, kendi halinde duran bir balona iğne batırmanın da hiç gerekli olmadığını kabul etmelidir. Yengeç ise Kova ile ilişkisinde, kaçanın daima kovalandığını öğrenmelidir… Bu romantik anlamda hoş bir şey olabilir :) Ama hayat da bizim dikkatimizi, kaçındığımız konulara  çekmek istediğinde, tıpkı Kova gibi münasebetsiz olabilir ya da üstümüze bir Kova’yı salabilir :)))

BALIK-ASLAN: Balık’a göre insanın tek amacı mutlu olmaktır… Hayatı derinlerinde keyifle dolandığı bir deniz gibi görür ve onunla büyük bir aşk yaşar. Yaptığı işi bile, keyif aldığı için yapar. Ama onu hoşnut etmeyen, heyecan vermeyen bir çalışma biçimini sürdürmekte zorlanır. Sonra hayatına bir Aslan girer! Daha doğrusu girmekle kalmaz, görüş alanını işgal eder ve seyir haline engel olur. Çünkü Aslan’ın içine Balık’ı da dahil etmek istediği bazı planları vardır. Ya da Balık orada kalmak istiyorsa bu planlara dahil olmayı kabul etmek zorundadır. Aslan’ın olduğu  bir yerde Balık da dahil hiç kimsenin kendi bildiği gibi davranmaya, kendi hedeflerine  göre ya da hedefsiz yaşamaya izni yoktur. Aslan böyle planlar yapmak için Balık’tan izin almış mıdır? Yooo… Ama nefes alan her canlı için en mutluluk verici hayat biçiminin ne olduğunu bilen birinin izin amasına gerek yoktur! İlgilenip görev vermiş ya da bir talepte bulunmuş olması bir nimet ve bir lütuftur :))) Balık hayatında ilk kez birine sınır koymak, birine meydan okumak ve haddini bildirmek ister! Kendini pek cazip, pek etkileyici, pek ince ruhlu, pek sempatik, pek karizmatik ve daha başka bir takım şeyler zanneden bu insana ”bir hiç” olduğunu göstermeye ant içer. Aslan ise herkesin pek methettiği Balık’a bakar ve bu iddiasız ve dalgın insanı nereye koyması gerektiğine bir türlü karar veremez. Onu, şunu, bunu istediğini ve şu zaman istediğini söyler. Ve Balık kendisine verilen zamanda ortada görünmez. Niyeti kendi bildiği zamanda, kendi istediği şekilde ve Aslan’ın aklına hayaline gelmeyecek bir şeyle ortaya çıkmaktır… Aslan mahvolacak, bitecek, kendinden geçecek, aklı duracak, hayatın anlamı gözlerinin önünden silinecek ve yerine yeni bir nur doğacaktır… O nurun tam ortasında da Balığın yüzü parlayacaktır! … Balık bu hayalin verdiği coşkuyla işe koyulur. Ama yaptığı şey bir türlü hayal ettiği etkiyi oluşturacak kadar iyi değildir! Balığın Aslan’la kavgası kendiyle kavgasına dönüşür ve Balık bu döngüde kaybolur. Gelgelelim ortada görünmemesi Aslan’ın üzerinde tam da istediği etkiyi yapmıştır! Bu akla hayale gelmeyecek  bir reddediliş ve bir hakarettir. Aslan Balık’ı karakaplıya yazar ve bu kendini bilmez serseri ruhlu kişi ne vakit aklına gelse fena halde kızar :))) Balık ve Aslan’ın birbirlerinin gölgesine ayna tutmalarını sağlayan özellikleri, her ikisinin de etkilemekle ilgili bir takıntılarının ve hadlerini bilmekle ilgili bir sıkıntılarının olmasıdır. Balık, Aslan’la ilişkisinde yapılan şeylerin sadece yapanın değil kullanacak olanın ya da isteyenin mutluluğuna da hizmet etmesi gerektiğini, aksi taktirde yararlı olamayacağını öğrenmek zorundadır. Aslan ise Balıkla ilişkisinde, herkesin kendi dünyasının merkezi ve kendi gönlünün kralı olduğunu… ve de, bir insanın arzuları diğerinin durumdan aldığı tadın sınırlarını zorluyorsa, ileri gitmenin kimseye bir kazanç getirmediğini!

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

13 thoughts on “Burçlar Hakkında ”Sivri, Hınzır & Cüretkar” Yorumlar … Gölgemize Ayna Tutanlar Serisi – 3

  1. Bu yazı diziniz galiba okuyan herkesi düşündürdü, ben çok düşündüm belki de! Bu hınzır cüretkar yazılarınızın çoğu gülümsetmiş, kullandığınız dile her zaman ki gibi hayran kalmıştım ama bu seri pek derin etkiledi beni..Bir müddet panoya asıp gelip geçerken okumak istiyorum. En derin sevgi ve saygılarımla..
    * yusufçuklarınıza bayıldım :)

    1. Çok sevgili Günnur :)
      Bu yazı dizisini yazarken ben de çook düşündüm ve neredeyse her bir çatışmayı kendi içimde de yaşadım :) Yusufçukları ben de çok seviyorum… İçten sevgilerimle :)

    1. Merhaba :)
      Bu yazı dizisi çok özel bir ilişki türü hakkındaydı. Koç-İkizler ikilisi gerçekten birbirinden yakayı kurtaramayanlar filan gibi yeni bir dizide olabilir :))) Yazıcam söz! Sevgilerimle

  2. Bişey sorabilir miyim? Benim şahsi fikrim mi,yoksa gerçekten öyle mi bilmiyorum ama 150 derece açılı burçlar çok mu evleniyor yada sevgili oluyor? Çevremdeki bir çok çifte soruyorum burçlarını oldukça fazla 150 derece açılı var 😨 misal benim evliliğim de balık – aslan aksı 😆

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s