Posted in Kısa Dönemli Etkiler

JÜPİTER – URANÜS – VENÜS Güzellemesi … Akla Zarar İşlere Gönül Verme Zamanı :)


Masumiyetin Ayak izleri ...
Masumiyetin Ayak izleri …

Haydi bugün yeni umutlardan ve onları hayatı geçirmekten bahsedelim :)

Jüpiter bir süredir retro konumdaydı ve nihayet düze çıktı. Şimdi İkizlerdeki seyrine formunu bulmuş şekilde devam etmekte. O retro olduğu sürece eski beklenti, yargı ve tutum modellerimizi sorguladık. Şimdi ise yeni umutlar, yeni hayaller, yeni tasarımlar yapıp bunları hayata geçirmenin gayreti içine gireceğiz…

Einstein’ın ikide bir tekrarlamayı sevdiğim bir lafı vardır: ”Sorunu üreten kafayla çözüm bulunmaz!” diye… Gerçekten de hep aynı paradigma ile bakıyorsanız hayata, göreceğiniz sorun da, takılacağınız taş da aynıdır… gözden kaçırdığınız pencere de.  Böyle durumlarda bize lazım olan herşeyi farklı bir gözle görmemizi sağlayacak bir quantum sıçrayışıdır. Ve böyle sıçramalar Uranüs’ten sorulur :)

Jüpiter’in İkizlerde gezinmesine tek başına pek itibar etmemek gerekir filan diye laflar edip İkizler burcu olanları kızdırıyorum bazen ;) Meramım şudur; Jüpiter uzun erimli hedeflerin, yeni ufukların gezegenidir. İkizler ise bizim mahallenin işbitirici tüccarı. ”Abii … aklıma süpper bi fikir geldi!” diye önüne gelene anlatır ama onu hayata geçirip, uzun vadede ayağı yere basar hale getirecek bir vizyona ve illaki tutarlılığa ihtiyacı vardır.

Şimdilerde Kova’ya taze giren Venüs ile de üçgen bakış açısına girdi … Ve biri umudu, diğeri ise bolluk ve yaratıcı enerjiyi simgeleyen iki gezegenin böyle bir görünüme girmeleri gerçekten fıstiki makam birşeydir! Hele ikisi birden Koç’taki Uranüs’ten destek alıyorlarsa… Hani sanki Zeus‘la Hera‘ya bir gençlik aşısı yapılmış, ikisi birlikte yeniden Olimpos’un tahtına oturmuş, ve Uranüs’ün Gaia ile buluşmasında ortaya çıkan – ve dünyanın varolmasına neden olan – o ORİJİNAL enerjiyi yeniden canlandırmaya soyunmuşlar gibi … taptaze tertemiz FİKİR ÇOCUKLARI’nın doğma zamanıdır…

Nasıl da ihtiyacımız var böyle birşeye … Yorgun Yaşlı Dünyanın alın çizgilerine gömüldü sanki umutlarımız … Taze bir nefese ihtiyacımız var … Yeniden inanmaya ihtiyacımız var kendimize ve evrenin adaletine … Çook ihtiyacımız var MASUMİYETİN AYAK SESLERİNİ duymaya!

Ama bunun için ÖNCE KENDİMİZE ADİL OLMAK zorundayız!

Göklerde ne zamandır türküsü çığırılan bir güzelleme de, Satürn – Pluto – Chiron üçlüsü! Bu üçlüye ”Ayyy Cısss!!!” diye bakanlar çözümü hala sorunu üreten kafayla üretmeye, yollarını hala yaşlı yorgun dünyanın alın çizgilerini derinleştirerek bulmaya çalışanlar ;)  Değişimden korkmayın anacım bu kadar! Bu kadar tırnaklarınızı geçirmeyin sağlam deyip de toprağa … O toprak nihayetinde çürüyüp giden atalarınızın eti, kemiği… ŞAKA GİBİ DEĞİL Mİ :) Yaşamın zemini değişim ve dönüşüm üzerine kurulu Dostlar… Bazı şeyler yıkılıp, yokolup gitmeli ki hayatımızda … yeni pencereler açacak, temiz soluklar alacak bir alan oluşsun…

Pekiii … ne olmuştu da, kendi kurduğumuz evler bize hapishane olmuştu ve neden şimdi yıkılmak zorundalar bir hatırlayalım;

  • Biz hep almak ve hep tam istediğimiz gibi ve tam istediğimiz yerden almak istemiş … hatta bunun için herşeyimizi – özsaygımızı bile – vermeyi göze alabilmiştik
  • Biz değerimizi hep sahip olduklarımız, kullandıklarımız, hükmettiklerimizle ölçmüştük … sonra o sahiplendiklerimiz bizim sahibimiz olmuştu
  • Biz her insanın da tıpkı bizim gibi kendine has tercihleri olabileceğine ve bunların bizimle bir ilgisi olmadığına bir türlü akıl erdirememiştik … dünyanın merkeziydik
  • Biz hep nimeti sevmiş, mihnetten kaçmıştık
  • Biz bazı sevimsiz şeyler bize yapıldığında kıyameti kopartmış, ama zora gelince aynı şeyleri çatır çatır başkalarına yapmıştık
  • Biz hayat bize işimize gelenleri verdiği sürece süreci sorgulamamış, sonra rüzgar ters dönünce yandım Allah olup; işbirliği ettiklerimizden başlayıp feleğin çarkına hatta çarkın sahibine kadar herkesi ve herşeyi suçlamıştık
  • Biz hep başkalarının ve hayatın dizginlerini elimizde tutmak istemiş ama kendi dizginlerimize – çok seviyorum naapiyim, çok yoruldum, korkuyorum, alışık değilim vs. vs. diyerek – bir türlü sahip çıkamamıştık

Şimdi de çıkış yolu bulamıyoruz… NEDEN? Aklımıza yatmıyor da ondan :) Hangi akıl… Yani biz yukarıdaki gibi davranırken akıllımıydık ;)

Demek ki şimdi zaman AKla-zAraR İşlere gönül verme zamanı :)

Yepyeni umut dolu fikirler gelecek aklımıza. Yeni fırsat saksı olup kafamıza düşecek. Taptaze bir enerji dolacak camlardan kapılardan içeriye … tertemiz bir rüzgar esecek … bolluk ve bereket kapıları aralanacak yeniden hayatlarımızda.

AMA … biz dönüp dolaşıp aynı tuzaklara düşersek hep nafile hep nafile …

Yani iş yine bizde bitiyor Dostlar! Hayat bize hep bir şans verir. Ama biz her şansı aynı kafayla kullanırsak, her taşındığımız evin zeminine eski ölü toprağı serpersek, bu halden de bi cacık olmasss…

Bugün, Ay Satürn ile kavuştu ve dün anlattığım vicdani hesaplaşmalar, geriye dönük sorgulamalar enerjisi iyice yoğunlaştı… İyisi mi bugünü iyi kullanalım; bırakalım hayatı ve insanları yargılamayı … bırakalım geleceğe dair öncüller koyup, şartlar belirlemeyi … önce dönüp kendimize bakalım.

Ve şu önümüzdeki 8-10 gün (YENİAY zamanına kadar) Jüpiter-Uranüs-Venüs güzellemesi varken göğün gündeminde, gönlümüzü güvercin edip uçuralım pencereden. Ama bu defa, güvercini dikenli tellere dolamayalım. Dürüst olalım kendimize … AMA’ları kaldıralım hayatımızdan. Amasız, bahanesiz, sapsade … bir bardak su, bir temiz nefes, MASUM BİR BEBEK ADIMI ile başlayalım hayatımızın geri kalanına…

Ve başkalarından ve hayattan ne bekliyor, ne umuyorsak biz öyle olalım! Rahmetli Michael Jackson‘dan bir parçayı James Morrison Cover’ı olarak dinleteyim size …

”If You Wanna Make The World A Better Place Take A Look At Yourself, And Then Make A Change” … ”Eğer Dünyayı Daha İyi Bir Yer Yapmaksa Derdin… Dön de Bir Kendine Bak ve Değiş”
 
 

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

7 thoughts on “JÜPİTER – URANÜS – VENÜS Güzellemesi … Akla Zarar İşlere Gönül Verme Zamanı :)

  1. Merhabalar..

    Blogunuzu bir süredir büyük bir keyifle takip ediyorum. Yeni bir yazı post ettiğinizi bildiren mailinizi gördüğümde sabırsızlanıp, büyük bir heves ve heyecanla açıp okuyorum. Astroloji bu kadar anlaşılabilir ve keyifli bir dille anlatılabilir..Bunun için teşekkürlerimi iletmeyi bir borç bilirim :)

    Bu yazınızla ilgili olarak da -ki beğenip, mailimde yıldız koyduklarımdan olur kendisi- kafamı kurcalayan bir soru var. Akla zarar işlerin, işimize geldiği için aklımıza gelip gelmediğini nasıl anlayacağız? Başka bir deyişle; aklımdakiler, tamamen bencilce sebeplerden mi yoksa gerçekten işe yarar çözümler oldukları için mi aklıma geliyor?

    Bu tip durumlarda, izlenebilecek bir yol veya insanın kendine sorabileceği bir soru var mıdır? Bu konuda beni aydınlatırsanız çok sevinirim..

    Sevgiler…

    1. Ben durumda aklıma gelen ama işime gelmeyen şeylere bakar … sonra işime de gelene bakar … bunları bir kağıda yanyana yazar ve her biri için olumlu olumsuz listesi yapıp bir de notlarım :) bencilce olup olmadığını da benden başkalarına faydası diye bir bölüm açıp oradaki youğnlaşmaya bakarak anlarım :) Yani başkasına faydası olmayan ya da zararı olan ama benim hoşuma giden birşeyse açıkça görünür. Astrolojik olarak bir cevabını bilemedim … kişisel bir tercih olarak naçiz yöntemimdir :)

  2. Önerinizi not ettim, zaman ayırdığınız için teşekkür ederim :) Bu arada sabah işe giderken bugünkü postunuzu okudum da yine döktürmüşsünüz, ellerinize sağlık :))

    Sevgiler..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s