Posted in Uzun Dönemli Etkiler

JÜPİTER Retro … Soytarı İle Yüzleşme Zamanı!


Jüpiter, Haziran 2012’den Temmuz 2013’e kadar İkizler’de yolculuk ediyor. Ekim 2012’den başlayıp, 2013 ocak ayının sonuna kadar da Retro sürecine giriyor. Dünyamızın, Satürn, Pluto, Uranüs gibi ağır gezegenlerin uzun dönemli etkileri nedeniyle büyük bir değişime girdiği bu dönemde, Jüpiter’in de  dört ay boyunca Retro olması acep neye hizmet eder…?

Jüpiter’in İkizler’de olması pek makbul değildir… Zira, Jüpiter Yay’ın doğal yöneticisidir ve İkizler, Yay Burcunun zıttıdır.

Uzun vadeli hedeflerin, derin felsefelerin, uzak ufukların, keşfedilmeyi bekleyen geniş olasılıkların efendisi Jüpiter, dar alanlarda paslaşmayı, stratejik değil taktik çözümlerle günü kurtarmayı, kendine ve yakın çevresine odaklı davranmayı, fazla derine inmeden çene çalmayı ve felsefe yapmayı ‘işi bilmeyenlere’ bırakmayı yeğleyen İkizler’de pek rahat edemez!

Jüpiter’in İkizler’deki yolculuğu süresince, ifade edilen düşüncelerin havada kaldığı, niyetlerin iyi düşünülmüş planlarla desteklenmediği ya da atılan adımların uzun vadedeki getirilerinin iyi ölçülmediği, çok konuşulup az iş bitirilen, ya da herşeyin oldu bittiye bağlandığı ortamlarda kalmamız ve elbette kendi kendimizi de arkasında duramayacağımız işlere kalkışırken bulmamız mümkündür.

Jüpiter kapasitemizi, umutlarımızı ve ideallerimizi temsil eder… İkizler ise gündelik icraata odaklı bir burçtur. Aslında İkizler’de yol almak Jüpiter için turnusol testi gibidir;

Maalesef kişiler düzleminde ele aldığımızda birçok kişinin söylediği ile yaptığı birbirini tutmaz. En azından hepimizin iddia ettiklerimizin gerisinde performans sergilediğimiz durumlar vardır. Birçoğumuz hayaller kurarız ama bunları yerine getirecek adımları atmakta çekimser kalır ya da tembellik yaparız.  Şahit olduğumuz bazı gelişmeler içimize sinmez, vicdanımızı rahatsız eder. Ama bizim canımız yanana kadar, olana bitene ses çıkartmayız. Hepimiz lafta ahlak, etik, iman kumkumasıyızdır. Gelgelelim gündelik hayat içinde işimize geldiği gibi davranmayı meşru sayar, ama başkalarını menfaatçi, sorumsuz, çifte standartlı oldukları için eleştirmekten de geri durmayız!

Kurumlar ya da devletler düzleminde ele  aldığımızda ise görünürde kural koyan, standart belirleyen, misyon tanımlayan birçok manifesto ve niyetleri sabitleyen, sorumlulukları netleştiren, yapılacak işleri sıraya dizen birçok anlaşma vardır. Ancak icraate geçildiğinde, birçok kaçamak yapılır, arka kapılar devreye girer, demogoji ile kafa bulandırılır. Hatta geri planda, ”sen beni kolla ben seni” tarzı gizli anlaşmalar, ya da ”sen bunu yaparsan ben de bunu açığa çıkartırım” türünden tehditler dahi yapılır.

İmandan bahsetmek kolay, başına gelene sabretmek zordur…

Fedakarlıktan dem vurmak kolay, gönülden ve karşılıksız vermek zordur…

Şehadeti övmek kolay, namlu karşısında titremeden durmak zordur…

Jüpiter İkizler’deyken büyük lafların ispatı küçük anlara sığmak zorunda kalır! Ya bu arada Jüpiter bir de Retro yaparsa ne olur…?  Elbette hepimiz hayatımızda yer alan içi boş diyalogların, ”üfürükten laleler” hesabı verilmiş sözlerin, gerçek yüzünü saklayan insanların, yersiz umut ve beklentilerin, sonuçsuz girişimlerin, aslı ve astarı ile yüzleşmek durumunda kalırız. Üstelik yalnız etrafımızdaki soytarıların maskesi düşmekle kalmaz, içimizdeki soytarı ile de hesaplaşmamız gerekir.

Tutmadığımız sözler, bedelini ödemeye, mihnetini çekmeye yanaşmadığımız nimetler, başımıza iş açmaya başlar. Havanda su dövdüğümüzü bile bile sürdürdüğümüz faaliyetler hepten ağır aksak bir hal alır. Hayrımıza olmayan ama alışkanlıktan devam eden ilişkilerin sırrı dökülür. Oldu bittiye getirdiğimiz işler elimizde patlar. Oldu bittiye getirildiğimiz durumlar su yüzüne çıkar.

Yine bu dönemde, ”hem kekeme hem geveze” insanlarla sonuçsuz diyaloglara girmemiz, haksızlıkların arkasını kovalarken olmadık engellere takılmamız, beklediğimiz haberleri zamanında alamamamız ya da eksik bilgi yüzünden hatalı tercihler yapmamız, umduğumuz sonuçları zorlanarak elde etmemiz ya da daha azla yetinmemiz mümkündür. Her duyduğumuza inanmadan önce kaynakları ve olası aksaklıkları kontrol etmek, acele kararlar almamak, dolduruşa gelmemek, yerine göre umutsuzluğa ya da boş umutlara kapılmamak, ne istediğimizi bilmek ama elimizde olanlarla ayakta kalmayı da becermek, bu devreyi daha rahat geçirmemizi sağlar.

İç hesaplaşmalara gelince… bu devre bir sabır, dirayet, dürüstlük ve iyi niyet sınavına dönüşebilir! Geveze, müsrif, sorumsuz, samimiyetsiz, kaypak, kararsız davranmaya eğilimli olur, ama bu zaafların bir hayra vesile olmadığını da acı tecrübelerle öğrenmek durumunda kalabiliriz.

Ziya Paşa der ki Dostlar: ”Aynası İştir Kişinin… Lafa Bakılmaz! Vardığımız seviyeyi gösteren ortaya koyduğumuz eserdir.” İnsan sözleriyle değil, ürettiği hizmetle yücelir. Kendimizi ve başkalarını önemimize, haklılığımıza, ciddiyetimize, samimiyetimize ikna etmek için binlerce yöntem bulsak da, kalbimiz her zaman gerçeklerin farkındadır. Ve gerçek kendisini eninde sonunda ortaya koyar.

Gerçekle yüzleşmek zordur! Ama yüzleşmeden yeni bir yola çıkmak da mümkün değildir. Dürüst ve temiz başlangıçlara vesile olsun Jüpiter Retrosu hepimizin hayatında…

Bir sonraki yazıda RETRO’nun Burçlara Göre Yorumunu da yapacağım. Ama şimdilik genel hatlarını paylaşmak istedim.

VE MÜZİK! Boşuna Anlatma … DON’t EXPLAIN … Sevdiği kişinin hatasını bile bile kabul eden ama yalanlarını ve bahanelerini dinlemek istemeyen birinden bahseder. Damien Rice – Lisa Hannagan ikilisi söylüyor ve Herbie Hancock çalıyor! MİS :)

 

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s