Posted in Uzun Dönemli Etkiler

24 Haziran Uranus – Pluto Karesi … ”KARA KUĞU” Efekti … Burçlara Göre Etkileri


Etkilerini 2011 Ağustos’tan beri hissetmeye başladığımız, Uranüs – Pluto karesi, 24 Haziran’da tam açıyla arz-ı endam edecek… Bu tam açı efektini 2016 yılına kadar 6 kez daha yaşayacağız. Birçok Astrolog tarafından hayli olumsuz yorumlanan bu açıya bir de biz bakalım…
Uranüs  ”Yaratıcı Enerji”nin yıldırımıdır. ”Tahmin Edilemeyen”dir. Koç’un ilk dekanı – ilk 10 derecesi – içinde kaynağından yükselen bir nehir gibi çoşkun ve  ”Öz”den gelen bir enerji ile yüklüdür. Bu tam bir ”temizlenme” işaretidir. 
Pluto ise ”Dönüşüm Faktörü”dür. Gündüzün içindeki geceyi, sorunun içindeki çözümü, başlangıcın içindeki sonu, ölümün içindeki yaşamı, yanlışın içindeki doğruyu, yıkımın içindeki hayrı, güzelin içindeki çirkini, korkunun içindeki cesareti, kısacası herşeyi zıddını kendi içinde barındırdığını bize anlatır. Oğlak’taki yerleşimi dünyevi değerlerin ve gücün aşırı derecede yüceltilmesine bağlı olarak yaşanacak  aşırılıkların ve katılaşmış formların kendi kendilerini dönüştüren bir hal alacaklarına işaret eder. Pluto’nun FACIES sabit yıldızı ile yakın bir orbda bulunması, ”kurban vererek, feragat ederek, vazgeçerek, teslimiyet göstererek” savuşturulacak belaları temsil eder. 
Gezegenler arası açılarda birleşmeler birbirini destekleyerek önüne çıkan kendine katan enerjiler yaratırlar, karşıtlıklar sıkıntılı süreçler oluşturarak bizi uzlaşmaya ve dengeyi bulmaya zorlarlar, kare açılar ise engellenemeyen dönüşümleri tetiklerler. 
Yıkım olmadan, yeni başlangıç olmaz! Pluto’nun Oğlak’taki varlığının ”dünyevi değerlerin ve gücün aşırı derecede yüceltilmesine bağlı olarak yaşanacak  aşırılıkların ve katılaşmış formlar”ı odağa aldığını ifade etmiştim; Güç ve paranın giderek daha sınırlı bir azınlığın elinde yoğunlaşmaya başladığı, kaynakların giderek daha hızlı ve sorumsuzca tüketildiği, uluslar ve insanlar arası akışın çoğalmasının ”sosyal refah”ın artmasından ziyade ekonomik krizi tetikleyen üretim modelleri ve bilinçsiz tüketim alışkanlıklarının doğmasına neden olduğu ve bozulan yaşam koşulları karşısında sosyal, politik, etnik, dini ve kuşaklar arası, artan gerilimlerin giderek tırmandığı bir dünyada yaşıyoruz. Gelinen noktada dünyanın hayat damarlarının tıkandığı ortadadır! 
Ve Uranüs-Pluto karesi tıkanmış olan bu enerji damarlarını açmaya yarayacak bir dizi olayı tetikleyecektir. Bu karenin, dünyanın titreşimini değiştiren Büyük Venüs Geçişi’nin hemen ardından oluşması, çok önemli bir dönüşüm sürecinin başlayacağına işaret etmektedir.


Ancak mutlaka olumsuz sonuçlara, mutlaka dönüşü olmayan savaşlara, birbirini tetikleyen acı ve kayıplara dönüşmek zorunda değildir! Göklerin amacı acı vermek değil, öğretmektir. Acı, öğrenmek yerine direnmek, dönüşmek yerine savaşmak yüzünden gelen bir yan etkidir. Şu sıralar Terazi’de ters hareketini yapan Satürn bize geçmişte yaptığımız ”yargı hataları”nın sonuçlarını hatırlatmaktadır. Ekim’den itibaren Akrep’e girdiğinde, Oğlak’taki Pluto ile karşılıklı ağırlama etkisi oluşturacak ve bir süre sonra destekleyici bir altmışlık açı da meydana getirecektir. Güç sahip olmakta değil, vazgeçebilecek kadar kendi içinde sağlam ve güvenli olmaktadır diye haykıran bir bileşkedir bu… 

Geçmiş hatalarından ders alarak, esnek, dürüst, kendi merkezine hakim, insani değerlerine bağlı kalanları bir yana koyun bu aralar…  bu ikili oyun içinde eski güç arayışlarının girdabına bir daha çekilenleri öbür yana… bu devreden bambaşka sonuçlar ile çıkacaklarını göreceksiniz! 

Rabbin inayeti ve sağaltıcı eli gibi yanyana gezen Neptün – Chiron ikilisi de Pluto ile uyumlu bir açı içinde seyrine devam etmektir… Önde görünen ne olursa olsun, arkasında aynı el vardır!

Kara Kuğu da Ne Ola..?

Ünli Risk Yönetim Uzmanı Nassim Nicholas Taleb, ”olasılıksız” görünen büyük krizlerin veya fırsatların doğası hakkındaki ünlü çalışmasında, engellenemez dönüşümleri tetikleyen bu ”hesaplanması ve yönetilmesi imkansız” olaylara Kara Kuğu adını verir. Normalde kuğular beyazdır. Birbirine benzeyen bir sürü kuğu yumurtasından herhangi birisinin siyah bir kuğu yavrusu çıkartabilmesi ihtimalini hesaplayamazsınız. Ama kara kuğular vardır… Ve bize ”siz tahayyül edemediğiniz için, bazı ‘olasılıksız’ şeylerin gerçekleşmeyeceğini zannetmeyin” der gibidirler. 
Taleb’e göre Kara Kuğu’nun olmasını engelleyemeyiz. Ancak o gerçekleştikten sonra ona bağlı olarak yaşanacak olayların tahmin edebilir ve onlara ilişkin önlem alabiliriz.  Yaşanan birçok Kara Kuğu vakasında olayın etkilerini derinleştiren asıl faktör, bir başka tahmin edilemeyen olan ”İNSAN FAKTÖRÜ”dür. 
Felaketler ve kazalar sırasında panik yüzünden de birçok can kaybı yaşanır. Ya da deprem, tsunami gibi felakatlerin arkasından yaşanan yağmalar, insanların bu durumun oluşturduğu zaaflardan yararlanma çabası, hasarın psikolojik, sosyal ve ekonomik boyutlarını ”abartılı” hale getirir. Hayatımızın düzenini altüst eden bir hastalığa yakalandığımız zaman bununla başetme biçimimiz, iyileşme hızımızı hatta ihtimalimizi belirler. Bizi şaşırtan sıradışı bir insanla kaşılaştığımızda, takındığımız tavır onun hayatımızdaki etkilerinin ne kadar kalıcı olacağını belirler.  Google, Facebook gibi ”sıradışı ve tahmin edilemez” ürünlerin bugün vardıkları yaygınlık boyutu ve kazandıkları ekonomik güç, birebir insan bileşeninin ”değer yaratma” özelliği ile ilişkilidir. Kısacası ”tutum” etkinin büyüklüğünü ve sonucu daima değiştirir. 

Kara Kuğu Efektini Yönetmek

Adına ister Kara Kuğu diyelim, ister sürpriz, ister Uranüs-Pluto karesi, ”beklenmedik gelişmeler” bizde şaşkınlık, endişe, korku, panik ya da aşırı sevinç / haz / heyecan gibi hisler yaratır. Hisler sanıldığı gibi kalbin değil, hormonların yarattığı şeyledir ve çevre koşullarındaki tüm iniş çıkışlar, hormonlarımızı dolayısıyla da hislerimizi etkiler. Aslında ”Kalbimizin Sesi” dediğimiz içsel yönlendirmeyi duyabilmek için, hislerimizin ve zihin sesimizin ”kanalda cızırtı” yapmamalarını sağlamak gerekir. Fakat insanoğlu zihni durdurmak ve duyguyu perdelemek konusunda ”özürlüdür.” Birçok uzakdoğu dövüş sanatının, sadelik, dinginliği sağlamak ve zihne yer bırakmadan anda alınan içsel kararlarla davranmak üzerine kurulu olması boşuna değildir.

Öngörülemeyen dönüşüm darbeleri, Rabbin Eli ile açılan geçiş kapıları gibidir… Dönüşüme direnmek sadece canımızı acıtır. Hayatımızda bir değişiklik olmaya başladığında alınacak en ”uygun” tavır su ile beraber akmaya başlamaktır. Bunun için de başta kurtulmamız gereken şey KORKU’dur. Korku bizi korkutarak ele geçirir ve üzerimizde hüküm sürer. Örneğin devamlı olarak deprem olacağı korkusu ile yaşamak, bu olasılığı tetikler. Ya da bir insanla, bir toplulukla, bir ülkeyle,  savaş veya çatışma halinde olacağımızı düşünmek çatışmayı tetikler. Ayrıca, belirsizlik karşısında çığ gibi büyüyen KORKU faktörünün istenmeyen sıkıntılar ve önlem alınmadığı için yaşanan ek yıkımlarla sonuçlanması sadece TERCİH’lerimizi sonucunda kader haline dönüşen ihtimaller içinden bir ihtimaldir.

Herkesin, bitmek bilmeyen ekonomik krizden, giderek artan sayıdaki doğal afetlerden ve her köşeden patlak verecekmiş gibi başgösteren savaşlardan ürktüğünü bir dönemdeyiz. Nitekim, 1930’larda aynı açı birkez daha yaşandığında dünya Büyük Durgunluk döneminden geçmiştir.  Büyük Durgunluk, o zaman varolan ekonomi teorilerinin öngöremediği bir ”sürpriz”di. Tetiklediği geirilimler ve arayışlar insanlığın bu devrede yaptıkları seçimler,  açgözlülük ve iktidar hırsı nedeniyle çıkmış olan savaşların en acımasızlarından biri olan 2. Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olmuştur. Hitler’in yaptığı kıyımlara karşı başlangıçta gösterilen duyarsızlık, önlenebilir bir savaşın düşünülenin çok ötesinde boyutlara ulaşmasına neden olmuş ve Japonya’ya atılan atom bombası gibi, beklenmeyen ve yıkıcı etkileri olan  bir olayla sona ermesini gerektirmiştir. Aynı yıllarda İspanya’da başlayan sağ-sol çatışmasının gözlerden gizlenmeye çalışılan bir devrime dönüşmesi de tam bir Kara Kuğu’dur. Gelgelelim, o dönemde dünyayı yöneten güçlerin kendi aralarındaki gerilimler nedeniyle ispanya’daki savaşa karşı takındıkları tavır ve İspanya’da tarafları oluşturanların cephelerin kendi içilerindeki çekişmeler sonucunda ortaya çıka çıka Franco’nun faşist iktidarı çıkmış ve uzun bir süre İspanya’nın kaderini belirlemiştir. 

Bir öğleden sonra askerlerimizin maruz kaldığı bir saldırı ya da düşen bir uçağımızın haberini almak bir nevi Kara Kuğu’dur. Buna karşı verilen toplumsal tepkinin KORKU ve HIRS çerçevesinde belirlenmesi ve aceleci bir seferberlik haline dönüşmesi ve bambaşka ve upuzun bir dizi savaşın içine çekilebilme ihtimalimiz tercihtir!


Barış ve huzur için dua etmek ve bunun mümkün olduğuna inanmak, bir insanla, bir fikirle, bir olayla çatışma içine girdiğimizde korku veya savunma halinden, gözlem ve yapıcı eylem haline geçmek bu yüzden  çok önemlidir.

Star Wars dizisinin efsanevi kişiliği Üstat Yoda bu konuda şu veciz sözleri söylemiştir :))
Kaybetme korkusu seni Karanlığın Yolu’na götürür. 
– Güvenlik arayan, acıyı bulur
– Büyük Savaşçı mı..? Savaşla büyük olunmaz!
– Geleceğe daima  hareketle ulaşılır
– Jedi’ın kuvveti Güç’ten gelir

Uranüs – Pluto karesine bağlı olarak hayatımıza girebilecek genel ve kişiye özel etkilere karşı savaşmayın. Sizi kilitleyen duygu ve korkuları tanımlayın ve bunların sizi bir yere götürmediğini, sırf alışkın olduğumuz için bu yaşam ve düşünce kalıplarına tutunmanın hem birey olarak bizleri hem de dünyayı kireçlenmiş damarlarla ve tıkanmış bir kalple yaşayan, iç organları doğru düzgün çalışmayan bir varlık haline getirdiğini kabul edin. Acıya, endişeye ya da beklentiye değil sadece o an içinde ”uygun” olanı yapmaya odaklanın.
”Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur” demiştir Mustafa Kemal… Aslında bu Türk olmak onurundan öte bir gerçektir. Hele de ”Erkek Adam Herkesi Döver” gibi basit bir çıkarıma asla mahkum kalmamalıdır! Her insan özünde Rabbin nüvesini taşır. Bu nüve, kendi sınırlı algı ve bilgimiz içinde elimizde olanlara sarılmak adına mücadele etmeyip, kaçınılmaz olana teslim olduğumuzda açığa çıkar ve bize bilmediğimiz kullanamadığımız becerilerimiz olduğunu farketme imkanı verir. Çünki Korkuya teslim olanın gücü Korku’ya gider… Ama Yaratıcı Güç’e teslim olanın kuvveti Yaratıcı Güç’ten gelir!

BURÇLARA GÖRE ETKİLER

KOÇ ve Yükselen KOÇ : İktidar hırsı felaket getirir! Sorumluluk sahibi liderlik ise sizi dönüşümün amirali haline dönüştürebilir. Yaptığınız her tür haksızlık kartopu efektiyle yaşamınıza geri dönme ihtimaline sahiptir. Gücün menfaatler adına başkalarını ezmek olmadığını ya da gösteriş adına gücünüzü çarçur etmemeniz gerektiğini sakın unutmayın ve sorumluluklarınızı asla ihmal etmeyin. Bu dönemde sizi ayakta tutacak olan sadakattir!

BOĞA ve Yükselen BOĞA : Bu dönemde sınav soruları inançsızlık ve prensip yoksunluğu gösterdiğiniz yerlerden çıkacaktır! Başınıza gelen bütün gündelik yaşam sorunları ve hastalıklarda kendinize neyi göz ardı ettiğinizi tekrar tekrar sorun. Başkalarına öğretmenlik etmeden önce kendinizi eğitin. Örnek davranışlar, başkalarına verebileceğiniz en güzel eğitimdir. İnaçlarınız ve tutumlarınız birbirini desteklemediği zaman, vicdanınızla kavga haline girmeniz ve kendinizi psikolojik çıkmazlara sürüklemeniz mümkündür. Bu dönemde sizi ayakta tutacak olan görev bilincidir!

İKİZLER ve Yükselen İKİZLER : Tüketici ve sorumsuz olmamaya önem vermeniz gereken bir devredir! Aksi yönde davrandığınız takdirde, çevrenizle bağlarınız ve zedelenebilir ve kendinizi ”işe yaramaz” bir konumda bulabilirsiniz. Kaynaklarınızı ve size güvenen insanların kaynaklarını özenle kullanın. Eğlenceli, heyecanlı ve seksi olucam derken, ifrata ya da verimsiz odaklara saplanıp fırsatlarınızı çarçur etmeyin! Bu dönemde sizi ayakta tutacak olan kalbinizin yolunu izlemek ve saf niyetlerinizi korumaktır. Varolmak için varedin, işe yarar birşeyler üretin!

YENGEÇ ve Yükselen YENGEÇ : İlişkilerinizdeki sizden veya diğerlerinden kaynaklanan sağlıksız tutumların önünüze döküleceği bir zamandır! Statü, sosyal refah, onay ve güvenceyi ilişkilerinizde aramaktan vazgeçip, kendinize güvenmeyi öğrenmeniz gereken bir zamandır. Aksi takdirde insan ilişkilerinde yaşayacağınız sorunlar sizi sosyal açıdan en istemediğiniz durumlarda bırakabilir. Bu dönemde sizi ayakta tutacak olan bağımlılıktan ve bağımlı kılmayı hedefleyen hesaplı fedakarlıklardan vazgeçmek, özgüvenli ve ”gerçekten” şefkatli olmaktır!

ASLAN ve Yükselen ASLAN : Başkalarına olduğu kadar ve kendinize karşı görevlerinizin ne kadar hakkını verdiğinizi düşünmeniz gereken bir zamandır! Sağlığınızdaki iniş çıkışlara, bir türlü başedilemeyen gündelik hayat problemlerine, yetmeyen zamana, düzene girmeyen hayatınıza dikkat edin. Besbelli verimsiz ritüellerin içine saplanıp kaldınız. Ufka dönün ve ileri yürüyün! Kendinizi yeniden keşfedin. Hayatın anlamı üzerine düşünün. Yeni çevreler edinin. Yoksa hayatınızın aldığı anlamsız görünüm sizi için için yemeye devam edecektir. Bu dönemde sizi ayakta tutacak olan hareketli kalmak ve akıcı insan ilişkileri kurmaktır. Hayatın öğrencisi olmaktan korkmayın…

BAŞAK ve Yükselen BAŞAK : Benlik duygunuzu sağlıklı bir hale getirmek için daha fazla geç kalmayın. Değerinizi sahip olduklarınızla, sabitlediklerinizle, kontrol ettiklerinizle belirlemeye çalıştınız da ne oldu..? Yine kendinize güvensizsiniz… yine kendinize güvensizsiniz…. Öz-değer bilincinin ben demekle değil, ben ile özdeş tuttuğunuz herşeyi hayatın akışına teslim etmekle, yaşamaktan, değişmekten, dönüşmekten, almaktan, vermekten, yaşamla sevişmekten, duygularla yüzleşmekten ve yaratıcı enerjiyi akışkan bir hale getirmekten korkmamakla kazanılacağını unutmayın. Kaygılarınızı kaybetmekten korkmayın ki, içsel zenginliğiniz, hazineniz ortaya çıksın!

TERAZİ ve Yükselen TERAZİ: Özünüze dönmekten korkmayın! İnkar ettiğiniz manevi miras size istediğiniz korumayı sağlayacak olandır. Bu devrede evinizle, ailenizle ilgili birçok değişim yaşayabilirsiniz. İlişikileriniz ve ilişkilere bakış açınız konusunda  kökten sorgulamalara gideceğiniz bir zamandır. Ailenizden öğrendiğiniz davranış modellerinin, vazgeçemediğiniz örtülerin, sığındığınız kılıfların, ”ev” haline getirdiğiniz savunma biçimlerinin, ilişkileriniz üzerindeki olumsuz etkilerini görün… önce kendinize itiraf edin, sonra da yaşama geçirin. Yoksa  en çok değer verdiğiniz şeyleri kaybedeceksiniz ve bu yalnız para olmayacak. Kendinize olan saygınız ve dürüst olma cesaretini göstermeniz bu dönemde sizi ayakta tutacak tek şeydir. Eğer bunu başarabilirseniz, size bütünlük ve anlam duygusunu yaşatacak ilişkileriniz de olacaktır.

AKREP ve Yükselen AKREP: Dürüstlükten, sözünün eri olmaktan, kimseyi kırmadan, üzmeden, ezmeden yaşamaktan ve en önemlisi herhangi biri olduğunuzu kabul etmekten korkmayın! Ancak bu şeklide kendinizi bulursunuz. Siz ayrıcalıklı ya da özel değilsiniz. O yüzden antika vazo gibi korunmanız gerekmiyor :) Herkes gibi kırılabilir, aptal durumuna düşebilir, elini taşın altına koyup yorulabilir, aldanabilir, rüzgarla savrulabilirsiniz. Etrafınızdaki insanlara eşitiniz ve kardeşiniz olarak bakın. Örtüleri farklı olsa da temelde ne kadar benzer arzu ve beklentilerle davrandığınızı görün. Ve… HAYATA EMEK VERİN! O zaman o sizi korur ve yüceltir. Aksi takdirde gündelik yaşamın karmakarışık bir hal aldığı ve sağlığınızın sizi pek de desteklemediği bir dönem yaşamanız mümkündür.

YAY ve Yükselen YAY: Hem aşkta hem kumarda kazanılmaz derler… Düşündürücü bir sözdür! Odağınız ortaya bir değer koymak olduğunda hayat sizi bu yönden besler. Odağınız kendi değerinizi vurgulamak, keyif almak, onay almak, haz almak olduğunda da bu yönden beslenirsiniz. Ancak bazen çifte kavrulmuş dersler gelir… Eğer ortaya bir değer koymak konusunda daha anlamlı ve hayatın aldığı yöne uygun çabalar göstermezseniz, haz aldığınız, kendinize olan hayranlığınızı beslediğiniz mecralarda da pek hareket alanınız kalmayabilir. Yay’ın vicdanı onu daima dürter! Kıymet bilin, kıymetli işler yapın, kıymetinizi cebinizdeki parayla veya isminizin etrafındaki pırıltı ile ölçmeyin. Özdeğerleriniz ile bütünlük içinde yaşayıp yaşamadığınızı sorgulayın! Çocuklarınıza iyi örnek olmaya da çok özen gösterin…

OĞLAK ve Yükselen OĞLAK: Eğer kendinizle yüzleşip değişimi kucaklamazsanız, güven duyduğunuz, rahat bildiğiniz, sığındığınız bütün fiziksel ve düşünsel evler kafanıza geçecek dersem bana kızarmısınız? Kızmayın! Oğlakların üstüne çok fazla sorumluluk düşen bir zaman dilimine giriyoruz. Hizmet odaklı yaşamaları ve benlik bilinçlerini toplumsal ya da insani sorumluluk alanında eritmeleri gereken bir dönem. Dünyanın efendisi değil, hizmetkarı, özünden gelen değerlerin koruyucusu, bir yön ve umut arayan insanların ebeveyni olmak bu ara Oğlakların işi. Eviniz, sizin olduğunuz ve hizmet ettiğiniz yerdir. Başınızın üstünde bir dam değil, yapabileceğiniz görev arayın. O zaman varlık amacınızı hayata geçirmiş olacaksınız…

KOVA ve Yükselen KOVA: Mantığın iflas ettiği günlere vardık! Akıl alemlerinin efendisine selam olsun :) Kovalar için iman tazeleme devri… Kendinizden daha büyük bir gücün, hayal edebildiğinizden daha büyük bir planın varolduğunu öyle ya da böyle kabul etmeniz gerekecek. Bu dönemde ilişkilerle öğrenecek ve dönüşeceksiniz. Karşınıza çıkan insanlar size ayna tutacak. Onları ve size yansıttıklarını dikkatle seyredin. İman ile doğrudan bağ kurmaktan çekinmeyin. Dolaylı yollardan farkındalık kazanılmaz. Ama bunun böyle olmadığını gösteren insanlar hayatınıza girip aklınızı ve ruh halinizi alt üst edebilirler… Siz bu aralar, neye inandığınızı kendiniz gözden geçirin ve ilişklerinizde dürüst ve vicdanlı davranmayı ihmal etmeyin. O zaman yol kendiliğinden önünüzde belirecektir.

BALIK ve Yükselen BALIK: Çalışmaya, değişmeye ve karar almaya hazır olun! Yoksa hayat bütün kararları sizin adınıza alacak, siz de rüzgarda sürüklenen bir yaprak olacaksınız! Hayatınıza çeki düzen vermeniz, boşvermişliğinizden kurtulmanız, beden sağlığınıza dikkat etmeniz, anlamı çabada ve hizmette bulmanız, dağılıp durmayı bırakıp kendinize bir yön seçmeniz zamanı geldi geçiyor! Hayat kullanamadığı kaynağı devre dışı bırakır… Kendinizi tedavüle koyun Sevgili Balıklar.

MÜZİK RUHUN GIDASI :)
İnsanlığın büyük macerasında yeni bir devreye girdik… İnsanlığımızı hatırlatan, hepimizin aynı özden geldiğimizi, aynı arayışlar içinde olduğumuzu ve yanyana olmayı öğrenmeden kendimiz olmak ve hatta hayatta kalmak gibi bir şansımız olmadığını anlayacağımız bir zaman! Büyük İnsanlık Ailesi hakkında bir parça eşlik etsin bu yazıya…

Children of Sanchez – Chuck Mangione’nin muhteşem trompetine izin verin kalbinizi avucuna alsın, dağıtsın ve yeniden yapılandırsın…

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s