Posted in Uzun Dönemli Etkiler

2012 Venüs Retrosu ve Büyük Venüs Geçişi – RAHMET KAPISINA DAVET


Büyük Geçiş’te Neler Olacak?

Venüs’ün, 243 yıl süren büyük döngüleri vardır. Bu döngü ilki 129.5 yıl, ikincisi ise 113.5 yıl süren iki aşamada gerçekleşir. Ve her iki aşamada da, aralarında 8 yıl olan bir çift transit evresi yaşanır. Biz bu yüzyılın büyük geçişine ait çift transitin ilkini, 8 Haziran 2004’de yaşadık, 6 Haziran 2012’de ise ikinci transiti geçirerek, dönüşümü tamamlamaya hazırlanıyoruz. Mayalar ve Mısırlılar’dan bu yana  aktarılan astrolojik bilgilere göre, bu  geçiş dünyanın titreşimini yeni bir oktava çekmektedir. Başka bir deyişle, 2117 yılında başlayacak yeni çift transite kadar, dünyayı etkisine alacak yeni bir enerji tam anlamıyla hayata geçmek üzeredir!

Büyük Venüs Geçişi, 15 Mayıs – 27 Haziran devresine denk gelen Venüs Retrosu’nun tam ortasında gerçekleşecektir.Ancak Venüs 11 Nisan’dan itibaren bu sürecin ”gölge” enerjisini taşımaya başlamıştır. Son 1 ay içerisinde kimilerinin duygusal yaşamında, kimilerinin maddi koşullarında, kimilerinin de fiziksel durumu ve sağlığında oluşan düzensiz salınımların bir nedeni de bu gölgedir. Zira, olumlu enerjiden yararlanmak için önce bir arınma, ardından da bir adaptasyon sürecinin yaşanması kaçınılmazdır. 31 Temmuz’a kadar kısmen devam edecek bu gölgeli devreyi, aceleci beklentilere girmeden, olumsuz çıkarımlara meyletmeden, olabildiğince iç gözlemlere ve yaşamımızın kapsamlı bir değerlendirmesini yapmaya gayret ederek geçirmek, son derece faydalı olacaktır.

Bu Venüs Retrosu boyunca gökyüzü çok hareketli bir seyir izleyecek, 20 Mayıs’ta tam güneş tutulmasına, 4 Haziran’da meydana gelecek Dolunay esnasında yarım Ay tutulmasına ve Neptün Retrosu başlangıcına sahne olacak, 5-6 Haziran’da Venüs’ün büyük geçişi meydana gelecek, ardından 25 Haziran’da önce kıştan beri geri gitmekte olan Satürn, 25 Haziran’da ise Venüs retro konumlarından çıkacaktır. 31 Temmuz’a kadar sürecek gölge süreçte ise, 14 temmuz’da başlayan bir Merkür Retrosu devreye girecek, gözden geçirmemiz gereken konularla ilgili yüzleşmelerimiz Ağustos’un ilk haftası boyunca da devam edecektir. 17 Ağustos’taki Yeni Ay, enerjinin tam anlamıyla oturduğu zaman olacaktır. Bu tarihle birlikte, ”durulma, netleşme ve yeni başlangıçlar dönemi”ne gireceğimiz söylenebilir.

Bu kadar altyapı bilgisi sanırım yeter… Artık size, yaklaşık 4 aya (11 Nisan – 17 Ağustos) yayılan bu hazırlık ve uyumlanma sürecinin tepe noktası olan Büyük Venüs geçişinin taşıdığı titreşimden, ve Venüs Retro devresinin Burca ve Yükselen Burca göre nasıl deneyimler içereceğinden bahsedebilirim.

Venüs’ün ”Rahmet”i Üzerine…

Venüs, temel olarak DEĞER’ler ile ilgilidir… Yaşamın değeri, insanın kendine verdiği değer, sevdiklerimiz, kendimize seçtiklerimiz, sahiplendiğimiz insanlar, nesneler, istediklerimizi elde etmek ve elde tutmak için ürettiğimiz maddi ve manevi değerler, yaşama değer katma biçimimiz ve elde ettiğimiz karşılıklar, geliştirdiğimiz beklentiler, peşine düştüğümüz tutkular…

Mars bizi ayakta tutan ”CAN” veren fiziksel enerjiyse, Venüs de bizi yaşama bağlayan hevestir, hayatta olmanın verdiği hazdır, Mars’ı gayrete getiren ”vazgeçilmez” niteliklerdir. Ne adına yaşadığımızı, ne için mücadele ettiğimizi, neyle tatmin olduğumuzu, hep Venüs belirler. Özetle, Venüs enerjisi, bizim yaşamımıza anlam ve değer katan, yani CAN’a CAN katan, KALP enerjisi’dir. Kalp enerjimiz düzgün aktığında, üretken, verimli, sağlıklı, sevgi dolu, olumlu, evrenin akışıyla uyumlu, şefkatli, adil ve çatışmadan ziyade uzlaşmadan yana oluruz. Yaşam içinde ihtiyaç duyduğumuz maddi ve manevi kaynaklara ulaşmak için içgüdüsel olarak uygun yolları izleriz. Peki ya kalbimiz acı dolu olduğunda ne olur?

Sanskrit öğretilerinde Kalp Çakrası olarak da geçen Timüs Bezi, fiziksel bağışıklık sistemimizin nörolojik kontrol merkezidir. Birçok fiziksel hastalığın, duygusal sorunlarla başladığı ve derinleştiği bilinmektedir. Duygusal tıkanıklıklar, ket vurmalar, haksızlığa, fiziksel veya duygusal şiddete maruz kalma, sevgisiz kalma, kaybetme ve reddedilme endişesi, aşağılık duygusu, başkalarına yönelik – önyargı, nefret, hiddet, aşağılama gibi – olumsuz duygular ve her türlü korku, bağışıklık sistemimizi zayıflatarak bizi çeşitli hastalıklara açık hale getirir.

Başka bir deyişle, SEVGİ’nin, ÜRETKENLİK’in ve ÖZDEĞER algısının temsilcisi olan Venüs enerjisi, yaşamımızda düzgün akmadığında, VENÜS’ün karanlık  yüzü dediğimiz negatif duygu ve beklentiler kalbimizi işgal ettiğinde ve zihni kilitlediğinde, Timüs Bezimiz iş görmez hale gelir ve havası kesilen bir mum, güneşi kapanan bir ağaç, suyu kesilen bir nehir gibi tıpkı, hayatiyetimizi yavaş yavaş kaybetmeye başlarız. Yaşam gücümüz düştüğünde, etrafa verdiğimiz ışık da azalır. Işığımız azaldıkça, adeta ihtiyaç duyduğumuz herşey bizden daha da uzağa gitmeye başlar. ”Para parayı, aşk aşkı çeker” gibi deyimler işte bu yüzden dilimize yerleşmiştir.

Timüs bezinin iyi çalışmamasına bağlı olarak, kalp kaslarıyla, akciğerlerle ve solunum yollarıyla ilgili – kalp ritmi bozukluğu, kalp krizi, astım, verem, bronşiyal sorunlar v.b. – hastalıklar ortaya çıkar. Geçiş döneminde adaptasyon sorunu yaşayan kişilerde buna benzer belirtiler oluşması mümkündür.

Venüs aynı zamanda enerjimizi ve kaynaklarımızı değerlendirmekle de ilgilidir. Tiroid bezi ve böbreküstü bezleri bizim kaynak kullanımımız konusunda en önemli araçlarımız, adete musluklarımız ve emniyet subaplarımızdır. Yine bu geçiş devresinde Venüs ile yakından ilgili olan tiroid bezi, böbrekler ve böbreküstü bezleriyle alakalı hastalıkların tetiklenmesi olasılığı fazladır.

Venüs Geçişi’nin getireceği yeni titreşimin hayatımıza nasıl bir etkisi olacaktır?

Dünyayı canlı bir organizma, bizleri de o organizmanın hücreleri gibi düşünelim. Yaşama anlayışımız ve alışkanlıklarımıza bağlı olarak ürettiğimiz bütün negatif duygular – korku, nefret, sevgisizlik, endişe, hırs, intikam, ihtiras, bencillik, önyargı, saldırganlık, eziklik ve yetersizlik kompleksleri – dünyanın aurasını depresif bir bulut gibi sarmalamaktadır. Öyle ki dünyanın da bağışıklık sistemi zedelenmekte, sevgi, barış, uyum, denge, adalet gibi olumlu enerjilerin akışının önünü kesen ve kendini tekrarlayan bir hal alan, tehditkar ve umutsuz bir enerji hayat damarlarımızı tıkamaktadır.

Öyleki, artık insanlar başetmekte zorluk çektikleri sorunları gidermek için bir DIŞ MÜDAHALE, adeta bir MUCİZE, beklemektedirler. Tam burada MUCİZE’nin doğası hakkında birşeyler söylemekte fayda var… MUCİZE’den yararlanmak için iki şey gerekir:

1. Ona sırtına dönmemek
2. Onunla birlikte hareket etmek

Şifa, yani olumsuzun olumluya dönüşü, mucizenin ta kendisidir. Akışta meydana gelen bir sıçrama ile, seyir değişir ve yeni bir hareket düzlemi oluşur. Bu sıçramayı yapmak için gerekli olan ”hatırlamak”tır. Enerji alanımızı temizlemek ya da ”hatırlamak” için yaptığımız birçok doğal davranış ve ritüel vardır; yıkanmak, toprağa basmak, denize girmek, abdest almak, düzgün nefes almak, yoga/namaz/tai-chi gibi enerji merkezlerini açan fiziksel çalışmalar, belirli devrelerde uygulanan oruçlar, enerji alanı yüksek olduğu bilinen alanlara ”hac” yolculukları yapmak, bunların bazılarıdır. Bütün alternatif tıp yöntemleri – bioenerji, reiki, aromatik masajlar – bozulan akışı düzenleyip bedenimize doğal ve sağlıklı ritimin ne olduğunu ”hatırlatmak” amacını taşıyan ve yaydığımız enerjiyi düzeltmek için bizi teşvik etmeye yarayan uyarıcılardır. Hazreti İsa’nın da, inancı adına çarmıha gerilerek, tüm insanlığı kapsayan bir arınmaya vesile olduğu, Rab’den gelen özümüzü farketmemizi  engelleyen bulutları dağıtarak, RAHMET enerjisine açılmamıza yardım ettiği, kabul edilir.

RAHMET’e kendini açık tutmak ya da yüzümüzü, özümüzdeki RAB ENERJİSİ’ne dönmek, ŞİFA’nın kaynağı ile doğrudan bağlantı kurmaktır.

İşte Venüs Geçişi de, insanlığa yüzlerimizi RAHMET’e çevirmek, özümüzde olanı fark etmek/hatırlamak, şifa bulmak ve kader sandığı bu ağır, yorgun, tüketici yaşam ritminden kurtulmak için bir kapı açmaktadır!

Ne yapacağız, Venüs Geçişi’nden yararlanmak için… Ona sırtımızı çevirmeyeceğiz. Yani mucizeyi kabul edeceğiz ve onunla birlikte hareket edeceğiz. Ama, bunu algılamak ve uyumlanmak için de bir değişim geçirmek gerekli değil mi?

Ne zamandır yaşamakta olduğumuz ”yıkım” deneyimlerinin bizi hep bu geçişe hazırlamak üzere hayatımıza girdiğini söylemek, çok mu kızgınlık verici olur? Neyi ihtirasla sevdiysek kaybetmek, neye tırnaklarımızı geçirdiysek ondan zarar görmek, neyi kendimize bağlamak istediysek ona köle olmak, neyin uğruna en değerli olan şeyleri feda ettiysek ondan vefasızlık görmek… Ne paranın, ne güzelliğin, ne gücün, ne mevkinin, ne sağlığın,  ne hayranlığın, ne saygınlığın kalıcılığı olmadığını, parmaklarımızın arasından akıp giden bir su gibi, yaşamın ve yaşama anlam kattığını düşündüğümüz herşeyin bizden alınabileceğini farketmek, hepimize acı verdi evet!

Ve biz bunun HAKSIZCA olduğunu düşündük. Ama bizim yaptığımız haksızlıkları düşnmedik hiç… Kendimizi dünyanın merkezinde gördük. En güzeli, en iyiyi, en rahatı, en keyifliyi, en kolayı, en kestirmeyi seçtik ya da aradık. Ne kattığımızdan çok ne aldığımıza odaklandık. Elimize geçen kaynakları, her zaman verimli, ılımlı, uyumlu ve anlamlı bir şekilde kullanamadık. Kendimizi doğrulamak adına, dünyayı, insanları ve akışı yargıladık ve suçladık. Sevgi ilişkilerinde, şefkat dolu ve özgür bir akış oluşması için üzerimize düşen yapamadık her zaman. Çoğu kez, sahiplenme, belirleme, beklenti, korku, kızgınlık enerjileri ürettik.

Şimdi elimizde olanlar ortada! Ve bu enerjiyi temizlemek için bir şans veriliyor bize… O zaman bize kalan, sevgi, yaşama sevinci, var olan herşeye saygı, şefkat ve adaletle yaklaşmak gibi olumlu Venüs değerlerine kapılarımızı açmak, Venüs’ün gölgesi olan yıkıcı ve yaşam sevincimizi bizden alan tutumlarımızı farketmek ve titreşimi tekrar düşürmemek için, dikkatli olmak.

Burçlara ve Yükselen Burçlara Göre Venüs Retro’sunun Etkileri     


Büyük Venüs Geçişi, Venüs retrosu yani Venüs’ün ters hareketi sırasında meydana gelecek, bunun da gölgesi Nisan 11’den itibaren yaklaşık dört aya yayılacaktır demiştim yazının en başında. Bu devrede, YAŞAM SEVİNCİ ve ÖZDEĞER duygumuzun akışına engel olan tutum ve alışkanlıklarımız konusunda son uyarıları alacağız. Bu uyarılar bize ne olduğumuzu hatırlamak ve bir daha kendi mutluluğumuzu, sağlığımızın, maddi ve manevi bereketimizin önüne engel olmamak için bir şans verecek. Sanırım anlamışsınızdır; Venüs Retro’su çok ”eğlenceli” geçmeyebilir… Ama sonuçları gayret ve katılımımız ölçüsünde verimli, kalıcı ve uzun vadede ”eğlenceli” olacaktır.

Mucize’nin engeli ZAN ve BEKLENTİ… sevginin engeli ise KORKU ve YARGI’dır. Venüs, bize zan, beklenti, korku ve yargılarımızdan arınmamız, ne kadar sevildiğimizi ve verebilecek ne kadar çok sevgimiz olduğunu farketmemiz için bir kapı açmaktadır.

Varlığımızın özündeki kıymeti farketmemiz ve sonsuz RAHMET enerjisine kendimizi daima açık tutmamız dileğiyle…

KOÇ ve Yükselen KOÇ

Koç’lar iletişim konusundaki tutumlarını gözden geçirmek zorunda kalacaklar, Venüs Retrosu sürecinde… Bunu yapabilmeleri için alacakları uyaranlar, yakın çevrelerinden gelecek. Yakın arkadaşlar, kardeşler ve düzenli iletişim içimde oldukları kişilerle iletişimlerinde aksamalar oluşabilecek. Her zamanki kadar rahat erişemeyecekler insanlara. Belki alıştıkları kadar sözleri geçemeyecek etraflarındakilere. Belki söyledikleri duyulmayacak, dinlenemeyecek ya da yanlış anlaşmalar ortaya çıkacak… Bu engelleri aşmaları için, sözlerine ve daha da önemlisi düşünce ve mantık kurgularına BEN diye başlamaktan, ne elde edip ne kaybettiklerini düşünmeleri, sözün yaralamak değil şifa vermek için kullanılması gereken bir araç olduğunu idrak etmeleri, kendilerine özledikleri iletişim kanallarını açacak ”uygun” yaklaşımları bulmaları ve elbette bunun için biraz kendilerini eleştirmeyi, değiştirmeyi göze almaları gerekecek. Kanları başlarına fırladığında, kızgınlıktan gözleri döndüğünde, kafa atacak birini bulup rahatlamak istediklerinde, aslında onları rahatlatacak olan şey dönüp kendilerine bakmaktır. Ani gelen baş ağrıları, göz kararmaları, geçmek bilmeyen boğaz ağrıları, reflü sorunları bu retro döneminde uyarıcı sinyal niteliğinde olabilir. Kendilerini ifade ederken kullandıkları ”güçlü” yöntemlerin altında, yatan korku ve zayıflıkları kabul etmek, incinmişlik, kontrolü kaçırma endişesi, açık vermeme ihtiyacı gibi hayaletlerin onların enerjilerini ne kadar boş yere tükettiğini farketmek, sözün şifası ile buluşturacaktır Koç’ları. Aslında okşanmaktan başka birşey istemeyen dik başlarını koyacakları sevecen kucaklar onları beklemektedir… Yeterki sevilmeme, saygı görmeme ve kontrolü elde tutamama korkuları ile büyüttükleri dikenleri temizlesinler üzerlerinden.

BOĞA ve Yükselen BOĞA

Boğa’lar, değer verdikleri şeylerle ilişkilerini gözden geçirmek zorunda kalacaklar bu süreçte… Boğa bolluk duygusu içinde yaşamak ister, bu nedenle de önem verdiklerine sahip olmaya çalışır. Oysa, mutluluğu ve doyumu ”sahip olmak” ile eş tuttuğumuzda, bu bazen bizim yok yere mutsuz olmamıza da neden olabilir. Boğaların Retro sürecinde, para, saygı, ilgi gibi ”besleyici” kaynaklardan yana sıkıntı yaşamaları, ellerinde olanların değeri ve sürekliliği hakkında kuşkuya düşmeleri mümkündür. Ektiklerimiz karşılığında biçtiklerimiz, sunduklarımız karşısında kazandıklarımız umduğumuz gibi değilse ya yön değiştirmemiz ya da neyin uygun ve tatminkar olduğu konusundaki önyargılarımızı bir daha gözden geçirmemiz gerekir. Boğalar bazen, değer verdikleri şeyleri elde tutmak, korumak adına, yerine koyamayacakları başka değerlerden – zaman, sevgi, özsaygı, huzur, sağlık – vazgeçmekte olduklarını ya da kendilerini ”içi boşalmış” birşeyleri yitirmemek uğruna boşuna yorup üzdüklerini fark edemezler. Habire inip çıkan kan şekerleri, metabolizma ve tiroid sorunları gibi sağlık problemleri aslında onları bu konuda uyarmaktadır! Venüs Retrosu’nda yaşayacakları deneyimlerin amacı onlara ”az ama samimi” olan şeylerin çok daha doyurucu olduğunu, bir insanı asıl tatmin edenin zenginlik değil kanaatkarlık olduğunu, bir insana yaşadığını hissettiren şeyin sahip olmak değil şükretmek olduğunu, serbest bırakmanın elde tutmaktan daha verimli bir akışa neden olduğunu öğretmektir. Bu dersleri hayatlarına geçirdiklerinde, burçlarının doğal yöneticisi olan Venüs’ün yükselen enerjisinden maksimum faydalanacaklardır.

İKİZLER ve Yükselen İKİZLER

İkizler, bu süreçte yaşam içinde belirlediği duruşu gözden geçirecektir. Anlamsızlık duygusu, uç noktalarda arayışlar, öz-değer ve saygınlıkla ilgili yaşanan endişe krizleri, kendini aşırı öne çıkartma hatta teşhirci davranma arzusu ya da önemsenmeme korkusu nedeniyle aşırı geri çekilme eğilimi oluşabilir. Biraz depresif ya da fiziksel hastalıklara yatkın hale gelebilir. Bilinçaltları çok hareketli olabilir… Kendilerine itiraf etmedikleri korkular ve endişeler su yüzüne çıkabilir ve açıklayamadıkları tepkiler vermeye başlayabilirler. İkizler akıl ve mantıkla ayakta durup, yaşam enerjisini hareketli kalarak korumak ister. İstediği takdirde ne kadar entellektüel olsa da, kısa dönemli ”taktik düzeyde kalan” ataklarla pozisyonlanmaya, anlık tepkiler vermeye ve anlık isteklerine uygun davranmaya, yani derin düşünüyormuş gibi görünse de, davranışlarının sonuçları hakkında düşünmekten kaçmaya ve bahaneler üretmeye yatkındır. Sakarlık etmeye başladığı, aksilikler üstüste geldiği, herşeyi eline yüzüne bulaştırıyormuş gibi olduğu zaman, İkizler’in durup ”Yine neyin üzerinden atlamaya, neyi gözardı etmeye çalışıyorum?” diye düşünmesi gerekir. Göstermek istediğimiz ya da gösterdiğimizi sandığımız şeyler ile, bizi seyredenlerin gördükleri çoğu kez birbirinden farklıdır. Tutarlılık sergilemediğimizde, inandırıcı olmayız ve insanlar rahatlıkla bizim belli olmadığını sandığımız arızalarımızı tesbit edip, ciddiyetimizi, samimiyetimizi, niyetlerimizi alttan alta sorgulamaya başlarlar. Bu sorgulamalar da bize bir biçimde geri yansır. İnsanın kendisini seyretmek için kullandığı en önemli aynalardan biri de yakın ilişkilerdir… İkizler, bu devrede karşısına çıkan kişilerin tutumlarını ve tepkilerini gözleyerek kendisi hakkında çok derin bilgilere erişebilir! Çünki birebir ilişkilerinin hepsi göz ardı etmek istediği yanlarına ayna tutacaktır. Oynamaktan izlemeye, ikna etme çabası içinde dinlemeye ve duymaya ve en önemlisi kendine dürüst olmaya fırsat bulamadığını itiraf ederse, Venüs’ün açtığı kapıdan sızan ışık, gönlünü ve hayatını daha kolay aydınlatacaktır…

YENGEÇ ve Yükselen YENGEÇ

Yengeçler, bu süreçte geçmişleri ile yüzleşmeler yaşayacak ve ”korku” ile ”sevgi”nin aynı evde yaşayamayacağını farkedeceklerdir. Yengeçler, geçmişe düşkündürler. Zira tanıdık olan güvenlidir. Kendilerini güvensiz hissettiklerinde ve kaybetme ya da yalnız kalma korkusunun onlara hakim olmasına izin verdiklerinde, alışkanlıklarına sığınır ve sıcak yatak belledikleri kalıplara tutunurlar. Bu ruh hali içindeyken, geçmişten gelen ”tanıdık” enerjileri çağırmaları ya da ellerinin altında olan şeyleri kaybetmemek adına fazla baskı altında tutmaları mümkündür. Bunun için manipulatif davranmaya da yatkındırlar! Dikkat çekmek için iyice geri çekilmek, şefkat görmek için güçsüz hatta sağlıksız bir görünüm çizmek ya da içten içe bu deneyimi davet etmek, vesveselere dayalı bahanelerle insanları kendi dünyasının derinlerine çekmeye ve adeta hapsetmeye çalışmak, Yengeç’in oskarlık performans çıkarttığı davranış kalıplarıdır. Sevgi ve ilgiyi bu şekilde çekmeye çalışan Yengeçler için Venüs Retrosu hastalık nedeniyle evde geçirilen bir tecrit haline de dönüşebilir. Sevgi, endişelerimizi gidermeye yarayan bir araç değil, endişesiz bir varoluş halidir ve kaynağı başkalarından aldığımız onay ve güven duygusu değil, öze duyulan güven hissidir. Kendimizi kırılgan, ürkek, kendi başına ayakta durmaktan aciz hissettiğimiz zamanlarda asıl ”eksik” olan, alıştığımız bir insan ya da bir yaşam hali değildir. Özümüze olan saygımıza yakışmayacak davranışlarla yanımızda tutabildiğimiz insanlara ve nesnelere ise, aslında ihtiyacımız yoktur! Varlıkları ile dünyayı doldurmalarından mutluluk ve şükran duyduğumuz şeyleri, onlar ”güzel” oldukları için severiz. Güzel ve gönülden sevilen şeyleri, ancak özgür iradeleri ile davranmaları için serbest bıraktığımızda, bizim hayatımızda kendilerine de uyan bir yer alabililirler. Böylece geçmişte kalması gerekenler ile gelecekte yanımızda durması uygun olanlar, ait oldukları yeri daha rahat bulurlar. Biz ise, artık bize bir yararı olmayan kalıpları yinelemek yerine, temiz enerjilerle yenilenmek fırsatını elde ederiz.

ASLAN ve Yükselen ASLAN

Aslanlar, bu süreçte ”sosyal aidiyet”lerini sorgulayabilirler. Dahil oldukları insan gruplarına destek vermek ya da onlardan ”destek” görmekle ilgili konular gündemlerine yerleşebilir. Değerlerinin fark edilmemesinden, rağbet görmemekten, insanların onları anlamamasından endişe edebilirler. Aynı görüşte olduklarını sandığı insanlarla ne kadar farklı bir yere düştüğünü görüp boşluk yaşayabilirler.Toplumsal statülerinin zedelenmesinden fazlasıyla çekindikleri için, savunmaları gereken düşünce ve tutumlardan geri adım atmaya kalkmaları, beğenilmek, onay almak kabul görmek, dışarda kalmamak adına, özgürlükleri ya da  özgünlüklerinden fedakarlık etmeleri, özdeğerleri ile ters düşebilecek tutumları benimsemeleri söz konusu olabilir. Geçmişte böyle davrandıkları durumların getirdiği sonuçlarla yüzleşmek ve yeniden tavır belirlemek zorunda kalabilirler. Ya da uyum sağlamayı reddettikleri için geçici bir süre dışlanma hissini yaşayabilirler. Aslan’ın merkezi kalp’tir. Bu nedenle yaptığı her şeye kalp enerjisini katar ve çoğu kez de bulunduğu ortamların da kalbinde durmaya, nabzını tutmaya, insanların gözünde değerli olmaya ve sosyal onurunu korumaya oldukça önem verir. Aslanlar, bu Venüs retrosunda, toplumsal duruşun, toplumdan onay almak ya da ayrıcalık elde etmek adına değil, özdeğerlerine sahip çıkmak adına benimsenmesi gerektiği hakkında dersler alabilirler. Yaralanan onurlarının, onları kalp ve tansiyon sorunları yaşamaya açık hale getirmiş olması da doğaldır. Kalp ritimleri onları, uyarmakta ve gerçeği hatırlatmaktadır! Aslında sosyal onur ”sosyal onay” değil, özenle sahip çıkılmış kişisel onurun bir uzantısıdır. Kişi, kalbinin yolunu izlemekten çekinmediği gibi, bunun bedelleri yüzünden başkalarını suçlamamayı da öğrenmelidir. Bu nedenle başkalarının duruş ve tercihlerini yargılamaktan hatta kendisini yargılayanları yargılamaktan da kaçınmak da, Aslan’ın Venüs Retro menüsünde yer alabilir.

BAŞAK ve Yükselen BAŞAK

Başaklar, bu süreçte yetki arayışları ve sorumluluk duyguları ile yüzleşmek durumunda kalacaklardır. Başak’ın en büyük sorunu öz-değerine inanamamaktır! Bu nedenle sürekli olarak ”haklı olduğunu görmek ve göstermek” ister ve gergin, ısrarcı, aşırı-sorgulayıcı ve gevşeme yetisinden yoksun bir duruşu benimser. Yargılanmaktan ve suçlanmaktan çok korktuğu için, ilk yargılayan ve ilk eleştiren olmaya çalışır. Bu onun, güzelliklere ve olumlu yanlara karşı çoğu kez kör olmasını ve RAHMET’in şifa veren özelliğine sırt dönmesini beraberinde getirir. Eleştiren ama eleştirilemeyen olmak istediğinden, yetki sahibi olmak onun için çok önemlidir! Sorumluluklarına aşırı derece düşkün olduğunu sık sık belirtir ve sorumluluk duymayı, herşeyi ”doğru” yapmak ve yapılmasını sağlamak ile eşleştirir. Her durum için geçerli olan tek doğruyu bulmaya odaklı olduğu için, söz konusu duruma uygun olan alternatifleri farketmekte sık sık zorluk çeker. Yetki ve sorumluluklarını ”kişiselleştirme” özelliğinden dolayı da, dahil olduğu bütün toplum birimlerinde uyumlu ve bağdaştırıcı değil, ayrıştırıcı ve gerginlik yaratan bir profil sergiler. Başakların yararlı ve koruyucu olmayı isterken, bazen zararlı ve yıkıcı bir hale dönüşmelerinin nedeni budur. Depresyondan çıkamamalarının, migren krizlerinin, mide ve bağırsak sorunlarının temel nedeni de budur. Tutumları, Venüs’ün uyumlu, hoşgörülü, şifalandırıcı, bütünleyici enerjisi ile ters düşmektedir. Başak’ların, ”mükemmel” görünenin her zaman işe yarar olmadığını ve insanları yanyana durmaya, sorumluluk duymaya teşvik eden temel faktörün korku değil sevgi olduğunu anlamaya ihtiyaçları vardır. Venüs retrosunda yaşayacakları deneyimler onları, yargılamaya ve suçlu aramaya odaklı bakışlarını açılarını, hoşgörü ve empatiden yana eksik kalan ve bu yüzden umdukları kadar ”işe yaramayan” yetki ve sorumluluk anlayışlarını değiştirmeye zorlayabilir.

TERAZİ ve Yükselen TERAZİ

Teraziler, bu süreçte inançları, beklentileri ve davranışları arasındaki boşluklarla yüzleşmek durumunda kalacaklardır.  Terazi adil olmak gerektiğine yürekten inanır. Ancak adalet dağıtılırken, payına düşene rıza göstermekte biraz zorlanır! İnce zevklere, gelişmiş bir haz anlayışına sahip olmak, hayattan beklentisini yüksek tutmasını da beraberinde getirmektedir. Ancak umdukları ile buldukları birbirini tutmadığında, yaşamın adaletini sorgulamaya ve bazen de ”kişiye özel” kanunlar yaratmaya, yatkın olabilir. Terazi bu Retro döneminde, yaşamının savunduğu değerleri yansıtıp yansıtmadığı, arzularını karşılamak adına başkalarının değerlerine haksızlık edip etmediği, başkalarını yargıladığı konularda kendisinin her zaman tutarlı ve dürüst olup olmadığı üzerine çokça düşünmesini gerektiren olaylar yaşayabilir. Kendisi için ”ideal” olan birşeyi elde etmek adına, ideallerine uymayan yöntemlere başvurmak ya da idealleri adına, ”keyfinden veya kendisine hak gördüğünden feragat etmek” gibi tercihlerle yüzyüze kalabilir. Bazen hakettiğimizi düşündüklerimiz bizim için uygun değildir ve öz-değerlerimize zarar vermeden onları taşımakta zorlanacağımız için hayat onları yolumuzdan çeker. Bu RAHMET’in yokluğuna değil, yüceliğine delalet eden bir durumdur. Ama insan çoğu kez buna kördür ve en çok da bu yüzden isyankardır! Zaten karaciğeriniz de buna isyan etmekte, allerjileriniz bu yüzden depreşmekte, safra keseniz ve pankreasınız yaşadıklarınızı sindirmenize yardımcı olmayı bu yüzden reddetmektedir. Terazi, Venüs’ün çocuğudur. Dolayısıyla, Büyük Venüs Geçişi’nden en  fazla yarar görecek ve bu dönemde en fazla sorumluluk alacak insanlar Teraziler olabilir. Ancak bu fayda, Terazi RAHMET’in kaynağı ile pazarlık – sen benim istediğimi verirsen ben de sana inanırım –  edilmeyeceğini öğrendiği ve tam anlamıyla doyumlu bir yaşamın ancak hayatın hakkını vererek mümkün olacağını idrak ettiği takdirde ortaya çıkacaktır.

AKREP ve Yükselen AKREP

Akrepler, ortak değerler ve kaynakların kullanılması konusunda dersler alacakları bir Venüs Retrosu yaşayabilirler. Akreplerin yaşam enerjilerini arttırmak için kaynak bulmak ve bunları kullanmak konusunda özel bir yetenekleri vardır. Kaynaklarıyla aralarında incelikli bağlantılar kurar ve akışın yönünü ve musluk ayarını kendi ihtiyaçlarına göre yapmak isterler. Elde etmek istedikleri şeylerin önündeki engelleri yoketmeye çalışırlar. Bu nedenle girdikleri ortamlarda ”dönüştürücü” bir etki yaparlar. Ancak bazen de değer erozyonuna neden olmak, ilişkilerin, ortamların içini boşaltmak, anlamını tüketmek gibi – çoğu kez istemsiz – tutumlar sergiledikleri de bilinir. Bunun nedeni yokolmaktan duydukları korku, tükenme endişesi ve varolmaya, tutunmaya duydukları tutkudur. Akrepler bazen kendi korku ve kaygılarına öylesine odaklanırlar ki,  çevrelerindeki kaynaklara zarar vermek – bu arada kendi yokoluşlarını da hızlandırmak – üzere olduklarını farketmekte gecikirler. Boşaltım ve üretim sistemleriyle ilgili sorunlar da zaten onları hep böyle zamanlarda uyarmak ister! Akrep Venüs Retrosu sürecinde başkalarının kaynaklarını kullanmasını ve kendi kaynaklarını onlara sunmasını gerektiren bütün alanlarda – cinsellik, iş ortaklığı, borç-alacak ilişkisi, vergi, miras, danışmanlık, temsilcilik – benimsediği tutumları gözden geçirmesi gerektiğini farkedecektir. Varlığına değer ve süreklilik kazandırmak için uğraşan Akrep’in, Venüs Geçişi’ne adapte olmak için alması gereken ders şudur: ”Yokolma kaygısı ile başlatılan hiçbirşey anlamlı bir varlık teşkil etmez… Anlamlı ve kalıcı bir şekilde var olmak için varlığa gönüllü katkıda bulunmak ve varoluş umudunu beslemek gerekir!”

YAY ve Yükselen YAY

YAY, ikili ilişkilerde bütünleşmek ve ayrışmak üzerine dersler yaşayacağı bir Venüs Retrosu’na girmektedir. Aşk bütünleşmektir. Karşıtı ise kayıtsızlıktır. Düşmanlık ayrışmaktır. Karşıtı ise yine kayıtsızlıktır. Düşmanlıktan da, aşktan da uzak kalmanın en iyi yolu geri çekilmek ve kayıtsız kalmaktır. Düşmanlığı da, aşkı da beslemenin en iyi yolu aynı yönde bir adım daha atmaktır. Burada anahtar sözcük ”yön” dür. Yay’ın ikili ilişkilerdeki temel sorunu yön belirlemektir! Bütünleştiği anda ayrışmak, ayrıştığı anda bütünleşmek ister… Üstelik bağımsız ve kayıtsız gibi görünür ama asla kendisine kayıtsız kalınmasına tahammül edemez! Hayat kadar geniş olmak, hatta başkalarının tahmin edebildiğinden daha geniş bir hayat yaşamak ister. Ancak genişlemek vektörel – yani çizgisel – bir kavram değildir. Bir kapsama alanı yaratmayı ve onu kontrol edebilecek kadar yeterli olmayı gerektirir. Yay, herşeye yetmek ve yetişmek ister ama neyi daha önce daha fazla istediğine karar veremediği için, kaynaklarını kötü kullanır. Yetersizlik hissini gidermek için de, vazgeçilmez olmaya çalışır. O yüzden hem aşıklarını, hem de düşmanlarını arada sırada şöyle bir yoklar, varlığını hissettirir, cazibe yayar, ağırlığını koyar, tavrını koyar… Anlık nokta vuruşlarla alanını korumaya çalışır. Taşikardik hallerinin, panik ataklarının sebebi, bu her yere yetişme kaygısı ve kendilerine itiraf edemedikleri kaybetme korkusudur. İlişkilerin anlamı anlara yayılsa da, sonuçta her ilişkinin taşıdığı değer birikime dayanır! Yay, Venüs Retro’sunda ikili ilişkilerinde oluşturduğu birikimlerle yüzleşecek ve seçmeyenin seçilmek gibi bir lüksü kalmayacağını, sadakatin arada bir ses vererek korunmayacağını, güven vermeyenin önce tutku ve merak, sonra kızgınlık ve bazen düşmanlık ama en nihayetinde kayıtsızlık yaratacağını görecektir…

OĞLAK ve Yükselen OĞLAK

Oğlak, hizmetin anlamı üzerine deneyimler yaşadığı bir Venüs Retrosu geçirecektir. Hizmet, tanımı itibariyle anlamı kendinden menkul ve karşılığı tam olarak ölçülemeyen bir şeydir! Zira hizmetin ortaya koyduğu değer, faydasıdır. Fayda ise hem göreceli hem de zaman içinde değişkenlik gösteren bir şeydir.   Oğlaklar, mükemmeliyetçidir! Eksik yapmayı da sevmezler, kendilerine eksik birşey verilmesinden de hoşlanmazlar. Gereği gibi yapmaya çalışırken bazen istenenin ve ihtiyacın üzerinde hizmet vermeleri mümkündür. Ancak aldıkları karşılık yine hizmeti kullanan kişinin fayda algısı, kullanma kapasitesi ve denklik takdiri ile oranlı olacaktır. Yaptıkları hizmete verilen değerin, ödenen bedelin yeterliliği kadar, bir başkasından aldıkları hizmetin yeterliliği konusu da Oğlakları rahatsız edebilir. Oğlağın standartları yüksektir ve onları memnun etmek zordur. Taşıyamayacağı kadar yük almak, umduğu desteği bulamamak, şefkat ve yardıma ihtiyacı olduğunu ifade edememek, teşekkür almak yerine yeni taleplerle karşılaşmak, çok sık başına gelen sorunlardır. Retro döneminde romatizmaları artarsa, sırt ve eklem ağrıları coşarsa, habire sıkıp durdukları dişlerinde acil müdahale gerektiren sorunlar oluşursa, aşırı baskı altında kalmış ve yeterince şefkat ve anlayış görmemiş hissetmenin bir başka belirtisi olan astım problemleri tavan yaparsa, şaşırmamaları gerekir. Peki, nedir Oğlak’ın Venüs Geçişinde kabul etmesi gereken öğreti? Hizmetin gönüllü doğasını içlerine sindirmektir. RAHMET’in kaynağı bellidir ama hayata geçme yolu hizmettir. Bizler nasıl ki rahmete ve şifaya maruz kalırsak, aynı zamanda ona -bilerek ya da bilmeyerek –  vesile de oluruz. Çoğu kez vesile olduğumuz şeylerin karşılığını insanlardan bekleriz. Ama gönüllü hizmetin en büyük karşılığı, üzerine düşeni hakkıyla yaptığını bilmektir. İç huzurudur, kendine yeterlilik duygusudur, eksiklik hissetmemektir. Oğlakların, Venüs’le birlikte yükselmek için verdikleri hizmeti helal etmeyi, aldıkları karşılıklar ve gördükleri hizmetler konusunda ise yargısız ve beklentisiz olmayı öğrenmeleri gerekecektir.

KOVA ve Yükselen KOVA

Kovalar bu Venüs Retrosunda hayatı dibine kadar hissetmek arzusu ile kıvranacaklardır! Kontrol edemedikleri bir hiperaktivite ile herşeye atlamak ve umduğunu bulamayınca hırçın ve ısrarcı bir hale bürünmek, enerjilerini, zamanlarını ve paralarını çarçur etmek, spor niyetine seks yapmak eğilimi duyabilirler. Ancak, hayatın onların umduğu kadar keyifli akmaması, umut bağladıkları projelerin istedikleri başarı ve takdiri getirmemesi, peşine düştükleri aşkların coşku ve anlamını aniden yitirmesi, ya da onlara heyecan veren düşüncelerin taşıdığı riskten dolayı gözlerinin korkması mümkündür. Emek verdikleri şeylerle – örneğin çocuklarıyla – ilgili beklenmedik endişeler de taşımaya başlayabilirler. Bir şeyi yapıp ortaya koyduğumuzda o bizden ayrı bir kimlik kazanır ve gideceği yönü belirlemek bizim uhdemizden çıkar. Çocuklarımız buna iyi bir örnektir. Onların yaptıklarıyla bizi mutlu etmelerini beklemek anlamsızdır. Ancak anlamlı ve verimli bir yaşam sürmelerini gönülden dileyebiliriz. Birçok şeye yatırım yaparız. Yaptığımız yatırımların, attığımız adımların, göze aldığımız risklerin gerçek değeri ve anlamı zaman içinde ortaya çıkar. Kısa dönemde elde edilmiş sonuçların oluşturduğu hayal kırıklığı ve yenilgi duygusu ile başetmek zordur! Hele de egomuz yüksekse… Ancak ortaya çıkan ile kavga etmek yerine, gerçeği kabul etmek bize yola devam etme şansını verir. Retro döneminde girmeleri mümkün olan tatminsizlik ve hayal kırıklığı duygusunun altında ezilmemek için, KOVA’ların odaklanmaları gereken ders TEVEKKÜL’dür. Eğer bu devrede sabır ve tevekkül göstermeyi başarırlarsa, zaman içinde kıymetsiz görünenlerin kıymetli, anlamsız görünenlerin anlamlı, zevksiz görünenlerin zannedilenden daha keyifli olduğunu da keşfedebilirler…

BALIK ve Yükselen BALIK

Balıklar, Venüs retrosun döneminde yuvanın, ailenin, köklerin değeri hakkında sorgulamalar yaşayabilirler. Hepimizin kapısını kapatıp güvenliğine sığındığı bir ”yuva”ya ihtiyacı vardır. Özellikle herşey sarsılıp dağılıyormuş gibi göründüğünde, yuva güvenlik ile eşanlamlı bir hale gelir. Ancak bazen yuvanın düzeni bozulur! O zaman nereye sığınırız? Elbette iç dünyamıza… İç dünyaya sığınmak, kendi sularında kaybolmayı pek seven Balık için genelde DEPRESYON anlamına gelir. Sorumluluk almak yerine oluruna bırakıyor gibi görünür, ama aslında istediği gibi gitmeyen şeylere ”hayata iştirak etmeyi reddederek” pasif-agresif bir tepki verir. Hayata verdiğimiz değeri ortaya koyan şey gösterdiğimiz çabadır. Birileri bizim adımıza çabalasa ya da bizi sevgisi ve ilgisiyle sarıp sarmalasa da, bizim hayatın ritmine yürekten ve kararlı bir katılımımız olmadığı sürece, alınan sonuçlar kalıcı olmayacaktır. Dolayısıyla başkasının bize veya hayatımıza verdiği değer, bizim kendimize verdiğimiz değerin yerini asla tutmaz! Balıkların Venüs Retrosu’nda aşmaları gereken tutum, gönülsüz bir teslimiyet ve tepkisel bir kayıtsızlık ile gönüllü bir uyum ve bilinçli bir çaba arasındaki farkı keşfetmektir. Balık RAHMET’in öz evladıdır. Klasik yöneticisi olan Jüpiter’in bu aralar güneşle yaşadığı kavuşum aslında Balıklar’a ileri gitmek ve gelişmek için önemli şanslar sunmaktadır. Balık’ın modern yöneticisi Neptün ise, Venüs’ün üst titreşimi olarak kabul edilir. Balık için bu retro döneminde içine sığınmanın anlamı, derinindeki kaynağı keşfetmek ve geldiği kökten beslenmeyi öğrenmek olmalıdır. Bu şekilde Venüs’ün yükselen tireşiminden en fazla yararlanacak burçlardan biri olabilir.

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s