Posted in Uncategorized

LİLİTH’in LANETİ, ŞİFA ve MUCİZE HAKKINDA


 

 

Bütün hikayeler Havva’yı anlatır… Size Lilith’den söz eden oldu mu?

Derler ki,

Lilith yeryüzündeki ”dişi” enerjinin ilk temsilcisiymiş. Ama ihtiraslı, hırçın ve kendi hükmünü sürmeye hevesli olduğu için görevden azledilmiş, yerine Havva gelmiş… Gerçi Havva da, kah alttan alarak kah üste çıkarak sinsi sinsi cenetten kovdurmuş Adem’i :))) Ama onu dahi elma ağacına sarılmış bir yılan görünümüne girerek Havva’nın akl

ını çelen Lilith’in yaptırttığını iddia ederler!

Astroloji’de Ay dişi prensiptir ve duyguları temsil eder. Lilith ise ”Kara Ay” olarak geçer – yani duygulamızın karanlık yüzü… Sevginin takıntıya, nefrete, yakıcı bir kıskançlığa dönüştüğü durumlarla doludur aşk hikayeleri. Şefkatin aşırı sahiplenmeye, nefes aldırmamaya dönüştüğü, koruyup kollama arzusunun, aşırı belirleme, güçsüz bırakma ya da hiçleyen bir eleştirme ve onay vermeme noktasına vardığı örneklerle doludur pek çok insanın ebeveynleriyle ilişkisi.

Duygular, tıpkı bir su gibidir… Kararında aktığı zaman hayat verir, besler, kaynaştırır, kontrolsüzce boşalıp her yeri kapladığı zaman ise, tıpkı herşeyi önüne katarak silip süpüren bir sel gibi önce darmadağın ederler ortalığı, sonra da sel basmış bir yerde herşeyin suyun üzerinde çaresiz ve işlevsizce yüzmesi gibi, hayatın içindeki tüm süreçleri felç ederler.

Lilith, bizim nerede duracağımızı bilmediğimiz yerdir! Karanlık yanımız, kendi başını yakana kadar dur durak bilmeyen kırmızı gözlü canavarımızdır. Lilith, Aralık ayından beri Boğa’da yolculuk ediyor. Boğa dünyevi değerlere sahip olmak, kaynakları kendinde toplamak, vazgeçmemek, ödün vermemek, kendi ağır ve ısrarlı yöntemlerine tutunmak, değişmemek, kendisinin olandan kolay kolay kopamamak gibi eğilimler gösterir. Burada Boğa’yı Havva gibi düşünün, Lilith’i de Boğa’yı abartmaya teşvik eden, içindeki şeytanı uyandıran bir fısıltı. Kaybetmekten korkmak, elimizde olanları korumak için anlamsız bir direnç, hayatın akışına karşı durmak için hayatla bağımızı kesmek, tutunduğumuz ağaç dalı kopmak üzere olsa bile ağırlığımızla onu daha aşağı çektiğimizi bile bile farklı bir dala geçmekten korkmak, kaynaklarımızın kıtlığından korkup paylaşmayı reddetmek… Yani varlık bilinci ve yolu bulabileceğimize dair bir inanca sarılmak yerine, yokluk bilincine ve çıkmazlara takılmak… Kaybetme korkusu ile kendimizi kaybetmek!

Lilith’in üç aşaması vardır derler… Hırs, yıkım ve farkındalık! Aşırıya kaçan duyguların ardından yaşadığımız yıkımla birlikte, ya o duyguyla başetmeyi öğrenir ya da yaşamdan vazgeçeriz.

Bir süredir Balıktaki Chiron, Oğlaktaki Retro Pluto ve Boğa’daki Lilith ile altmışlık açı yapıyor. Bu güzel bir şifa bileşkesidir. Retro Pluto bize kayıp ve kazançlarımızı hatırlatıyor ve gelecekte neyin bizim için vazgeçilmez olması gerektiğini, neyi bırakarak, neden vazgeçerek yeni başlangıçlar yapabileceğimizi farketmemizi istiyor. Bu işlev, Lilith’in Boğa’daki teması ve kendini aşmak için vermesi gereken çaba ile pek manidar bir bütünlük gösteriyor. Bu üçgenin tepe noktasını oluşturan Balık’taki Chiron ise, sevgiye teslim olmanın, kendimizi koşulsuz sevgiye açmanın, her sorunu çözüp, her yarayı iyi edebileceğini bize hatırlatıyor.

Şimdi burada biraz Chiron’dan bahsetmekte fayda var; Chiron yaralı bir şifacıdır. Yani ”hekim bilmez çeken bilir” sözünde olduğu gibi, kendi yaşadığı sorunların başkasında da olduğunu görünce, ona yardıma koşan, onu iyi etmeye çalışan, yani şifayı var ederek,  ”şifanın mümkün olduğuna” inanmaya ve yaraları ile barışmaya çalışan bir enerjisi vardır. Ama burada unutulmaması gereken şudur; insan kendini açmadığı birşeye kanal olamaz! Şifa sevgiyle gelir ve sevgi evrenden bize akan en büyük enerji kaynağıdır. Başkalarını ya da hayatı şifalandırmak için önce şifaya kendimizi açmamız, evrenin elinin iyi ve sevgi dolu olduğuna inanmamız, yüzümüzü karanlığa değil ışığa dönmemiz, bizi bulmak, bizi sarmak için bekleyen ışığı kabul etmemiz gerekir. O vakit iyi de olur, elimizi sürdüğümüz herşeyi iyi de ederiz.

”Mucize diye birşeye inanmıyorum ben artık!” diyen bir sürü insan vardır. özellikle de hayal kırıklığına uğramış olan ve bir daha aynı süreci yaşamak yerine, beklememeyi öğrenmeye çalışanlar böyle söylerler. Burada, mucizenin doğasını anlamamış olmak söz konusudur. MUCİZE’nin kendi planı vardır! O bizim planlarımıza uymaz. Biz ona hazırlıksız yakalanırız. Ama bazen biz elimizde olan acılara, yenilgilere, korkulara ve kızgınlıklara tutunmayı, onların güvenli karanlığında kalmayı seçer ve MUCİZE’nin yanıbaşımızdan geçip gitmesine seyirci kalırız…

Daha fazla tarif gerektiğini düşünmüyorum!

Son söz; Lilith, Chiron ve Pluto’dan daha çeviktir. Yani yakında bu üçgen bozulacak. Hala şansımız varken, bu şifadan yararlanalım…

Bu yazıya, ”Sen Benimsin! O yüzden sana büyü yaptım…” diyen Lilith-vari bir parça ile son vermek pek yakışık alır… Nina Simone‘un derin ve yoğun yorumuyla – I PUT A SPELL ON YOU

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s