Site icon Juno – Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

20 Temmuz 2016, Oğlak Burcu'nda DOLUNAY; Güvenlik Sınırlarımız Hakkında Dersler…

20 Temmuz 2016 günü, İstanbul’a göre saat 01:56’da DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – Ay Karşıtlığı tam halini alıyor. DOLUNAY haritasını yorumlarken aşağıdaki bileşenleri dikkate alıyorum;

MEALİ ;
GÜVENLİK hala en önemli meselemiz!

Sosyal düzlemde, ”MÜLTECİLER” ya da daha doğrusu tam bir hukuki statüsü olmayan yabancı misafirlerimizle ne yapmamız gerektiği konusu epey bir gündem oluşturabilir.
Terörist ataklara, veya sınırımızdaki ülkelere karşı ne kadar güvende olduğumuzu tartışmak zorunda kalabiliriz. Uluslararası ilişkilerde almamız gereken tutum, ülke bütünlüğünü savunmanın ne anlama geldiği gibi meseleler çokça tartışılabilir.
Basın özgürlüğü, yargının bağımsızlığı, hukuki açıklar ve bunlara bağlı oluşan zaafiyetler, adalet sisteminin vatandaşları korumak için yeterli olup olmadığı, eğitim sisteminin işlevselliği, öğretim müfredatının nasıl şekillenmesi gerektiği gibi konularda da tartışmalar devam edebilir.
İktidar odakları arasında sert tartışmalar, iktidarını korumak veya kabul ettirmek isteyen kişiler ya da grupların aşırı güç uygulaması, toplumsal olarak bilinen bazı figürlerin gözden düşmesi, bazı yetkilere, erişim imkanlarına beklenmedik kısıtlar getirilmesi söz konusu olabilir.
Bireysel düzlemde ise, KİŞİSEL GÜVENLİK SINIRLARIMIZ ve bunlara sahip çıkma şeklimiz üzerinde çalışmamız gereken bir zaman olacaktır.
Kimse kırılgan olmak istemez… Oysa herkes ama herkes bir şekilde birileri tarafından incitilmeye, haksızlığa uğramaya, fiziksel, maddi ya da duygusal olarak zarar görmeye açıktır.
Hepimiz bu kırılganlığımızı bir şekilde gidermeye, kendimizi bir şekilde güvende tutmanın yollarını bulmaya çalışırız.
Aynı şekilde başka insanların kendi güvenlik alanlarını korumak için aldıkları önlemler ve takındıkları tutumlardan da etkileniriz.
Bu DOLUNAY’da;

İncitilebilir olduğunu görmenin acısı,  çoğu kez incinmenin verdiği zarardan daha büyüktür!  Zira biz kendimizi hep güçlü, üstte, galip, yeterli, kusursuz, açıksız, sarsılmaz, su geçirmez hissetmek isteriz. İncitilmiş olmak bize SEVİLMEMEK gibi gelir…
İnsan İNCİTİLMİŞ olmaktan UTANIR! Bunu göstermek, sevilmediğimizi açık etmek gibidir.
Bu yüzden ASIL İNCİNMİŞ YERİMİZİ saklamak için, bir sürü kılıf, kapak, tutum geliştirir,
Ve şikayetimizi HAYATA KARŞI GENEL BİR GÜVENSİZLİK olarak yansıtırız.

OYSA HERKES İNCİTİLEBİLİR…
İncitilmiş olmanın sevilmeye layık olmamakla bir ilgisi yoktur! İncitenin korkaklığıyla, zayıflığını zorbalıkla örtme arzusuyla, kendine ve bu yüzden de hayata ve insanlara karşı sevgisizliği ve sorumsuzluğuyla, kendi yaralarını gidermek için daha iyi bir yol bilmiyor olmasıyla ilgisi vardır!
Bizi inciteni HOŞGÖRELİM demiyorum 🙂 İncitici bir davranışı hoş görmeye gerek yoktur.
Zira HOŞ değildir!
Ama bilin ki inciten de, incitilmiş olma deneyiminden geçmiş ve bundan hastalanarak çıkmış biridir.  Onun derdi bizimle değil kendisi iledir.
Biz hastalanmadan geçelim bu yollardan…
İncinme korkusuyla VİCDANSIZ ve ADALETSİZ olmayalım.
İNCİTİLEBİLİR olmaktan utanmayı bırakalım bir yana… İncinmemize neden olan duruma kendi katkımız da olduysa – fazla iyi niyetli, güçsüz, saf, sabırlı, ürkek, aymaz filan olduysak mesela – KENDİMİZİ AFFEDELİM!

Bizi incitmiş olan olaylar ve insanlara karşı beslediğimiz AŞIRI KIZGINLIĞIN altına, kendimize olan kızgınlığımızı, kendimize yönelik yargılamalarımızı, ve pişmanlığımızı saklamayalım. Bu duygularla yüzleşelim, çıkartmamız gereken ders varsa çıkartalım,
Ve kendimizi yeniden tam ve bütün ve aydınlık ve sevilebilir hissedelim.

Acılar geçer… Biz onları kendimize sebep ve sonuç etmeyelim.
Sonra da İNCİTEN ve İNCİTİLEN ikillemlerinin sarmal cazibesinden olabildiğince uzak durmayı öğrenelim 🙂
Zira insan acı deneyimlerini yeniden sahneleyip,  BU KEZ GALİP ÇIKABİLDİĞİNİ GÖRMEK ister! Ve bu derin arzu bizi benzer senaryoların içine çeker ha çeker…
İnsanlar – anne babamız bile – bizi ancak kendilerini sevebildikleri kadar sever, ancak o kadar iyi davranırlar. Kendimize, başkalarının davranışları üzerinden değer biçmemeyi hatırlayalım hayat içinde yürürken…
İncitilebilir olmaktan utanmayalım ya da incitebilir olmaktan gurur duymayalım…
KENDİMİZİ SEVELİM ve SAYGI DUYALIM! Zira hayatı da ancak o kadar sevecek, ve canlı cansız tüm varlıklara ancak o kadar saygı duyacağız 🙂
BURÇLARA GÖRE YORUMLARI DA hemencik yazacağım…
Şimdi MÜZİK… Mehmet Güreli – KİMSE BİLMEZ…
Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye kimse bilmez… Ama bizi güvende tutan tek şey altında yaşadığımız gök kubbeyi de orada tutan sistemle olan derin göbek bağımızdır! O bağdan hiç şüphe etmeyelim 🙂
Exit mobile version