Site icon Juno – Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

2 Temmuz 2019, YENGEÇ Burcu’nda YENİAY ve Güneş Tutulması – Kırık Kalpler Durağı’nda İnecek Var!

by Françoise Fressnier
2 Temmuz 2019 günü, İstanbul’a göre 22:16 itibariyle YENİAY adını verdiğimiz Güneş – AY Kavuşumu tam halini alıyor. BU YENİAY’a bir de Güneş Tutulması eşlik ediyor.
Tutulma haritasını değerlendirirken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

MEALİ;
Yaklaşık 6 ay boyunca etkili oldukları kabul edilen Güneş Tutulmaları uzun vadeli yansımalarını daha ziyade toplumsal düzlemde gösterirler. Bireysel olarak da bizi önümüzdeki 6 aylık dönemin getirilerine zihin ve duygu olarak hazırlamak gibi bir işlevleri olur.
Tutulmanın Türkiye haritası üzerinde oldukça etkili olması beklenir;

Bu göstergelerden yola çıkacak olursak, önümüzdeki 6 aylık süreçte;

gibi gelişmeler beklenebilir.
Bireysel düzlemde ise;

Tüm insanlar özde bir ve benzerdir. Zira dışavurumlarımız farklı olsa da, temel ihtiyaçlarımız ve korkularımız tıpatıp aynıdır!
Her insan hayat içinde bir şekilde hasar görür. Herkesin gözardı edilmiş ve karşılanmamış bazı ihtiyaçları, özdeğer algısını ve özgüvenini zedeleyen bazı deneyimleri, mahrumiyet çektiği, baskı veya şiddete maruz kaldığı bazı süreçler ve bunlardan arta kalan korkuları vardır.
Hepimiz hasarlı ve tekrar incinmeye müsait yanlarımızı korumaya alır, kendimizi doyumlu ve hoşnut kılmak adına bazı öncelikler saptar ve bunlara göre davranır, dünyanın aşındırıcı etkilerinden korunmak için bazı savunma yöntemleri geliştiririz.
Ama hayat bizi gafil avlamanın bir yolunu hep bulur 🙂
Gafil avlandığımız anlarda, savunmasızlığımızla, çaresizliğimizle ya da böyle bir duruma düşme korkumuzla yüzleştiğimiz zamanlarda, tepkilerimizi kontrol etmekte çok zorlanırız. Böyle zamanlarda gözlem ve analiz gücümüz zayıflar. Sabır ve sakinlik süremiz kısalır. Mantığımızı ve çözüme odaklanma gayretini bir yana atarız. İçimizden korkmuş, şaşkın, kendini savunmak için çırpınan ve gerekirse saldırgan olmaktan çekinmeyen bir hayvancık çıkar!
Ürkmüş ve aşırı uyarılmış olan ”hayvancığımız” kontrol edemediği ya da beklediği gibi gelişmeyen her şeyi bir saldırı gibi görür. Üstü örtülü yaralarına değen her olaya, olayın boyutunu aşan ve adeta geçmişten bugüne birikmiş tüm  kızgınlığını ve kırgınlığını ortaya boca eden tepkiler verir.
Tehditler karşısında uyarılmak ve tepki verebilmek sağlıklı bir tutum olsa da, maksadı aşan tepkiler bizi haklı iken haksız duruma getirebilir. Ya da karşımızdakilerin de kendini koruma güdüsü ile davranmaları yüzünden, çözüme kavuşturulabilecek bir olay, her iki taraf için de yıkıcı sonuçlar doğuracak aşamaya gelebilir. Dolayısıyla bu süreçte içimizdeki acıyı gidermek için bizi incitene ya da incitme ihtimali olana fazlaca yüklenmek yerine, önceliklerimizi gözden geçirmek yerinde olacaktır.
Acı bize incinmiş olan yerimizi hatırlatır. Neden böylesi sert bir tepki verdiğimizi düşünürsek, aslında olayın bize en büyük korkularımızı veya özlemlerimizi hatırlattığını fark ederiz. Fark etmek iyileşmeye giden yolun ilk adımıdır.  Bu sayede başkaları nasıl davranırsa daha iyi olacağımıza değil biz nasıl davranırsak iyi olacağımıza odaklanabiliriz.
İncinme ihtimali kimimizde aşırı savunmacı, kimimizde duyarsız, ödünsüz ve katı, kimimizde aşırı saldırgan hatta tehditkar olma eğilimini tetikleyebilir. Bazılarımız ise başedemeyeceğini düşündüğü bir acıyı tamamen görmezden gelmeye kalkabilir…
Önümüzdeki aylar içinde iİncinme ihtimali karşısında nasıl davrandığımızı ve neden böyle yaptığımızı, böyle bir stratejinin bizi incinmekten gerçekten koruyup korumadığını, gözden geçirmek ve içimizdeki ürkmüş çocuğu iyileştirmenin daha işe yarar yollarını bulmak için çalışacağız.
Unutmayalım ki başkalarını ancak kendimizi sevdiğimiz kadar sevebiliriz. Kendine şefkati olmayanın başkalarına karşı gösterdiği şefkat daima bir kaygı ve örtülü bir beklenti içerir. Kendi ihtiyaçlarımız, duygularımız ve davranışlarımız konusunda kendimize dürüst olursak, başkalarına karşı davranışlarımız, kendimizi ilişkilerde dile getirme ve konumlandırma şeklimiz de daha gerçekçi ve dengeli olur.
Son tahlilde bizi koruyan zırh ne savunma biçimlerimiz ne de bir göbek bağı gibi tutunduğumuz ilişkilerimizdir!
Gerçek göbek bağımız EVRENLE aramızdadır ve gerçekte bizi besleyen koruyan hayatın elidir. ASLINDA HEP RAHİMDEYİZ! Hepimiz sevgiyle büyütülen çocuklarız. EN korkmuş ve incinmiş hissetttiğimiz zamanlarda bunu hatırlamamız ve bu sevgiye sarılmamız dileğiyle…

 
 

Exit mobile version