18 Ocak günü İstanbul’a göre 22:52’de YENİAY adın verdiğimiz Güneş-Ay kavuşumu tam halini alıyor. YENİAY yorumu için aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;
- Ay ve Güneş, Oğlak Burcu’nun 28 derecesinde ve haritanın 4. Ev – 5. Ev sınırında kavuşuyorlar.
- Oğlak’taki Merkür ve Mars, YENİAY ile yakın açılı kavuşum yapıyorlar. Kova’daki Venüs ve Pluto da YENİAY ile geniş orblu kavuşumdalar.
- Haritanın Yükselen noktası 26 derece Başak. Yöneticisi Merkür YENİAY ile kavuşurken, Güneş ve Ay’ın girdiği Oğlak’ın yöneticisi Satürn, Neptün ile birlikte DC noktasına yerleşiyor.
- Uranüs’ü de katınca, ASC’den çıkan ve fokal noktası Satürn – Neptün kavuşumu olan bir uçurtma formu oluşuyor.
- Öte yanda Lilith, YENİAY stelyumu ve Neptün-Satürn kavuşumu arasında küçük bir üçgen olduğu görülüyor.
MEALİ;
Dünyada yeni paktların, çıkar cephelerinin oluşma ya da NETLİK kazanma zamanı. Dünya politikasına ve ekonomisine yeni bir şekil verilirken, kimin nerede duracağı ve dengelerin nasıl kurulacağı belirleniyor. Bir tür seferberlik gerilimi oluşturulsa, saflar sıklaştırılıp kamplaşmalar iyice belirgin hale gelse dahi, açık bir savaş ortamı yaratılacak gibi durmuyor.
Türkiye’nin hem bu dönüşümün önemli bir parçası olacağı hem de ülkenin kendi içindeki değişiminin de bu YENİAY ile birlikte hızlanacağı görülüyor. Borçlar, kamu harcamaları, vergiler, ödemeler dengesi gibi konular, bu aralar ülke gündeminde önemli bir yer tutabilir.
YENİAY haritasını Amerika için açtığımızda ise ekonomik sorunların önemli bir gündem teşkil edeceği görülüyor.
Bireysel düzlemde;
Güvende olmak için güvenli kabuğumuzdan çıkmak, aidiyetlerimizi korumak için bile yeni bir yaklaşıma cesaret etmek zorunda olduğumuzu bize fark ettirecek bir dönem. Kontrol edilemez değişimlerin olduğunun farkındayız. Alıştığımız sınırların ve tanımların ortadan kalkmakta olduğunu ve yeni tanımların daha sert, üzerinde yürüyeceğimiz yeni zeminlerin daha ödünsüz olacağını hissediyoruz. Bu ortamda ayakta kalmak için de kendi içimizde seferberliğe kalkışmak, yeteneklerimizi, niteliklerimizi, yaratıcılığımızı ortaya çıkartmak, elimizde olan her türlü beceriyi daha verimli bir şekilde kullanmak gerektiği mesajını her yönden alıyoruz.
Dış koşulların yanıltıcı, belirsiz, güven vermeyen şekilde seyretmesi, dünyanın bir düzeni ve adaleti olduğuna dair inancımızı zedeleyen gelişmeler olması pek mümkün. Ufka baktığımızda sadece karanlık ve belirsizlik varmış gibi hissedebiliriz. Tam da bu yüzden, gün gevşeme, sallanma, kaçıp saklanma, oluruna bırakma günü değil. Belirsizlik ve güvensizlik hissi ile baş etmek için açıklarımızı görüp kapatmak, derlenip toparlanmak, hayatımızın sorumluluğunu almak zorundayız.
Duygulara kapılıp savrulmak değil, etrafımızda olup biteni fark edip tepkilerimizi kontrol altına almak zamanı. Düşüncelerimizle, aksiyonlarımızı bütünlemek, yeniliğe ve dönüşüme açık olmak ama temkin ve tutarlılıkla ilerlemek gereken bir dönem. Ormanda iz süren bir kaplan gibi, sezgilerimize, tecrübemize ve gücümüze inanmalı, güruh alışkanlıkları ve tantanasından sıyrılıp, gerektiğinde yolumuzu tek başına çizmeliyiz.
Kendimize şu soruları soralım;
- Hangi konulara sadece heves olarak yaklaşıyor ama bunları hayat içinde işlevsel hale getirmek için gereken emeği vermiyorum?
- Hangi konularda tutarlı bir çaba göstermiyorum?
- Hangi konularda sorumluluk almayı geciktiriyorum?
- Hangi konularda kendi sınırlarımı çizemiyorum ve başkalarının sınırlarını göremiyorum?
- Hangi konulara gerçekçi yaklaşamıyorum?
- Neleri görmek istediğim gibi görüyorum? Olanı olduğu gibi görüp ona göre davranmaktan neden kaçınıyorum? Bunun bana nasıl etkileri oluyor?
- Hangi seçimlerimin yaratacağı sonuçları düşünmeden davranıyorum?
- Hangi konularda başarısızlık korkusu beni kendimi sınamaktan alıkoyuyor? Kendi eksiklerimi ve iyileştirilmesi gereken yönlerimi deneyim sayesinde görmekten neden kaçınıyorum?
- Kime filli olarak ya da kafamın içinde sürekli hesap veriyorum? Aklım ve vicdanımın yerine başka bir otorite figürünü koyduğum yerler var mı?
Her insanın zayıflıkları ya da eksikleri vardır. Bunları ancak hayat içerisinde sorumluluk alarak ve deneyim kazanarak yönetmeyi öğreniriz. Zorlanacağımız alanlardan kaçmak bizi güvende tutmaz. Davranış şekilleri de tıpkı bir kas gibi geliştirilmeye açıktır.
Mükemmel görünmeye değil, gücümüzü sahiplenmeye niyet ettiğimiz ve samimiyetle aklımızı, kalbimizi ve tavrımızı bütünlediğimiz bir YENİAY olsun.
This ain’t no place for the weary kind… Burası pes edenlere göre bir yer değil! Bu şarkı bu yazıya iyi gider;

