Site icon Juno – Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

17 Haziran 2019, YAY Burcu'nda DOLUNAY; En Büyük Zaafiyet Gerçekten Kaçmaktır!

by Dee Nickerson

17 Haziran 2019 günü, İstanbul’a göre 11:30’da DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – AY karşıtlığı tam halini alıyor. DOLUNAY haritasını incelerken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

MEALİ;
Çok sayıda Sabit Yıldız’ın devrede oldukları bir DOLUNAY yaşanacak. Yorumu yaparken bu yıldızların niteliklerini de dikkate aldım. Arzu edenler yukarıdaki açıklamaları inceleyebilirler.
Sosyal Düzlemde;

Bireysel Düzlemde;
Güven ve aidiyet duygularımızı sorguladığımız bir DOLUNAY bekliyor bizi… Köklerimizi saldığımız zeminler üzerinde düşünecek, kendimize güven ve huzur içinde var olabileceğimiz bir dünya yaratmaktan ne anladığımızı sorgulayacağız. Bu süreçte;

Güvenilir olmanın temel koşulunun DEĞİŞMEMEK, güvende olmanın ise DEĞİŞMEYEN BİR DÜZENDE YAŞAMAK olduğunu zannederiz.
Oysa değişmemek ve değişmeyen koşullarda yaşamak, insanı bunaltan bir cendereye, gelişmeyi önleyen bir engele dönüşebilir.  Güvenli olduğunu düşündüğümüz duvarların arkasına sığınmak, bizi gerçekleri görmekten ve onlara adapte olmak için çaba göstermekten alıkoyabilir. Dolayısıyla asıl tehditin farkına varmayabilir ve sırf korunma arzumuz veya tutuculuğumuz yüzünden gözardı ettiğimiz bir tehlikeye maruz kalabiliriz.
Hayat tahmin edilmesi ya da alıştığımız şekilde yönetilmesi güç bir değişkenlik eğilimi gösterir. Buna direnmek ya da bunu görmezden gelmek, anlamsızdır. Tam da bu yüzden asıl güven veren ve insanı güvende tutan koşul DÜRÜSTLÜKTÜR!
Dürüstlük önce kendimize dürüst olmakla başlar… Kim olduğumuz, ne hissetttiğimiz, nasıl davrandığımız, asıl ihtiyacımızın ve hedefimizin ne olduğu, neden korktuğumuz, neden rahatsız olduğumuz, ne umduğumuz gibi konularda kendimize dürüst olmak, bizi içine sığmakta zorlandığımız elbiseleri giymeye çalışmaktan korur. Eğer kendimizi kandırmaya çalışmadan hayatımızı incelersek, bazı arzu ve ihtiyaçlarımız ile bazı davranış modellerimizin çatışma içinde olduğunu, bu nedenle de huzurlu ve doyumlu olmadığımızı fark edebiliriz. Böylesi bir dürüstlük bize beklentilerimiz, ihtiyaçlarımız ve davranışlarımız arasında bir denge kurmak, bazı alışkanlıklarımızı törpülemek, veya bazı ön kabullerimizi değiştirmek için şans verir.
Kendimize dürüst olmak bize başkalarına da dürüst olma imkanı sağlar! Belirli kaygılarımız yüzünden -mış gibi yaptığımız için insanlarda yanlış beklentiler oluşturduğumuzu, sonra da istemediğimiz sorumluluklar veya bize uymayan yaşam biçimleri içine hapsolduğumuzu kendimize itiraf edersek, başkalarını yanıltmaktan da kaçınmaya başlarız. Kaybetme, sevilmeme, saygı görmeme, ciddiye alınmama, eleştirilme korkusu ile üstlendiğimiz rollerin için için yarattığı tepki ile korumaya çalıştığımız ilişkilerimizi sabote ettiğimizi ya da zaten sürdürülmesi mümkün olmayan kontratlar yaptığımızı görebiliriz.
Hayatla ve insanlarla ilişkilerimizde esas olan insanın kendine güvenebilmesidir. Eğer kendimize güvenimiz az ise bu duyguyu başkalarının onayı, varlığı veya gücü ile bütünlemeye çalışırız. Bazen de aslında güvenli olmayan insanlarla ilişkilerimizi alışkanlık yüzünden sürdürmek isteriz. Sabitlik gibi görünen bu durumun aslında hayatımızı sabote etmek olduğunu kendimize itiraf etmeyiz.
İlginç bir şekilde sürekli yeni bir arayış içinde olmamızın, hiç bir yerde ve hiç bir insanla tutunamayışımızın ardında da güvenlik ihtiyacı olabilir! Hayatın ve aidiyetlerin güvensiz ve acı verici olduğunu düşünmek, bazen bizi güvenilmez ve fazlasıyla değişken bir hale getirebilir.
Güvenliği veya güvensizliği dışarıda aramak, MERKEZİNİN FARKINDA OLMAMAK’la ilgilidir. İnsanin dünyasının merkezi kendisidir! Ne bir başkasını bu merkeze koyabilir, ne de bir başkasının merkezi olmayı talep edebiliriz. Zira merkezin kaydığı hallerin hepsi geçici ve herkes için güvensizdir. Güvenli olan tüm aidiyetler, her kişinin kendi merkezini ve kişilik sınırlarını koruduğu ama diğerleri ile yeteneklerini, olanaklarını, kaynaklarını paylaştığı ilişkilerdir.
İnsan ilişkilerinde en büyük sorunlardan biri birbirimize DOĞRULARIMIZ ile yaklaşmamız ve birbirimizi bu doğrulara mahkum etmeye çalışmamızdır. Oysa doğrular hem kişilere bağlı ve göreceli hem de zaman içinde değişkendirler! Değişmeyen ve hep güvenli olan tek şey GERÇEKTİR!
Kendi gerçeğimizin farkında olduğumuz ve kendimizi gerçekleştirebildiğimiz ölçüde başkalarına gerçekten ve gerektiği kadar yakın oluruz.
O zaman ne haksızlık eder, ne de bize yapılan haksızlığı çok uzun süre sineye çekeriz. Ne hakkımızı almak için olmayacak beklentiler içinde anlamsız çabalara girer, ne de incitilmiş olmanın bedelini başkalarına ödetiriz.
Gerçeği görebildiğimiz, kendi gerçeğimizle yüzleşebilecek, gerektiğinde kendimizi törpüleyip düzeltebilecek kadar güçlü olabildiğimiz ve başkalarına da kendimiz ve yapabileceklerimiz hakkında dürüst davrandığımız, kaldırabileceğimiz sorumlulukları samimi bir çaba ile taşıdığımız bir ömür dilerim hepimize…
JESUS TO A CHILD – George Michael … Gülümseyişin bana İsa’nın bir çocuğa verdiği güveni verdi. Jasmine Thomson Cover’ı için sevip de gönderen dosta teşekürler 🙂

 
 

Exit mobile version