16 NİSAN – Ya Herşeyim Ya Hiçim…

16 NİSAN - Ya Herşeyim Ya Hiçim...

16 NİSAN – Ya Herşeyim Ya Hiçim…

Gökte bir meydan okumadır sürüp gidiyor… Balıktaki Neptün (SU) ile, Başaktaki Mars (TOPRAK) birbirleri ile 1 derece farkla zıt konumdalar. Terazideki Retro Satürn (HAVA) ile, Koçtaki Güneş (ATEŞ) de tam bir zıtlık yaşıyorlar. Kısacası dört elementin de, birer şövalyesi var ve birbirlerine meydan okuma halindeler. Bugünü ilginç yapan Ay’ın seyahati… Ay gecenin bir vaktinde Kovanın 26. derecesinden geçip, Satürn ve Güneş karşıtlığını dengeleyen altmışlık bir açı – adeta bir tür arabuluculuk – yapıyor.

Ay’ın müdahale ettiği bu zıtlığın doğasını tarifleyelim; Koçtaki Güneş ileri atılmak için çırpınırken, Terazi’deki Retro Satürn ona geçmişi yargılattıyor, geride bıraktıklarını, ihmal ettiklerini, gözardı ettiklerini hatırlatıyor. Yeni pişmanlıklar yaşamamak için geçmişte pişmanlığa yol açan şeyeri tekrarlamamak bu çatışmanın önemli derslerinden biri olabilir. Kova’daki tarafsız ve hümanist Ay tam bu noktada devreye giriyor ve hatırlamamız gereken çok önemli bir dersi fısıldıyor kulağımıza: ”Pişman olmak istemiyorsan, kendin kadar başkalarını da dikkate alarak davran!” Odağımız kendimizi korumak olduğu sürece, kazansak da bir yerde kaybettiğimizi, uçlara giderek değil ortayı bularak, başkalarının kaybı olduğu bir yerde bizim gerçek bir kazancımız olmayacağını daima aklımızda tutarak ilerlememiz gerektiğini hatırlatan güzel bir bileşke yaşanıyor göklerde. Bunun izlerini belki de rüyalarımızda göreceğiz… Çünki bu açı gecenin orta yerinde gerçekleşiyor.

Ardından Balık’a geçerek duyarlılığı artan Ay, bir de Neptün’le kavuşuyor ve Mars’la yaşanan çatışmada taraf oluyor! Başaktaki Mars’ın, detaycı kararlılığı, kendisine belirli bir odak veya hedef saptayıp, herşeyi mükemmel bir hız ve zamanlama ile yapmak konusundaki ısrarı karşısında, Balık’taki Neptün ve Ay’ın içe dönük ve büyük resme odaklı duyarlılığı, kendi hedeflerini evrenin koca sebze çorbası kazanı içinde eritmeye yatkın hali, tam bir ”olmalı mı olmamalı mı” ikilemi doğuruyor… İşte bu sorunun cevabını herkes kendince bulacak! İstem ve kararlılığı temsil eden Mars, Oğlak’taki Pluto’dan geniş açılı bir destek, İkizler’deki Teraziden ise yine geniş açılı bir kare alıyor… Arzularımızın ve önümüze koyduğumuz hedeflerin altında neler var? Onları gerçekleştirmek için neleri ortaya koymaya hazırız? Ne kadar dirayetli, ne kadar sabırlı, ne kadar mücadeleciyiz ve bu zorlukları hangi amaçlar çerçevesinde göze alıyoruz? Ne zaman ısrarcı olmalı, ne zaman evrenin doğal akışına teslim olmalı ve su ile birlikte akmalıyız? Sanırım bu aralar bu soruların cevabını, herkes kendi yaşam öncelikleri ve algıları çerçevesinde cevaplamak zorunda kalıyor…

Cevabı bulmaya biraz daha var! Ayın sonuna doğru Pluto, Mars ve Güneş nefis bir toprak üçgeni yapacaklar. O zaman ayağı yere basan ve ileri dönük sonuçlar getiren kararlar almamız daha kolay olacak. O zaman iyi sandığımızın içindeki kötüyü, kötü gördüğümüzün içindeki hayrı, Güzel ve Çirkin’in neden içiçe ve yanyana olduklarını daha iyi anlayacağız. Şimdi ise zaman, gözlem ve iç değerlendirme zamanı…

Kolay Gele 🙂

Bir Cevap Yazın

Arşiv

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: