Site icon Juno – Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

15 Nisan 2014, Terazi Burcu’nda DOLUNAY ve AY Tutulması

15 Nisan 2014 günü, İstanbul itibariyle 10:42’de Dolunay Terazi Burcu’nun 25 derecesinde gerçekleşecek. Bunu takip eden birkaç dakika içinde ise Ay Tutulması’nı yaşayacağız.

Dolunay ve Ay Tutulması haritasının iki katmanlı bir hikayesi var;

İlk hikaye Dolunay dediğimiz Ay – Güneş karşıtlığı etrafında şekilleniyor; 25 derece Terazi’deki Ay  5’inci evde ve Arcturus ile ya da bizce bilinen adıyla Çoban  Yıldızı kümesinin en parlak yıldızı ile kavuşuyor. Bu sabit yıldız, astroloji konusundaki bilgisiyle de tanınan Babil kültüründe ”Cennet Sürüsünün Çobanı” olarak biliniyor ve Ay ile kavuşumu ”şanslı” sayılıyor. Kuzey Ay Düğümü ise Ay’ın birkaç derece ilerisinde. Güneş ise 11’inci evden Ay’a karşıt yaparken, Juno ve Güney Ay Düğümü ile kavuşumda.

İkinci hikaye ise haritanın diğer bileşenleri ile vücut buluyor; Haritanın Yükselen Noktası 8 derece ile Yengeç burcunda ve Jüpiter Yükselen noktasından birkaç derece uzakta. Anın yöneticisi Merkür. Merkür Uranüs ile tam kavuşum yapıyor. ”Jüpiter – Uranus & Merkür – Pluto – Mars arasındaki Öncü Büyük Kare” haritanın zeminini oluşturuyor. Ağır Abilerin arasında meydana gelen bu karenin öncü burçlarda oluşması, dönüştürücü etkisini arttırmakta.

Yine de konçertonun yöneticisi MC’ye yerleşen Chiron. Balık Burcundaki Chiron, Venüs & Neptün ikilisi ile şefkat ve şifa yüklü bir kavuşum yapıyor ve Jüpiter – Pluto karşıtlığına yaptığı ılımlı açılarla Büyük Kare’nin gerilimini, ”Hayra Vesile” bir çıkış kapısına çeviriyor!

MEALİ;

”Nasılsa hiç bir şeyi ama hiç bir şeyi değiştiremiyoruz ne kadar uğraşsak da…” diyerek çekildiğimiz köşelerden, sığındığımız konfor alanlarından bizi çıkartacak şeyler var yolda! Sıradışı, beklenmedik birşeyler olmasına hazırlanın hayatınızda… Tabi insan ”Beklenmeyene” ne kadar hazır olursa 🙂

Hepimiz sığınmışız bir köşesine hayatın… Ne insandaki nüveye, ne de kendimize güven duymadan yaşıyor… Ve yaptığımız tüm ”çekimser” seçimleri, başkalarının da ”öyle şöyle böyle” olmalarına bağlıyor… Kendimize bahaneler buluyor… Ve ”insan gibi yaşamak” için dünyanın değişmesini umuyoruz…

YANİ BİŞEY UMDUĞUMUZ DA YOK ASLINDA! Sadece şikayet ediyor, bahane buluyor, kaçıyor, oyalanıyor, erteliyoruz.

Çocuklarımıza doğru düzgün bir gelecek bırakamamaktan korktuğumuzu anlatıp duruyoruz herkese… AMA;

Güvenli bir dünya için güvenilir

Sevgi dolu bir dünya için sevgi dolu

Dürüst bir dünya için dürüst

Adil bir dünya için adaletli

Dinamik bir dünya için çalışkan ve dirayetli insanlar olmak konusunda

HEP bir bahanemiz, var!

OYSA bizim adımlarımızdan, bizim seçimlerimizden, bizim kaygılarımızdan, bizim alışkanlıklarımızdan, bizim önyargılarımızdan başkası değil dünyayı bu hale getiren… Ama biz hep ”ÖTEKİLER” düzelsin de biz de kendi silahlarımızı bırakalım, kapımızı açalım, çöpümüzü toplayalım ve diğerlerinin bahçesine atmayıp zararsız hale getirmenin bir yolunu bulalım…

YANİ İNSAN GİBİ İNSAN OLMAK DEVLET GÜVENCESİNE ALINSIN, 5 YIL BAKIM GARANTİSİNE VE 36 AY TAKSİDE BAĞLANSIN DA, BİZ DE MORTGAGE USULÜ İNSANLIĞIMIZA YATIRIM YAPALIM DİYE BEKLİYORUZ!

Oysa gayet basit bir şey insan gibi insan olmak… Kendine yakıştırmadığın ya da sana yapılmasını istemeyeceğin bir şeyi ne pahasına olursa olsun yapmamak, ya da bedeli ne olursa olsun ”iman ettiğinden” vazgeçmemek, bunun için gayet sade bir başlangıç olabilir…

Ama bizim hep ”Amalarımız” var 🙂

Başkalarının bizim için düşünecekleri,

Başkalarının yapmış oldukları ya da yapacakları,

Başkalarının sahip oldukları,

Başkaları… hani şu bizim hiç güvenmediğimiz insanlar :))

Hani neredeyse aşkı bile başkaları ”yalnız kaldı” demesinler diye yaşıyor, çocuklarımızı bile başkaları ”kısır” demesinler diye doğuruyor… Başkalarının hatalarını, doğrularımız yüzünden yadırganmamak adına tekrar ediyoruz.

Ama işte naapalım… Sonuçta dünyanın nasıl bir yer olduğu belli ve değişeceği yok :))))

Yine de hayatlarımız son bir kaç yıl içinde yıldırım hızıyla değişmekte… Sanki alıştığımız, öğrendiğimiz, beğenmesek de önemsediğimiz başkalarına onaylattığımız yöntemlerle, bir türlü düzene girmiyor dağınıklığımız! Sanki… ulam sanki bu dünya değişiyor da, biz… Evet biz insanlar değişmeyi, özümüze dönmeyi, yolu bulmayı reddediyoruz!

Bundan sonraki dönemde değişim daha hızlanarak devam edecek. Ve biz her geçen gün sıkı sıkıya tutunduğumuz alışkanlıkların bize faydası olmadığını biraz daha net görecek, güvenlik derdinden ev bellediğimiz sığınaklarımızın, ”sevgili bahanelerimizin” güvensizliğini tekrar tekrar fark etmeye devam edeceğiz.

Uğruna savaşmadan garanti etmeye çalıştığımız en büyük konfor alanı ”insanlığımız”dır aslında… Ama insan kendinin kıymetini bilmez ve kolayına gelen şeyler için feda eder en değer hazinelerini… Özgürlüğünü… Onurunu… Samimiyetini… Zerafetini… Zira biraz tırtıklandı mı ucundan, NEFS RUHA AĞIR BASAR!

İnsan neden kördür kendi saçmalıklarına? Hatasını görmeyi kabul etse, kendini affedemez de ondan!

Oysa Yaratan bizi her an affetmeye hazırdır… Sorumluluğu ona buna atmadan, İNSAN gibi ortaya çıkıp da ”hatalıyım” diyen, her daim şefkate mazhar olur ve her zaman – sahip çıktığı müddetçe onunla kalacak – yeni bir şansı vardır.

RAB RUHUNDAN ÜFLEDİĞİNE SIRTINI DÖNMEZ! Rabbine, yoluna, hayata, cennete ya da basitçe kendine sırtını dönen hep insandır… Başka yol yok zannettiği için dar, sıkıntılı ama tanıdık patikalarda dolanır durur…

Oysa ZAMAN, FARK ETME, İNKAR DEĞİL İKRAR ETME, YOL İSTEME ZAMANIDIR… Cennetin çobanı ışımaktadır göklerde pırıl pırıl… Adil, şefkatli, bağışlayıcı, uzlaştırıcıdır o…

Gerçeği kabul edip, dürüst bir ADIM ATANIN ÖNÜNDE YOL BELİRECEK ve etrafında fırtınalar kopuyormuş gibi gelse de, gönlünde hep huzur olacaktır.

This Little Light of Mine .. Bruce Springsteen parçayı resmen ”SALLAMIŞ” 🙂 … Benim küçük ışığım… Seni hiç söndürmeyeceğim… Her gün, her gün yakacağım seni yeniden!

IŞIĞINIZI SÖNDÜRMEYİN 🙂

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=ZZ6SAryPyQk]

Exit mobile version